Danıştay saldırısı Ergenekonu susturdu

Danıştay saldırısı Ergenekonu susturdu

Ergenekon davası, her duruşmada ilginç gelişmelere sahne oluyor. Neredeyse olaysız gün geçmiyor. Ancak dün farklı bir atmosfer vardı. Duruşma salonunda sükunet hakimdi.

İddianamenin okunmasına devam edilirken, daha önceki duruşmaların aksine hiçbir sanık ve avukattan itiraz gelmedi. Oysa iddianamenin en dikkat çekici bölümlerinden biri sayılan Danıştay saldırısı gündemdeydi. Savcı, Danıştay cinayeti hükümlülerinden Osman Yıldırım'ın ifadelerini iddianameden okurken, sanıklar sessizce dinlemeyi tercih etti. Yıldırım'ın şu ifadeleri salonda yankılandı: "Alparslan Arslan'ın arabasıyla Ataşehir'deki bir villaya gittik. Muzaffer Tekin, burada 3 el bombası getirterek ikisini bana verdi. Bunlar Cumhuriyet gazetesine atılacak. Rahat ol, kimse ölmeyecek, dedi. Diğer bombayı Alparslan alıp çantasına koydu."

Ergenekon terör örgütü davasının dün yapılan 7. duruşmasında sessizlik hakimdi. Önceki duruşmalarda sürekli tepki veren ve savcıya hakarete varan ifadelerle saldıran sanıklar, Danıştay saldırısının ayrıntıları ve Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması olaylarının anlatıldığı bölümleri sessizce dinledi.

Ergenekon soruşturması kapsamında haklarında dava açılan 46'sı tutuklu 86 sanıklı davanın 7. duruşması 09.30 sularında başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen davanın duruşmasına, aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in de bulunduğu 45 tutuklu sanık katıldı. Kemal Alemdaroğlu, Ali Yasak ve Güler Kömürcü Öztürk'ün de aralarında bulunduğu 14 tutuksuz sanık salonda hazır bulundu. Duruşmada, sanık ve katılanların tespitinin ardından Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel tarafından iddianamenin daha önceki celsede kalınan 443'üncü sayfasından itibaren okunmasına başlandı. İddianamenin dün okunan bölümünün büyük bir kısmı 17 Mayıs 2006'da düzenlenen Danıştay saldırısını kapsıyor. Üye hakimlerden Mustafa Yücel Özbilgin'in öldürüldüğü saldırı ve Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombalarla ilgili kısım sanıklar tarafından sessiz bir biçimde dinlendi. Danıştay davası hükümlüsü ve Ergenekon davasının tanığı olarak ifade veren Osman Yıldırım'ın açıklamalarının tamamı okundu. Devamında da Cumhuriyet'e atılan bombalarla ilgili eylemlerin tutuklu sanıklar İlhan Selçuk, Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu, Mehmet Fikri Karadağ ve Sevgi Erenerol'la bağlantılı olduğu iddiaları aktarıldı. Cumhuriyet'e atılan bombalar ile Danıştay saldırısı eyleminin ülkede darbe ortamı oluşturmak için yapıldığı anlatıldı. Önceki duruşmalarda sürekli tepki veren sanıkların dün hiçbir iddiaya itiraz etmemesi dikkatlerden kaçmadı.

Tuncay Güney Türkiye'ye getirilsin

Öğleden sonraki oturumda iddianamenin 584. sayfasında okunmasına ara verildi. Mahkeme heyeti sanık avukatlarının taleplerini aldı. İlk talep Doğu Perinçek'ten geldi. Dışişleri Bakanlığı'na yazı yazılarak Tuncay Güney'in Kanada'dan Türkiye'ye getirilmesinin sağlanmasını isteyen Perinçek, "Tuncay Güney, bu davanın örgüt iddiasının tek kanıtıdır. Bu davanın temelini oluşturmaktadır. İddiaları bütün sanıkları suçlayan çok büyük iddialardır. 'Türk Silahlı Kuvvetleri Ergenekon demektir' iddiası gibi. Geçen duruşma kasetin istenmesine karar verildi. Ama kasetle olmaz. Kendisinin getirilmesi lazım. Tuncay Güney, aralık, ocak ve şubat aylarında yasadışı olarak Türkiye'ye getirilmiştir. Polisle çalıştığını öğrendim. Güney'in beyanları nedeniyle bize suçlamalar yöneltildi. Bu hukuki bir tutanağa yansıtılmadı." diye konuştu. Kemal Kerinçsiz de Güney hakkında dava açılmadığı için kaçak sayılamayacağını, yakalama kararı da çıkarılamayacağını söyledi. Daha sonra mütalaasını yapan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Tuncay Güney hakkında ayrıca bir soruşturma olduğunu ancak getirilmesi konusunda inisiyatifin mahkemede bulunduğunu söyledi. Rahatsızlığı gerekçesiyle duruşmanın öğleden sonraki oturumuna katılan tutuklu sanık Hayrettin Ertekin, kalp hastası olduğunu ve pille yaşadığını söyledi. Mahkeme başkanının, kendisini Adli Tıp Kurumu'na sevk ettiğini ve kararı beklediklerini söylemesi üzerine sanık, "Ben Hüseyin Üzmez değilim ki 3 günde rapor gelsin. 60 günde çıkıyormuş karar. 60 gün dayanabileceğimi sanmıyorum." diye konuştu. Duruşmaya bugün devam edilecek.

NELER OKUNDU?

Bombaları Muzaffer Tekin'den aldık

Ergenekon iddianamesinin dün okunan sayfalarında Danıştay cinayeti hükümlülerinden Osman Yıldırım'ın ifadelerine yer veriliyor. Osman Yıldırım, ifadesinde, 29 Nisan 2006'dan sonra Alparslan Arslan'la Ümraniye'de buluştuğunu, Arslan'ın kendisine "Harekete geçeceğiz. Yarın buluşalım. Ataşehir'de Migros'un tam önüne gel. Bir arkadaş gelip seni alacak." dediğini anlatıyor: "Bir site içersindeki villaya gittik. Muzaffer Tekin'in burada 3 adet el bombası getirterek bana 'Bunlar Cumhuriyet Gazetesi'ne atılacak. Rahat ol kimse ölmeyecek. O şekilde olsun. İş bitince sana 500 bin dolar para vereceğiz. Senin, attırdığın kişilere vereceğin paraya karışmayız' dedi. İki el bombasını alıp cebine koydum. Bir tanesini de Alparslan alıp çantasına koydu."

Banka hesaplarındaki artış dikkat çekiyor

İddianamenin 461'inci sayfasında Danıştay sanıklarının banka hesaplarındaki artışa dikkat çekiliyor: "Danıştay saldırısının akabinde ve olaya ilişkin dava sürecinde Alparslan Arslan'ın anne ve babasının banka hesaplarındaki artış tutarının ise toplam olarak 32 bin 200 Euro ve 30 bin dolar olduğu anlaşılmaktadır.'' İddianamede, diğer sanıkların banka hesaplarındaki para girişleri de tarihleriyle birlikte detaylı olarak anlatılıyor. İlerleyen bölümlerde Ergenekon'un yapısı ve Danıştay saldırısı ile ilgili çıkan haberlere yer veriliyor.

Eylemlerde amaç: Hükümeti yıkmak

Savcı Zekeriya Öz, iddianamenin 470. sayfasında Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması ve Danıştay saldırısında Ergenekon terör örgütünün amacını açıklıyor: "Her iki olayda, örgütün amacının, halkı Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek ve cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemek olduğu anlaşılmaktadır." Veli Küçük ve Muzaffer Tekin, Danıştay'da azmettirici olmakla suçlanıyor.

Suikast planları deşifre ediliyor

İddianamenin ilerleyen bölümlerinde halkın bir kesimini başka bir kesimine düşürmek için ortaya konulan oyunlardan, provokasyonlardan bahsediliyor. 479. sayfada ise örgütün yapmayı planladığı eylemler anlatılıyor. Yargıtay'a, NATO tesislerine, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt'a, gazeteci Fehmi Koru, yazar Orhan Pamuk ve bazı DTP'lilere yönelik suikast planları deşifre ediliyor. Ele geçirilen gizli belgelere vurgu yapılıyor.

İddianamenin okunması hafta sonuna kadar bitirilecek

Duruşmada söz alan tutuklu sanıklardan Kemal Kerinçsiz'in avukatı Kadir Kartal ile Hüseyin Gökçearslan iddianamenin 518'inci sayfasından sonrasının tekrar olduğunu belirterek, savunmaya geçilmesini istedi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, tekrar bölümlerin atlanarak okunacağı cevabını vererek iddianamenin sonuna kadar okunacağı ve bu hafta sonuna kadar bitirilmesinin hedeflendiğini aktardı. Veli Küçük'ün avukatı ve kızı Zeynep Küçük, bugüne kadar, daha önceden yazılı yaptıkları talepleri duruşmalarda sözlü dile getirmediğini söyledi. Ayrıca sözlü talepte bulunmanın, müvekkiline, diğer sanıklara veya mahkemeye bir fayda sağlamayacağını düşündüğü için bu şekilde davrandıklarını anlatan avukat Küçük, müvekkiliyle ilgili soruşturmada başından beri gündem yaratılmaya çalışıldığını ve dezenformasyon yapıldığını, buna izin vermemek için de sözlü talepte bulunmadıklarını ifade etti. Zeynep Küçük, bu düşüncelerinde haklı olduklarını gördüklerini, geçen duruşmadaki bir taleplerinin bazı medya kuruluşlarında yanlış ve çarpıtılarak yer aldığını savunarak, müvekkili hakkında yıllardır sistemli bir şekilde dezenformasyon yapıldığını, soruşturmayı yürütenlerin de bunun etkisi altında kaldığını ileri sürdü. Küçük, "70 ayrı dedikodu ürünü ithamın iddianamenin içine taşındığını tespit ettik. Tahliye istemememiz bile yanlış yorumlanmıştır. Yazılı tahliye talebini sözlü olarak yenileme gereği duymamıştık. İddiaların tamamı asılsızdır. İddianamede somut, inandırıcı, hukuki hiçbir delil bulunmamaktadır. Bu durumda müvekkilimin, değil aylarca, günlerce, bir saat bile tutuklu kalmasını sağlayacak haklı bir gerekçe yoktur.'' diye konuştu. Bu arada, sanıklara sabah saatlerinde avukatlar tarafından Aydınlık Dergisi dağıtıldı. (Zaman gazetesi)

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir