Cinsiyet ameliyatlarıyla ilgili bir garip karar

Cinsiyet ameliyatlarıyla ilgili bir garip karar

Ersin Çelik, Anayasa Mahkemesi kararının cinsiyet ameliyatlarına ilişkin hukuki tartışmaları sona erdirmediğini ve yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu ifade ediyor.

Yeni Şafak / Ersin Çelik

Cinsiyet ameliyatlarıyla ilgili bir garip karar

Cinsiyet ameliyatlarının 12’nci Yargı Paketi’nde yer almaması üzerine oluşan kamuoyu tepkisi herkesin malumu. AK Parti’nin etkili isimleriyle de görüştüm ve yeni yasama yılında Meclis’e sunulacak ilk yargı paketinde yer alacağının taahhüdünü verdiler. Benim çekincem bu kez de ‘Terörsüz Türkiye’ düzenlemelerinden dolayı ötelenmesi. Umarım öyle olmaz.

Prof. Zeki Bayraktar, geçenlerde yayımladığı yazıda mevzu bahis düzenlemenin ne kadar elzem olduğunu gösteren şu bilgileri paylaştı: “Mevcut yasada çok ciddi boşluklar var ve bu boşluklardan yararlanan bazı doktorlar bu ameliyatları mahkeme kararı olmadan (yani mevcut yasaya bile uymadan) yapıyorlar.”

Bu arada geçtiğimiz hafta Anayasa Mahkemesi’nin cinsiyet değişikliğine ilişkin kararı da hayli konuşuldu. Yansıyan haberlerde, AYM’nin Türk Medenî Kanunu’nda yer alan ve cinsiyet değişikliği sürecinin şartlarını düzenleyen kuralın iptali istemiyle yapılan itirazı karara bağladığı ve cinsiyet değişikliği için yargı kararını şart koşulduğu ifade ediliyordu.

İlk okuduğumda ben de birçok kişi gibi meseleyi şöyle anladım: Bir mahkeme, zaten tartışılan mevcut düzenlemeyi iyice işlevsiz hale getirmeye çalışmış, AYM ise buna izin vermemişti.

Önceki gün ise önemli bir bürokrattan, “AYM’ye sunulan dilekçeyi okudunuz mu? Haberlerde bahsedilmiyor” mesajını aldım. Okumamıştım. Çünkü ortalarda yoktu.

Görüştüğüm bürokrat bazı notlar da gönderdi. Okuyunca kafam karıştı. Çünkü haberlerde anlatılanlarla dilekçedeki itirazlar farklı şeyler söylüyordu.

Bu kez dosyanın peşine düştüm. Antalya 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Anayasa Mahkemesi’ne gönderdiği başvuru dilekçesini buldum.

Dilekçeyi inceledikten sonra haberleri satır satır yeniden okudum. Sonra bir kez daha dilekçeye döndüm. “Acaba ben mi yanlış anlıyorum?” dedim. Açıkça ifade edeyim, içinden çıkamadım. Uluslararası hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan ve iyi bir anayasa uzmanı olan dostum Avukat Cüneyt Altıparmak’ı aradım. Tevafuk o da AYM kaynaklı haberleri anlamlandırmaya çalışıyormuş. Dilekçeden bahsettim, erişemediğini söyledi. Gönderdim hemen, yarım saat sonra aradı ve “Benim Antalya’daki hâkimden özür dilemem lazım.” dedi.

“Neden?” diye sorunca şunları söyledi:

“İyi niyetli olmadığını düşünmüştüm. Dilekçeyi okuyunca biyolojik cinsiyet yaklaşımının neden mevzuatta olmadığını sorguladığını ve toplumsal cinsiyet kavramını ağır ve bilimsel yönleriyle eleştirdiğini anladım. Belki de bir yargı paketi çıkana kadar cinsiyet ameliyatlarını durdurmaya çalıştığını, bunun telafisi olmayan bir süreç olduğunu yargıya anlatmaya çalışıyordu.”

Gerçekten de ortaya çıkan tablo kafa karışıklığının ötesindeydi. Beni bilgilendiren bürokrat da görüştüğüm hukuk uzmanları da AYM kararının, devam eden cinsiyet ameliyatlarını durdurmaya yönelik hukuki bir hamleyi boşa düşürdüğünü düşünüyor.

Nasıl mı?

Kamuoyunda oluşan algının aksine, Antalya’daki hâkimin temel itirazı cinsiyet değişikliği önündeki engellerin kaldırılması değildi. Tam tersi, dilekçede uzun uzun biyolojik cinsiyet tartışması yapılıyor. Y kromozomundan söz ediliyor. John Money’nin toplumsal cinsiyet teorisine geniş yer veriliyor. Hatta David Reimer vakası örnek gösterilerek bu yaklaşımın trajik sonuçları anlatılıyor. Ardından da mevcut kanunun; kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklılığı hukuk düzleminde yeterince dikkate almadığı savunuluyor.

Mahkeme, askerlikten çalışma hayatına kadar birçok alanda bunun Anayasa’nın eşitlik ilkesini zedelediğine dikkat çekiyor. Yani dilekçede, mevcut yasalara göre cinsiyet ameliyatlarının tamamen yasaklanması gerektiği vurgulanıyor.

AYM ise mevcut düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna vardı. Yani cinsiyet ameliyatlarının 18 yaşında yapılmaya devam etmesinin önüne geçilebilecekken, oy birliği ile aksi yönde karar verildi.

Benim anladıklarım böyle. Varsa farklı bir yorumlama, onu da yazarım.

Lakin şu bir gerçek; Zeki Bayraktar Hoca’nın ifadesiyle, “bu ameliyatlar şu anda takır takır yapılıyor.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir