Abdurrahman Kuşçu seminerinin kısa bir özeti:
"Hz. Osman'ın şehit edilmesinden sonra müslümanların biat ettiği Hz. Ali halife olmuştur. Muaviye ve yandaşları Hz. Osman'ın katillerini bahane ederek Hz. Ali'ye yüklenmeye başlamışlar ve bu dönem kargaşalara sahne olmuş ve müslümanlar ister istemez ikiye ayrılmışlardır. Bunlar Hz. Ali taraftarları (Şia) ve Muaviye taraftarlarıdır. Bu iki tarafın Sıffin savaşında karşı karşıya gelmesinden sonra bir üçüncü grup da türemiştir. Bunlar Haricilerdir. Hariciler, Hz. Ali ve Muaviye taraflarının Allah'ın sınırlarını aştıklarını, hükmü Allah'tan başkasına verdiklerini iddia ederek her iki tarafa da karşı durmuşlar ve bunun neticesinde üç tane fedai belirleyip bir sabah namazı çıkışında Hz. Ali'yi şehit etmişlerdir.
Hz. Ali'nin şehadetiyle birlikte kargaşa daha da artmış, Muaviye Şam valisi iken Şam'da halifeliğini ilan etmiştir. Bunun yanında Hz. Ali taraftarları, halife olarak Hz. Hasan'a biat etmişlerdir. Hz. Hasan, daha fazla Müslüman kanı akıtılmaması için karşılıklı anlaşma ile hilafeti Muaviye'ye teslim etmiştir. Muaviye'nin hilafeti devralmasıyla birlikte tarihte Emeviler dönemi başlamıştır. Emeviler'le birlikte İslam'ın tasvip etmediği saltanat sistemi de başlamıştır. Bu, Muaviye'nin İslam idaresindeki ilk yanlışıdır. Diğer yanlışları;
- Yerine sarhoş ve eğlenceye düşkün olan oğlu Yezid'i atamıştır.
- Kufe ve Basra valisi Ziyad b. Ebih'i kendi nesebine katmıştır.
- Hz. Ali'ye sürekli söven Muğire b. Şube'ye karşı çıkan Hucr b. Adiyy'i şehit etmiştir.
- Öldürülen bir gayrı müslim zımminin diyetinin Hz. Peygamber'in sünnetinde, müslümanla eşit olmasına rağmen bunu yarı yarıya indirmiş, geri kalan yarısını kendisi almıştır.
- Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'e Cuma namazlarında lanet okutmuş ve sövdürmüştür.
- Sünnette, savaştan sonra elde edilen ganimetlerin beşte dördü savaşan askerlere, beşte biri devlet hazine ait olduğu halde, Muaviye, ganimetlerdeki altın ve gümüşü kendine ayırmış, geri kalan malları sünnete göre tahsis etmiştir.
- Rasulullah'ın Medine'den sürdüğü ve asla Medine'ye girmesine izin vermediği Mervan b. Hakem'i affetmiş ve Medine'ye vali tayin etmiştir.
Muaviye'nin bu uygulamalarına tevhid ehli bir çok Müslüman karşı çıkmıştır. Bunların başında Hz. Ayşe, Hz. Hüseyin, Hz. Abdullah b. Ömer, Hz. Abdullah b. Zübeyr, Hz. Abdurrahman b. Ebu Bekr gelmektedir.
Emevi Devleti'nde hilafetin saltanata dönüşmesiyle yanlış uygulamalar yapılmıştır:
- Hilafet makamı zorla kılıç gücüyle elde edilmeye çalışılmıştır.
- Halifelerin yaşayışında kibir ve lüks yaşam gibi değişmeler olmuştur.
- Beyt-ul Mal haraç kurumuna dönüşmüş, halife (sultan) keyfi tasarrufta bulunmuştur.
- Emr-i bil Maruf Nehy-i anil Münker yasaklanmıştır.
- Yargı bağımsızlığı sona ermiş, kadı sultanın emrine girmiştir.
- Irkçılık ve kavmiyetçilik had safhalara çıkmıştır.
- Kanun üstünlüğü sona ermiştir.
Gayri İslami olan bu uygulamalarda sonra halk içinden adalet ve zulüm ayrımını yapabilen, Kur'an hassasiyeti yüksek olan takvalı insanlar zaman zaman ayaklanmalar yapmışlardır. Bunlar; Kufe'de Hz. Hüseyin, Medine'de Abdullah b. Hanzala, Mekke'de Abdullah b. Zübeyr, Huzaalı Süleyman b. Surad, Abdurrahman b. Muhammed b. Eşas, Said b. Cübeyr, İmam Zeyd,'dir.
Bu ayaklanmalar sonucu Emevi ordusu şehirleri yağmalamış, ayaklananları ve çocuklarını ve birçok sahabe çocuklarını şehit etmiştir. Kabe muhasara altına alınmış, mancınıklarla taşlanmış, hatta atılan ateşle Kabe'nin örtüsü ve ahşap kısmı yanmıştır. Hz. Hüseyin ve taraftarları Kerbela yakınlarında ağır muhasara ve zulüm sonucu şehit edilmişler, Hz. Hüseyin'in kafası kopartılarak Yezid'e getirilmiş ve sokaklarda tekmelenmiştir. Bununla da kalmayıp, Hz. Hüseyin'in bedeni üzerinde atlar yürütülmüş ve cesedi çırılçıplak soyulmuştur.
Emevi Devletine karşı yapılan ayaklanmaların sebebi hilafet kurumunu gaspetmeleri ve İslam'dan uzaklaşmalarıydı.
Bu dönemde hariciler de Emevi Devleti'ne karşı değişik ayaklanmalar yapmışlardır.
Emeviler, Emevi sultanı Mervan'ın Büyük Zapsuyu kenarında karşılaştığı Abbasiler'e yenilmesiyle yıkılmışlar ve tarih sahnesine Abbasiler geçmişlerdir.

