26 yaşındaki Özdemir, daha önce CDH Genel Başkanı'nın özel kalem müdürlüğünü yürütmüştü ve Schaerbeek Belediyesi'nde 2006'dan bu yana meclis üyeliği görevini yapıyordu. Üniversitenin kamu yönetimi ve siyaset bölümlerinden mezun olan Mahinur Özdemir, 5 çocuklu bir ailenin en büyük kızı. Özdemir'in babası Konyalı, annesi ise Afyon Emirdağlı.
Belçika seçimlerinde CDH 11 milletvekili çıkarttı. Bu partinin listesinde 21. sıra adayı olan Mahinur Özdemir, Pazar günü yapılan seçimde 2 bin 851 tercihli oy elde ederek, Belçika parlamentosunun en genç milletvekili olarak seçilme imkanı buldu. Başörtüsü nedeniyle adaylığı sürecinde çeşitli eleştirilerin hedefi haline gelen Özdemir, başörtüsü ile Brüksel meclisinde görev yapamayacağına dair yasal bir düzenlemenin bulunmadığını açıkladı. Başörtüsü meselesi konusunda 'Önemli olan dış görünüşüm değil, düşüncelerimdir. Beni düşüncelerim için seçtiler.' dedi. Özdemir, parlamentoda başörtüsü ile yemin edeceğini, sorulan bir soru üzerine de TBMM'de Refah Partisi'nden milletvekili seçilen Merve Kavakçı'nın parlamentoya girmesinin engellenmesi gibi bir durumla karşılaşmayacağını belirtti.
Önceliğinin eğitim olduğunu altını çizen genç milletvekili, "Eğer ben burada eğitim görmeseydim, yaptıklarımı belki böyle ifade edemezdim. Başörtümle beraber burada eğitim gördüm ki kendimi bu halimle ifade edebildim. Başörtülüler burada da malesef sıkıntı yaşıyor. Liselerin yüzde 95'inde başörtüsü yasak. Bunlar da okul idaresinin koyduğu, devletin koymadığı yasaklar. Üniversitelerde genelde bir yasak yok. Belçika nötr bir devlet. Herkese eşit davranmaya çalışıyorlar. Belçika doğumluyum. Biz gençler sesimizi duyuralım diyerek siyasete atıldım, çok önemli projelerle gündeme geldim ve bunları gerçekleştirmek için çalışacağım" diye konuştu. Brüksel Bölge Parlamentosu, otonom olarak çalışıyor.
Bölge Parlamentosu'na giren Türkiye asıllı Mahinur Özdemir, ilk başörtülü vekil olmasının yanı sıra meclisin en genç üyesi. Özdemir, yaşı nedeniyle iki hafta sonra kâtip üyelik görevinde bulunacak.
Özdemir, Belçika'da niçin bir Hıristiyan demokrat partiden aday olduğunu da şu cümlelerle açıkladı: "Toplumda yüzlerce başörtülü genç kız var. Onlar da dış görünüşlerinden çok yaptıkları ve beyinlerinin içindekilerle gündeme gelmek istiyorlar. Bizim parti genel başkanımızın da mesajı bu işte; ben bu kızın yetenekleriyle ilgileniyorum. Başının üstündeki ile değil, içindekilerle ilgileniyorum. Dolayısıyla parti içerisinde verilen mesaj da bu oldu."
Özdemir, seçimlerden önce yaptığı konuşmalarda, modernizmin ve ilerlemeci anlayışın toplumu gittikçe çözdüğünü vurgulayan bir söylemi ön plana çıkartmıştı. Seçimler esnasında kullandığı söyleminde dikkat çeken önemli vurgular şunlardı:
"İnsanımızın içinde bulunduğu bir çok problem, yıllardan beri üzerine tam manasıyla gidilemediğinden, iyice irdelenmeden yapay tedbirlerle adeta üstü kapatıldığı için, maalesef şu an kangren halini almış durumdadır.
Sosyal yapı iyice dejenere olmuştur. İnsanlar arası, komşular arası, aileler arası iletişimsizlik öyle bir noktaya geldi ki, bu sadece Belçika için değil bütün dünyayı tehdit eden sosyal bir problem olmuş durumda.
Artık her evden kavga sesleri yükselmeye başladı. İnsanımız artık tebessüme hasret kalmış durumda. Teknolojinin bu kadar ilerlemesi, insanımızı daha da mutlu etmesi gerekirken maalesef daha da huzursuzlaştırdı. Aileler bir bir dağılıyor. Boşanmalar öyle arttı ki, bir çok örneğe şahit oldukça, en yakınlarımızın ayrılmalarını dahi, elimizden bir şey gelmemesi sebebiyle, üzülerek uzaktan seyrediyoruz. Ailelerimizi bu en zor dönemde desteklemek zorundayız.
Çocuklarımız elimizden kaymaya başladı. Onlara artık gereği gibi sahip çıkamıyoruz. Anne ve babalar, çocuklarıyla gereken iletişimi kuramıyorlar. Görüştüğümüz birçok aile çocukları sebebiyle, dert yumağı haline gelmiş ve çaresiz durumda. Okulda öğretilen eğitimin yanı sıra, iyi bir terbiye almasının yollarını aramalıyız.
Gençlerimiz ise, iyi bir geleceğe sahip olma yarışının bu denli zor olduğu bir ortamda adeta boğulmamak için bocalıyorlar. Eğitim konusunda gençlerimiz yeterince desteklenmiyor ve hedefine üniversiteyi koymuş gençlerimizin oranı gerçekten çok düşük seviyelerde. Hele hele üniversite mezunu gençlerin oranının yüzde 10'nun çok altında olması kaygı verici bir durum. Gençlerimizi yüksek eğitime yönlendirmek ve bu yolda onları desteklemek en öncelikli hedefler arasına koyulmalıdır.
Geldiğimiz kültür sebebiyle , inançlarımızdan dolayı, bizi farklı yerlere koymak, farklı değerlendirmek, farklı sınıflandırmak ve bizi tam manasıyla tanımamaktan kaynaklanan hak etmediğimiz önyargıların ve önyargıcıların muhatabı olmak istemiyoruz arık. Biz sevgi medeniyetinin mensuplarıyız ve Yunus Emre nin dediği gib Yaratılanı seviyoruz, Yaratandan ötürü."
Özdemir, Zaman gazetesi muhabirinin "Türkiye'ye yönelik bir mesajınız var mı?" sorusuna da şu cevabı verdi:
"Doğrudan bir mesajım yok. Sonuçta ben Belçika'da seçilmiş bir milletvekiliyim. Türkiye ile manevi bir bağım var. Üçüncü kuşak olarak, burada doğdum ve eğitimimi burada tamamladım. Buradaki insanlara din, ırk, köken ayırmadan herkese eşit hizmetler sunup var olan önyargıları bu şekilde kırmak istiyorum."
Mahinur Özdemir, modernizmin veya küresel kapitalizmin üretildiği merkezlerden birisinde yaşıyor. O, öncelikle de egemen Batı paradigmasının kendi dışındaki kimlikler hakkındaki önyargısını kırmak istiyor. Batı'ya insani ve adil olanı hatırlatmak için bu yaklaşımın önceliği önemli ve tartışılabilir. Ama öncelikle teknelojik gelişmenin insani değerler açısından bir ilerleme olup olmadığı ve beyaz renkli olmanın 19. yüzyıl ırkçılığının Avrupalıların bilinç altlarına kazıdığı üstünlük ve elitlik psikolojisinin doğru olup olmadığını tartışmaya açmak, Avrupalıların ön yargılarını kırmak açısından çok önemli.
Özdemir'in batılı paradigmanın hakim olduğu bir parlamentoda ne gibi alternetifler üreteceğini beklemek ve tartışmak bize yeterli bir açılım getirmeyecektir. Ama, onun onların meclisinde başörtüsü gibi inancının gereği olan kimliğine uygun adımlarla bir örneklik sergilemesi, Avrupalıları abartılı üstünlük ve ululanma psikolojileri üzerinde düşündürtüp muhasebeye sevk edebilecekse, bu çabanın bir açılımı ve getirisi olacaktır. Belki bu getiri, Avrupalıdan çok Avrupacı olan bizim laik ve batıcı elitlerin de bahanelerini çürütecektir.
Haksöz-Haber

