"Balkanlarda İslam'ın Geleceği ve Birlikte Yaşam", "AB Sürecinde Balkanlarda Gelecek Perspektifi" ve "Eğitim, Örgütlenme ve İşbirliği Alanları" olarak üç oturum halinde gerçekleştirilen sempozyumda başta Balkan Müslümanlarının tarihi olmak üzere, sosyo-politik ve sosyo-ekonomik durum etraflı bir şekilde incelenerek Balkan Müslümanlarının kendi aralarında, Türkiye ve İslam dünyasıyla ilişki, işbirliği ve gelecekleri tartışıldı.
Sempozyum Katılımcıları ve Mesajları
Başbakan R. Tayip Erdoğan'ın tebrik mesajı gönderdiği ve AK-Parti'den de birkaç milletvekilinin selamlama konuşması yaptığı sempozyumun "Balkanlarda İslam'ın Geleceği ve Birlikte Yaşam" adını taşıyan birinci oturumuna Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Görmez başkanlık yaparken Bosna Hersek İslam Toplumu Lideri ve Bosna Baş Müftüsü Mustafa Çeriç, Arnavutluk Diyanet İşleri Başkanı Selim Muça, Kosova İslam Toplumu Lideri ve Baş Müftüsü Naim Tırnova, Makedonya İslam Birliği Başkanı, Reisu'l Ulema Süleyman Recebi, Bulgaristan Baş Müftüsü Mustafa Aliş, Sırbistan İslam Toplumu Baş müftüsü Muammer Zukorliç, Karadağ İslam Birliği Meşihatı Başkanı Rıfat Feyziç, Hırvatistan İslam Meşihatı Başkanı Şevko Ömerbasiç ve Batı Trakya Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif de konuşmacı olarak katıldılar.
"AB Sürecinde Balkanlarda Gelecek Perspektifi" adını taşıyan ikinci oturumun başkanlığını ise Doç. Dr. Ebubekir Sofuoğlu yaparken Kosovalı gazeteci-yazar Dr. Mlazim Krasniqi, Kosovalı akademisyen Prof. Dr. Nazmi Maliqi, Müslüman STK Forumu Başkanı Fuat Ramiqi, Arnavutluk BM Eski Temsilcisi Abdi Baleta, H. Yıldırım Ağanoğlu ve Ajni Sinani konuşmacı olarak birer sunum yaptılar.
"Eğitim, Örgütlenme ve İşbirliği Alanları" adını taşıyan ve sempozyumun son oturumu olan üçüncü tura da A. Faruk Ünsal yönetici olarak katılırken Zenitsa Eski Müftüsü Halil Mehtiç, Makedonya Merhamet Derneği Başkanı Adnan İsmaili, Makedonya Türk Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (MATÜSITEB) Başkanı Süleyman Baki, Arnavutluk Admeria Derneği Başkanı Tahir Zehelhasani ve Kosova AKEA Yardım Derneği Başkanı Hüsamedin Abazi birer sunum yaptılar.
Konuşmacılar Osmanlı bakiyesi Balkan Müslümanlarının tarihi, birbirleriyle ilişkileri, yakın tarihte uğradıkları haksızlıkların boyutları ve mevcut durumları hakkında etraflı bilgiler verirken aynı zamanda toplumlarında yerleşik dini kurumları ve bunların örgütlenme ve faaliyet biçimlerini tanıttılar. Balkanların Osmanlı aracılığıyla İslam ile buluştuğu, Osmanlı'nın dağılması sürecinde ise yetim olarak ortada kaldıkları, komünist rejim dönemi boyunca da dini aidiyetleri dolayısıyla çok yönlü haksızlıklara maruz bırakıldıkları ve yine bu süreçte İslam dünyası ile de irtibatlarının koptuğu ortak vurgular olarak öne çıkarken Balkan Müslümanlarının ancak İslami değerler temelinde örgütlenip birleşerek kendilerini koruyabilecekleri tespiti dikkat çekti. Bu tarz bir gelecek inşasının mümkün olabilmesi için ise konuşmacıların çoğunluğu "ana vatan" olarak algıladıkları ve Osmanlı'nın vasisi şeklinde betimledikleri Türkiye'nin kendilerini her alanda desteklemesinin ve bu cümleden olarak da TC Diyanet İşleri Başkanlığının kendilerine dini alanda kılavuzluk etmesinin hayati bir önemde olduğunu söylediler. Başta Bosna Baş Müftüsü Mustafa Çeriç olmak üzere konuşmacıların küçük bir kısmı ise Balkan Müslümanlarını bir arada tutmaya çalışan dini kurumlar arasında birliktelik, Türkiye ile işbirliği kadar Avrupa Birliğine giriş perspektifini de gelecek tasavvurunun önemli bir dinamiği olarak zikrettiler.
Sempozyum Kitaplaştırıldı!
Birçok konuşmacının katıldığı ve iki gün boyunca süren sempozyumun metinleri Türkçe-İngilizce olarak "Balkan Sempozyumu" adıyla İHH tarafından kitaplaştırıldı. İçerdiği perspektiflerin muhtelif olması ve gelecek tasavvuru bağlamında tartışmalı boyutlar içermekle birlikte Balkanların uzak-yakın tarihi, mevcut durumu ve Müslümanları ile ilgili olarak oldukça önemli bilgiler ihtiva eden bu kitap konu eksenindeki boşlukları giderme noktasında da ciddi bir kaynak mesabesinde. Diğer yandan İHH'nın sempozyum metinlerini önceden kitaplaştırarak katılımcılara ücretsiz olarak dağıtması da zamanlama bakımından isabetli oldu. Sempozyum mahallinin ulaşıma elverişli bir yer olarak tercih edilmesi ve tebliğlerin dönüşümlü olarak üç mütercim tarafından tercüme edilip dinleyicilere kulaklıklar aracılığıyla dinleme olanağının sağlanması da güzel bir organizasyon örneği olarak öne çıktı. Aynı zamanda öğlen yemeği ve oturumlar arası çay-kahve ikramında bulunulması, içinde konuşmacıların kısa biyografilerinin de bulunduğu kitapçık, kalem ve defterin yer aldığı mini bir çantanın katılımcılara verilmesi vb. de organizasyonda oluşan olumlu havaya katkıda bulundu.
Kuşkusuz her sempozyum gibi bu programın da konuşmacıların kimlik ve perspektiflerinden kaynaklanan tartışmalı boyutları vardı. Ama Balkan Müslümanları konusunda var olan bilgi eksikliği ile birlikte düşünüldüğünde sempozyumun kitaplaştırılmış olması önemli bir olumluluk olarak kaydedilmeye değerdir. Hiç şüphesiz tek başına bu kitap bile Balkan halkları ve Müslümanları konusunda bütüncül bir bilgilenmeye zemin sağlarken aynı zamanda dini aidiyetin niteliği ve Balkan Müslümanlarının günü-geleceği hususlarında sağlıklı fikirlerin oluşmasına da katkı sunar mahiyettedir. Sonuç olarak bu sempozyum tebliğler bağlamında içerdiği bütün sorunlara karşın Balkan kökenli Müslümanlar ile Türkiye Müslümanları arasında bir tanışma, dayanışma ve diyalog zemininin oluşmasına sunduğu katkı bakımından hayırlı bir faaliyet, on yıllardır adeta dünyadan tecrit edilmiş bir coğrafyada çeşitli haksızlıklara rağmen varlığını bir şekilde sürdüren Osmanlı bakiyesi Balkan Müslümanları için de ciddi bir moral ve motivasyon vesilesi olmuştur. Ve bu nedenle de buna vesile olan İHH tebrik edilmeyi hak etmiştir diye düşünüyoruz. Bu vesileyle de İHH'yı bu güzel organizasyonu dolayısıyla tebrik ediyor ve benzeri faaliyetlerinin devamını diliyoruz!
Haşim Ay / Haksöz-Haber



