AYM'nin vermiş olduğu karar, kuruluş ilkeleri ve tarihi misyonuna ters bir durum değildi. Ancak AYM, bu kararı ile siyaseti ve toplumu 12 Eylül darbe yasaları adına rehin aldığını, Yüksek Yargı Bürokrasisi'nin izin ve onay vermediği bireysel ve toplumsal hiçbir hakkı tanımadığını bir kez daha ilan etmişti.
Bugün itibariyle AYM, TBMM'nin 411 milletvekili eliyle onayladığı Anayasa değişikliğini yok hükmünde sayan kararını hızlı bir biçimde kamuoyuna ilan etmiş ancak gerekçeli kararı üç aydır yayımlayamamıştır. Bu durum AYM üyelerinin hukuk, mantık ve ahlak ilkeleriyle bağdaştırılmasıyla mümkün olmayan kararına bunca zamandır kılıf bulamadığının önemli bir göstergesidir. AYM'nin önümüzdeki günlerde açıklayacağını ilan ettiği gerekçeli karar muhtemeldir ki hukuk, siyaset ve toplumsal talepler bağlamında birçok tartışmaya zemin hazırlayacaktır.
Konuyla ilgili görüştüğümüz Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci, AYM'nin toplumsal gerçeği inkâr eden, hak ve özgürlükler bağlamındaki tüm toplumsal taleplere adeta savaş açan duruşunun kaldırılabilir olmadığını ifade etti. Sitemize bir açıklama yapan Şekerci, "AYM'nin, Danıştay ve Yargıtay'ın 12 Eylül ve 28 Şubat Askeri Darbeleri adına, laik yasalar sopasıyla toplumu hizaya çekme, şekillendirme ve had bildirme teşebbüsleri açıktır ki sadece mağduriyet, güvensizlik ve nefret duygularını beslemektedir. Gasp edilen hakların iadesi bir tarafa Yüksek Yargı yeni yeni mağduriyetlere imza atmaktadır." dedi.
Meclis'in kabul ettiği öğrenci affı kanun tasarısı hakkında da yasa tasarısında yıllardır mağdur edilen başörtülülerin adının dahi telaffuz edil€mediğine dikkat çeken Şekerci, "Tek başına bu husus bile AYM'nin ne kadar büyük ve yaygın bir hak gaspının faili ve garantörü olduğunu göstermesi açısından yeter de artar bile. Minareyi çalanlar anlaşılan o ki kılıfını hazırlayamamışlar ve hazırlayamamaktadırlar! Çünkü hiçbir zırva tevil götürmemektedir." dedi.
HAKSÖZ-HABER