1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. DOĞU TÜRKİSTAN

  4. Çin’in korona salgını sırasında Uygurlara karşı devreye soktuğu zulüm uygulamaları ifşa oldu
Çin’in korona salgını sırasında Uygurlara karşı devreye soktuğu zulüm uygulamaları ifşa oldu

Çin’in korona salgını sırasında Uygurlara karşı devreye soktuğu zulüm uygulamaları ifşa oldu

2019 yılından itibaren, Çin rejimi, dünya kamuoyu pandemiye kilitlenmişken, Tecrit Kamplarından tek model Toplu Hapishane sistemine gizlice geçti.

14 Ağustos 2023 Pazartesi 13:27A+A-

EYÜP TOGAN / HAKSÖZ-HABER

Çin Rejimi Uygur müslümanlarına karşı yürüttüğü baskı ve zulmü mütemadiyen reddetmekte. BM Doğu Türkistan’daki uygulamaları insanlık suçu kapsamına alırken, Çin Yeniden Eğitim Kampları adını verdiklerini yalanını tekrarlıyor. Bu inkarcılığı başka gelişmeleri ustaca dikkatlerden kaçırıyor. Çin, son üç yılda artık Toplu Eğitim Kampı açıklamalarına sığınmadan topyekûn inkar aşamasına geçti. Oysa Sincan Polis Dosyalarından 2022 yılında sızan veri ve belgeler, 2017’den beri devam eden baskı ve zulmün artık tek geçerli standard haline geldğini ortaya koymakta.

Der Spiegel ve Araştırmacı gazetecilik örgütlerinin de ortaya koyduğu Çin Polisinden gelen 10 gigabyte boyutundaki veri hackerlar tarafından deşifre edildi. 2022 yılında meydana gelen bu sızdırma Adrian Zeyn adlı bir Alman gazeteci aracılığıyla duyuruldu.

2017’den beri Toplu Kamplar gündemde. 9 Aralık 2019 tarihinde, Xinjiang Özerk Bölgesi Başkanı Şöhret Zakir Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki tüm öğrencilerin mezun olduklarını açıkladı. Bu tarih Çin’de Korona salgınının ilk görüldüğü tarihe yakın bir tarih. İşte bu aşamadan sonra adına konsantre kampları da denen ve uydu görüntüleriyle 160 futbol sahası büyüklüğünde olduğu bildirilen bu kampları tasfiye etmek şöyle dursun, dünya kamuoyunun dikkati pandemiye kaymışken Çin rejimi hapishane sistemine geçerek, baskı ve sindirme alanını derinleştirdi. Artık konuşulması gereken toplu kamplar değil, hapishane ve işkence merkezleri haline gelen mekanlar. Bu noktada Çin’in zorba uygulamalarının dünyanın duyarlılığından aslında etkilendiği de anlaşılıyor. Yalnız kalan bir Çin’in gücü azalır. Çin’e destek verenler bu nedenle sadece gerçekleri örtmüş olmakla kalmıyor, zamanla Çin’in azgınlaşmasına omuz veriyor.  

İlişikteki görüntülerdeki hücreler, yüksek güvenlikli sayılmayan hapishanelerden. Bu alanlarda ellerinde sopa hücrelerin önünde kümese girmesini bekler gibi kurbanlarını bekleyen gardiyan ve polisler göze çarpıyor. Hapishanelerde silahlı, robokop tipli polislerin nasıl baskıcı ve tehditkar olduklarını fotoğraflar anlatıyor. Fotoğrafları çeken Çin polisinin kendisi olduğu için poz verenlerin o anda korkacakları bir şey yok. Tabii bu verilerin araştırmacı gazetecilerin eline geçmesi Çinli muhaliflere önemli bir koz veriyor. BM’in çeşitli kınama kararlarına rağmen Pakistan, Suudi Arabistan gibi ülkeler Çin’in iç işleri görükleri gerekçesiyle Çin’e yaptırım uygulatmaya yanaşmıyor. Aşağıda Çin resmi sitesinin Türkçe yayımladığı savunma raporu İslam ülkesi olarak bilinen ülkelerin çekincesini nasıl kendi lehine bir propaganda aracı olarak kullandığı görülebilir. Örneğin aşağıdaki ifadelerde, hiçbir İslam ülkesinin destek vermediğini söylüyor:

Dünya kamuoyu beyin yıkama ve tecrit kampları var mı yok mu düşüne dursun, Çin elini yükselterek yüksek güvenlikli hapishanelerinde baskı ve sindirmelere devam ediyor. Fotoğraflarda bu yüksek güvenlikli hapishane görüntüsü elde edilemedi. Sincan’ın Urumçi bölgesinde halkı 500 kişilik idari bölgelere ayırarak, her mahelleye bir karakol kurdular.  Her an parmak izi, kimlik kartı ve yüz taramasıyla sorgulama yapabiliyorlar. Yapay Zeka ile taranan kişilerden risk sinyali verenler olumsuz puan durumuna göre sorgusuz sualsiz tutuklanıyor. Bu şekilde algoritma takibiyle Çin ağına takılan 15.000 Uygurlu müslüman olduğu rapor ediliyor. Hedef olmak için ise fazla bir şey yapmaya gerek yok. Yürünürken seçilen kaldırım bile risk faktörünü artırıcı bir neden olarak görülebilir. Çin rejimi, her ne kadar İslam’ı resmi olarak 5 din içinde tanıyorsa da, özellikle 2014 yılından bu yana Ramazan oruçlarını yasaklamaktan, uzun sakal bırakmaya, helal gıda satışına engel olmaya ve pekçok camiiyi dayanıksız camii olduğu gerekçesiyle yıktı veya yerini değiştirdi. Baskıdan nasibini sadede Uygurlu müslümanlar almıyor, Özbek ve Kazaklar da bu zulüm çemberinin içinde. Çin bu mücadeleyi bir rejim sorunu olarak görürken Çin Komünist Partisinin Han Çinlileri lehine sistematik bir ırkçılığı uzun vadeli kökleştirmekte. ‘Sinification’ adı da verilen bu kapsamlı politikanın bir ayağı Uygurları temizlemek ise diğer ayağı yırtıcı bir şekilde her şeyi ötekeleştiren bir düşmanlık politikası olarak yerleşiyor. 2000’li yılların başından beri sıkı sıkıya sarıldığı terörle mücadele amacına başlıyor. Yukarıdaki sözü geçen verileri toplamakla verilerle yetinmeyen Çin ağız salyası, DNA ve diğer kişiye ait biyolojik verileri de işleyerek esasında nasıl bir toplum ve dünya inşa etmek istediğinin bir modelini, Doğu Türkistan’da test ediyor. Sincan’da etnik sterilizasyon büyük ölçüde tamamlanmış olduğu haberleri geliyor. Cadde ve sokaklarda 18-30 yaş arası insanlar artık seyrek görülüyor. Yaşlılar, kadın ve çocuklar var etrafta sadece. Dünya kamuoyunun bu sessizliği devam ederse, halkın takibi ve veri işlentisi ile kişi hareket ve seçimlerini sınırlayan uygulamalar bir dünya standardı gelecek. Görünen o ki, Uygur halkı bu teknolojilerin denetimsizliği nedeniyle çoktan kobay haline getirilmiş durumda. Şimdilik Çin’in diğer batı ülkelerinde de benzer yüz tanıma ve kişisel alanın daraltılması uygulamalarını  yaygın olarak kullanıldığı bahanesine sarıldığını görüyoruz. Bu konu enine boyuna tartışılıp kişisel hak ve özgürlüklere sahip çıkılmadan bu kazanımların geriye gitmesi devam edeceği anlaşılıyor.

e2-004.jpg

Artık bir hapishaneye dönüşmüş Tekes Tecrit Kampında Elinde sopayla kurbanını bekleyen Çinli gardiyan. (Sincan Polis Dosyasından)

 

e3-004.jpg

‘Kaplan Sandalyesi’ adı verilen Çin usulü işkence sandalyesi. Mahkum sorgulanırken, elleri masa üzerinde bağlı ve vücüdun kıpırdamasına izin verilmiyor. Kalkanlı polis ve diğerleri de vaziyet ediyor. Bu tür sorgu biçimi Türkistan’a özgü değil, Çin polisinin tipik karakol sorgulamaları bu şekilde yapılıyor.

 Foto: Xinjiang Police Files

e4-001.jpg

Çeşitli darb izleri (Sincan Polis Dosyası)

 

e5-003.jpg

Çeşitli kereler yayınladığı belgeler nedeniyle Çin Hükümetinin hedefinde olan antropolog Adrian Zenz. Çin hükümeti onu çeşitli propaganda yöntemleriyle Hıristiyan bir fanatik olarak itibarsızlaştırmaya çalışıyor.

 

e6-001.jpg

Tekes kampı veya hapishane… Resim tarihi 2018.

 Foto: Xinjiang Police Files

e7-001.jpg

Uygurlu müslümanların kaldığı hapishanede joplu tüfekli tatbikat

 

 

HABERE YORUM KAT