Bartın Bilgi-Der Seminerleri Sürüyor

Bartın Bilgi-Der Seminerleri Sürüyor

Bartın BİLGİ-DER tarafından düzenlenen bu haftaki seminer programının konusu “Temel Kaynağımız Kur’an’ı Yeni Okuma Biçimleri” idi. Semineri Mustafa Çolak sundu.

Seminerde özetle şunlara değinildi:

Anlaşılsın diye kolaylaştırılmış bir kitap olan Kur'an'ın anlaşılması biz Müslümanlar için çok önemlidir. Gerek Rasulullah döneminde gerekse Rasulullah'ın vefatından sonraki birkaç yüzyılda Kur'an'ı anlama konusunda ciddi sıkıntı yaşanmamıştır. Fetih hareketlerinin sonrasında başka milletlerin İslama girmeleriyle ve müslümanların başka kültürlerle tanışmalarıyla Kur'an'ı tefsir etmede bazı sorunlar yaşanmaya başlamıştır.

Bu duruma müdahale etmek isteyen İslam alimleri Arap diliyle ilgili bazı çalışmalar yapmışlar ve zamanla özensiz kullanılan dilin kurallarını tedvin etmeye çalışmışlardır. Yine tabiinden sonra müctehid imamlar döneminde Kur'an'ın bazı kavramları ve meseleleriyle ilgili ilk çalışmalar yapılmış böylece "ulumu'l-Kur'an" denilen bir metodoloji oluşmaya başlamıştır.

İlk dönemlerden günümüze gelinceye değin Kur'an tefsir edilmeye çalışılmış ve Kur'an tefsir edilirken de değişik okuma biçimleri kullanılmıştır. Bu okuma şekillerinin başlıcaları şunlardır: 1. Analitik okuma 2. İcmali okuma 3. Karşılaştırmalı okuma 4. Konulu okuma, 5. Nüzul sırasına göre okuma 6. Kelime çözümlemesi yaparak okuma

İslamiyet muhtelif tarzlarda da olsa, yaklaşık 12 yüzyıl boyunca müntesiplerine fikri-siyasi-iktisadi modeller sunmuştur. Kendilerine has bir kültür ve medeniyet oluşturan müslümanlar 17. yüzyıldan itibaren ciddi baskılar altında kalarak, çözülmeye başlamışlar. 19. asırda varoluşlarına yönelik tarihlerinin en büyük siyasi ve ideolojik meydan okuyuşuyla karşı karşıya kalmışlar. Fikren ve fiilen sömürülen İslam âleminin mensuplarının "düşünce bunalımları" had safhaya ulaşmıştır.

19. yüzyılın başlarından itibaren Müslümanlar bu var olan sorunlara çözüm bulmak için çareler aramışlardır. Bu dönemlerde İslam Yenilikçiliği adı verilen bir çizgi de oluşmuştur. 

Fakat İslam Yenilikçiliği adı verilen akımın içerisinden modernist bir çizgi Kur'an'ı modernist bir yoruma tabi tutarak ciddi savrulmalar yaşamışlardır. Modernistlerin ardından yine İslam dünyasında Batıda ortaya çıkan tarihselci bakış açısıyla Kur'an'ı yorumlamaya çalışan bir çizgi oluşmuştur.

Tarihselcilik her ne kadar Batının kendi kültüründeki sorunlarına çare bulmak amacıyla geliştirilmiş olsa da zamanla özellikle Fazlur Rahman aracılığıyla İslam dünyasında da gündemleşmeye başlamıştır.

Tarihselcilik, 1. Tarihte ortaya konulan şeyler ve fenomenler tarihsel-toplumsal şartlar tarafından belirlendiğinden rölativdirler. Evrensellik atfedilemezler. Dolayısıyla onların anlaşılmaları ancak o tarihsel-sosyal bağlam içerisinde tahakkuk edebilir. 2. Daha çok Gadamer'le temsil edilebilecek hermenötik tarihselciliğin ortaya koyup felsefeleştirdiği gibi, her tür anlama -anlayan insanın da tarihsel ve toplumsal şartlar tarafından belirlenmesi nedeniyle- sadece yorumdan ibarettir ve kesin, herkesi bağlayan bir anlamadan söz edilemez. İlkelerinden hareketle Kur'an'ı anlamada da bir yöntem olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Özellikle Fazlur Rahman'ın görüşleriyle meşhur olan bu yaklaşıma göre Kur'an ayetleri belli bir döneme hitap ettiklerinden önemli bir bölümü tarihseldir. Genel ahlak kurallarından bahseden bölümü ise ancak evrenseldir.

Yine bazı tarihselcilere göre Kur'an ayetleri çok anlamlılık özelliğine sahiptir. Değişik şartların özelliklerin taşıyan insanlar Kur'an'ı farklı yorumlayabilme haklarına sahip olmalılar.

Kendi içinde bazı doğruları barındıran Tarihselcilik yönteminin Kur'an'ı yorumlamada bir yöntem olarak kullanılmaya çalışılması ciddi yanlış anlamalara yol açacaktır.

Son yüzyılda bir dönem revaç bulan Kur'an'ı okuma biçimlerinden birisi de Mealciliktir. Sünneti dışlamaları, Kur'an'ı lügatlerden hareketle yorumlamaya çalışmaları, Kitabı hayattan kopuk bir şekilde zihinsel egzersiz vasıtası yapmaları, geçmiş yılların dini birikimine mesafe koymaları sebebiyle modern zihniyeti Kur'an'a yansıtmaları gibi olumsuzlukları ihtiva eden bu yaklaşım sahipleri seküler ideolojilerin ekmeğine farkında olmadan yağ sürmüşlerdir.

Oysa Müslümanlar için Kur'an tek kaynak değil temel kaynaktır. Temel kaynağımızın onayladığı ikincil dereceden kaynakları da atlamadan vahiyle olan irtibat sürdürülmelidir.

Kur'an'ın doğru anlaşılması için doğru bir yöntem takip edilmelidir. Bunun için de öncelikle Kur'an'ın nasıl bir kitap olduğu yine kitabın kendisinden hareketle ortaya konulmalıdır. Kur'an'ı okuma konusundaki sahih ilkeler belirlendikten sonra da kitapla olan irtibat sürekli ve programlı olarak devam ettirilmelidir.

Seminer hatibin konuşmasını bitirdikten sonra çeşitli müzakerelerle devam etti. Bartın Bilgider seminerlerine 27 ARALIK 2008 cumartesi günü saat 20:00 da Abdullah KARAGÜZEL'in hazırlayacağı  ALİA İZZET BEGOVİÇ konulu seminerle devam edecektir.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir