Ceylan'ın Katili ve Ölüm Sessizliği

Ceylan'ın Katili ve Ölüm Sessizliği

12 Yaşındaki Ceylan Lice'ye yakın bir mezra'da ailesine ait koyunları otlatırken bir havan mermisi ile parçalanarak öldürüldü. Ceylan isimli bu kız çocuğu hangi suçundan ötürü ve kim(ler) tarafından öldürüldü? Katilin bulunamaması büyük bir felaket ama…

Katilin bulunamaması büyük bir felaket ama katili bulmakla mükellef olanların derin bir sükuta bürünmüş olması daha büyük bir felaket aslında.

Ceylan'ın acılı annesi Saliha hanım şöyle feryat ediyor: "Ceylan'ımın kime zararı vardı? Sadece hayvanları otlatıyordu. Paramparça oldu. Neden çocuğum durduk yere öldürülüyor? Ben kime hesap soracağım?"

Ceylan'ın katili diğer bütün katiller gibi firar etti. Adı güvenlik, emniyet, adalet vs ile mücehhez kurumlar ve temsilcileri açıklama yapmaları gereken en kritik zamanda ısrarla susuyorlar. Ceylan'ın öldürülmesi karşısında susmak sadece katilleri sevindirecektir.

Genelkurmay Başkanlığı cinayetin ardından ancak dört gün sonra açıklama yapabildi. Her zamanki gibi klişe sözlerle örülmüş ve inandırıcılıktan uzak bir açıklamaydı yapılan. Bölgedeki askeri karakollardan bir roket atış yapılmadıysa nasıl oldu da Ceylan parçalanarak öldürüldü? Ceylan karakolun çok yakınında öldürüldü? Koyunlarını otlattığı yer karakoldaki nöbetçilerin görüş mesafesindeyken öldürülen Ceylan'ın katilini görememiş(!) olmak da büyük bir suç değil mi?

Ceylan'ın katledilmesi karşısında ancak zalimler suskun kalabilir!

Yeni Asya Gazetesi çizeri İbrahim Özdabak'ın karikatürünü ve Yeni Şafak Gazetesi yazarı Abdullah Muradoğlu'nun konuyla ilgili yazısını ilginize sunuyoruz:

HAKSÖZ-HABER

Kim susabilir!

Abdullah Muradoğlu / Yeni Şafak

12 yaşındaki bir çocuğumuzun paramparça edilmesi karşısında hangi vicdan susar ki halkın vicdanı olmayı kendisine görev bilmiş gazeteciler de görmezden gelsin ve sineye çeksin.

Böyle bir şey söz konusu olabilir mi?

Medyamızın durumu gerçekten Ahmet Altan'ın dramatize ettiği gibi sefaletin dibini bulmuşsa, o halde kalemlerimizi kıralım ve sessizliğin o kahredici kalesine sığınalım gitsin.

Hem kalem sahibi olmak, hem sessiz kalmak cinayete ortak olmakla eşdeğer çünkü..

O paramparça edilen çocuk aslında bizim bir bütün halinde, daha adil bir dünyanın parçası olma çabamızın ne kadar da hayati önem taşıdığını gözler önüne sermiyor mu?

Türkiye'nin kendi yolunda sağ salim ilerlemesinin ve 'demokratik açılım'ın bir süreç halinde devam ederek tamamlanmasının güle oynaya gerçekleşeceğini de ummayalım.

Birileri parçalayacaklar, biz bütün olmak için çabalayacağız..

* * *

Daha geçen gün Diyarbakırspor-Bursaspor maçında yaşanan olayların kardeşlik duygularını çökertmekten başka hiçbir işe yaramayacağını tartışmıştık hatırlarsanız.

26 Eylül'de olmuştu bu maç..

28 Eylül günü ise Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı bir köy mezrasında koyun otlatan Ceylan kızımız, ne olduğu henüz resmen açıklanmayan bir şekilde can verdi.

Ceylan kızımız 'mücavir alan' içinde kör bir mermiye kurban gitmiş de olabilir..

Ama şimdi bu iki olayı birlikte düşünün ve açacağı tahribatı hesap edin..

Ne görüyorsunuz?

O gördüğünüz şeyden mutlu musunuz?

PKK ile Diyarbakırlıları, Kürtleri bir gören zihniyete sesleniyorum..

İstediğiniz tablo bu mudur?

* * *

Artık kapanması mümkün değil bu olayın.

Medyamız Münevver Karabulut'a gösterdiği ilgiden daha fazlasını Ceylan kızımız için de gösterecektir muhakkak.

Ceylan'ın o küçücük bedenine bir havan mermisi mi yoksa bir uçaksavar mermisi mi isabet etti yoksa bir mayına mı çarptı bilmiyoruz..

Zaten bu 'bilmemek' başlı başına endişe etmemiz yeterli değil midir?

Gerçekte ne olduğunu bize söylemesi gereken devlettir.

Her kim sorumluysa bulup çıkarmak da devletin görevidir.

Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre bölgedeki askeri birliklerden o saatte her hangi bir havan atışı yapılmadığı tespit edilmiş..

Havan değilse, ne?

Bunu açıklayacak bir Allah'ın kulu yok mudur bu ülkede?

 

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir