1. HABERLER

  2. HABER

  3. ANALİZ

  4. Bu Ne Şiddet, Bu Ne Celal Sayın Soylu?
Bu Ne Şiddet, Bu Ne Celal Sayın Soylu?

Bu Ne Şiddet, Bu Ne Celal Sayın Soylu?

Ortaya çıkan çirkin bir uygulama ve fotoğraf üzerinden güya polisi savunmaya çalışmak bizatihi polisi ezmek ve itibarsızlaştırmak değil midir? Artık neredeyse her mesele siyasetçilerin bu türden basiretsiz ve sorumsuz açıklamalarıyla krize dönüşüyor.

21 Şubat 2019 Perşembe 12:48A+A-

HAKSÖZ-HABER

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ankara’da bir eyleme katıldığı gerekçesiyle polis tarafından yaka paça gözaltına alınan ve bu esnada bir polis tarafından iffetine uzanmış karesiyle kamuoyu gündemine oturan Merve Demirel hadisesiyle ilgili açıklamada bulunmuş. Açıklamada bulunmuş bulunmasına ama bu çirkin olaydan ötürü özür dileme, ilgili polis memurunun derhal açığa alınacağı ve olay hakkında soruşturma başlatılacağı gibi beyanlarda bulunduğu sakın aklınıza gelmesin!

Peki, ne yapmış Sayın Soylu? Açmış ağzını yummuş gözünü! AK Partili bir yetkilinin bile açık yüreklilikle gerçekliğini teyit edip kınadığı bu çirkin olay karşısında tepki gösterenlere karşı küplere binip son derece buyurgan ve had bildirici ifadelerde bulunmuş. İnsan Süleyman Soylu’nun bu öfkeli tutumu karşısında “Sakin olun Sayın Soylu! Bu ne şiddet, bu ne celal!” demeden edemiyor!

Süleyman Soylu’nun Twitter hesabından yayımladığı olayla ilgili beyanı aynen şöyle:

“Yasadışı eylem yapıp direnirseniz, uyarılardan sonra ‘kargatulumba’ gözaltına alınırsınız…

Eğer taciz varsa üzerine ilk biz gideriz…

Hayatı kendi gibi düşünmeyenleri tacizle geçenlerin ‘Babası FETÖ'den ihraç, kardeşi DHKP-C'li proje kadın’ üzerinden polisi ezmesine müsaade etmeyiz”

Bu kısa ama özlü beyan aslında ülkenin bir süredir içerisine girdiği cinneti gayet iyi özetliyor. İçişleri Bakanlığı makamının en tepe noktasındaki bir kişi bile kendini yargının yerine koyup hükmedebiliyorsa o zaman bu ülkede “bağımsız yargı” ve “hukukun üstünlüğü” jargonları gerçekten ölmüş demek değil midir? Neymiş efendim, “babası FETÖ’den ihraç, kardeşi DHKP-C’li” imiş; haliyle bu mantığa göre baba ve kardeşin bu sicili Merve Demirel’i de “proje kadın” yapmaya yeter de artar bile! O halde “FETÖ’den ihraç” edilmiş bir babanın kızı ve kardeşi DHKP-C’li olan bir kişinin bacısı olması “suçlu” ve “proje kadın” olmaya yeter de artar bile!

Süleyman Soylu’nun bu rezil olay üzerine sarfettiği bu sözler, Ankara Emniyetinin olay üzerine yaptığı açıklamanın daha kötü bir kopyasından başka bir şey değil. Gösteri ve yürüyüş hakkını yok sayan, kendini yargı yerine koyup hüküm biçen, “bağımsız yargı” veya “hukukun üstünlüğü” mefhumlarını ayaklar altına alan ve en önemlisi de “suçun şahsiliği” ilkesini yerle yeksan eden bu tarz bir çıkışın İçişleri Bakanlığı makamına oturmuş üstdüzey yetkili bir şahıstan sudur etmiş olması öyle geçiştirilecek türden bir durum mudur? Yoksa en iyi ihtimalle “talihsizlik” denilip görmezlikten mi gelinecek?

Sayın Soylu, mezkur çirkin görüntüyü buharlaştıran ve olayı bambaşka bir zemine taşıyan bu sözleriniz ve tarzınızla “polisin ezilmesi”ne engel olmuyor, bilakis bizatihi siz hukuku, adaleti eziyorsunuz! Farkında mısınız?

HABERE YORUM KAT

14 Yorum