İngiliz düşünce kuruluşu "British Future" ile "British Muslim Trust" vakfının ortaklaşa hazırladığı yeni bir rapor, Birleşik Krallık genelinde Müslümanlara yönelik nefret suçlarındaki ürkütücü tırmanışı gözler önüne serdi. Rapora göre, İngiltere’deki Müslümanların yüzde 56’sı son 12 ay içinde farklı şekillerde ayrımcılığa ve düşmanlığa maruz kaldı.
Basına röportaj veren British Muslim Trust Vakfı Başkanı Akila Ahmed, bu oranın "Müslümanları hedef alan ve giderek büyüyen nefretin boyutu konusunda son derece endişe verici göstergeler barındırdığını" belirtti.
İngiliz uzman, yeni yayımlanan "Müslümanlara Yönelik Düşmanlığı Anlamak: Harekete Geçmek İçin Temeller" başlıklı raporun, acil bir hükümet müdahalesini gerektiren tehlikeli bir gerçeği yansıttığını vurguladı.
Sosyal Medya ve Kamusal Alanda Düşmanlık
Geçtiğimiz Mart ayında yapılan iki ayrı ankete dayanan çalışmanın ilki, 18 yaş üstü genel İngiliz toplumunu temsil eden 2 bin kişiyle; ikincisi ise ülkenin dört bir yanından 1013 Müslüman yetişkinle gerçekleştirildi.
Araştırma sonuçlarına göre:
Müslüman katılımcıların yüzde 27’si sokaklar ve toplu taşıma gibi kamusal alanlarda düşmanca tavırlarla karşılaştı.
Yüzde 19’u iş yerlerinde, hastanelerde veya kamu kurumlarında ayrımcı muameleye maruz kaldığını belirtti.
Yüzde 34’ü ise sosyal medya platformlarında, şiddet çağrıları da dahil olmak üzere nefret söylemlerinin hedefi oldu.
Akila Ahmed, sosyal medyada Müslümanların ülkeden sınır dışı edilmesi yönündeki çağrılar da dahil olmak üzere nefret söylemlerinde ciddi bir artış gözlemlediklerini, dezenformasyon ve sahte içeriklerin bireyleri radikal konumlar almaya ittiğini belirtti.
Kuşaklar Arası Fark ve Medya Ön Yargısı
Raporda, Müslümanların İngiliz toplumundaki rolüne ilişkin yaş grupları arasında bariz bir algı farkı olduğu ortaya çıktı. 65 yaş üstü kişilerin yüzde 29’u Müslümanların topluma katkısını "olumsuz" olarak değerlendirirken, 18-24 yaş arası gençlerin yüzde 43’ü Müslümanların topluma "olumlu" katkı sağladığını düşünüyor.
İngiliz medyası ise Müslümanların en çok adaletsizlik hissettiği alan olarak öne çıktı. Katılımcıların yüzde 52’si medyanın kendilerine, toplumun diğer kesimlerine kıyasla çok daha kötü ve ön yargılı yaklaştığına inanıyor.
Siyasi Söylem ve Güvenlik Endişeleri
Resmi makamların tutumunu da değerlendiren Ahmed, İngiltere Parlamentosu'nda son dönemde Müslümanları dışlayıcı siyasi söylemlerde belirgin bir artış yaşandığını söyledi. Bu durumun toplumsal bölünmeyi derinleştirdiğini belirten Ahmed, bazı medya organlarının Müslümanların dini kimliğini doğrudan suç oranlarının yüksekliğiyle ilişkilendirerek İslamofobiyi körüklediğini vurguladı.
Özellikle geçen yıl aşırı sağcı "Unite the Kingdom" (Krallığı Birleştir) adlı grubun düzenlediği, ırkçı sloganların atıldığı ve polisle çatışmaların yaşandığı protestoların ardından Müslümanlar arasındaki korku iklimi en tehlikeli aşamaya ulaştı.
Araştırmaya göre, Müslümanların yüzde 61’i bu protestolardan sonra kişisel güvenlikleri konusunda çok daha büyük endişe taşımaya başladı. Bu oran, saldırılara en açık grup olan Müslüman kadınlar arasında yüzde 69’a kadar yükseldi. Rapor ayrıca, İngilizlerin yaklaşık altıda birinin Müslümanlara karşı ciddi bir düşmanlık beslediğini; katılımcıların yüzde 17’sinin Müslüman nüfusun artmasını "İngiliz kültürüne yönelik temel bir tehdit" olarak gördüğünü ortaya koydu.
Akila Ahmed, İngiltere'deki Müslümanları maruz kaldıkları her türlü nefret suçunu yetkililere bildirmeye çağırırken, siyasetçilerin ve medyanın bu tehlikeli gidişatı durdurmak için doğrudan sorumluluk alması gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.