Başbakan Tayyip Erdoğan, Doğan Grubu'nun, birtakım hesapları nedeniyle, kendisine ve partisine iftira attığını ifade ederek, "Bunların altında birşey var. Ben biliyorum da siz açıklayacaksınız. Size 1 hafta süre. Hafta içi açıklamazsanız, ben hafta sonunda açıklayacağım' dedi. Partisinin Bayrampaşa İlçe Kongresi'nde konuşan Erdoğan, Göngören'de yaptığı konuşmaya atıfta bulunarak, şunları kaydetti:
"Tabii, Sayın Aydın Doğan çok rahatsız oldu. Akşam da yazılı bir cevap vermiş. Tabii, bu yazılı cevabın cevapsız kalması mümkün değil. Çünkü bu hamur daha çok su kaldırır. Sayın Doğan, verdiği yazılı cevapta ağını kurtarmaya gayret etti. Öyle görünüyor. Tabii Aydın Doğan'ın Genel Yayın Yönetmeni ve kendisi bir cevap verme yarışına girmişler. Yönetmen diyor ki 'İnsani duyguları sömürenleri yazmayalım mı?' 'Yazma' diyen mi var? Yaz da, doğruları yaz; yalan ve iftira yazma... Daha düne kadar Baykal ile paslaşma halinde, toplanan yardım paralarının Başbakan Tayyip Erdoğan'a elden verdiğini veya verildiğini gösteren makbuz belgesi diyordunuz, bunu Sayın Baykal da diyordu, kendileri de diyordu, hatırlayınız. Peki ne oldu belgeye? Kayıp mı oldu? Yoksa bir gecede değişi mi verdi? Nerede o sözünü ettiğin tutanak? Ben 'Hadi çıkın ispatlayın' deyince, şimdi yarım ağız 'Başbakan'a elden değil, Başbakanlığa verildiğini' söylüyorsunuz. Bu iki şey aynı şey mi peki? Madem öyle, baştan doğrusunu yazsaydınız ya. Doğrusunu beni konuşturduktan sonra mı öğrendiniz de şimdi yazıyorsunuz?"
Erdoğan, daha sonra şu açıklamalarda bulundu:
İftiraya yataklık
Sanıklardan biri toplanan paraların Başbakan'a verilmek üzere birisi tarafından alındığını söylüyor. Benim medyam sadece mahkeme safahati hakkında bilgi veriyor' diyor. Peki soruyorum. Hukukta 'yataklık etme' diye bir olay var Sayın Doğan. Şu anda böyle bir iftiraya yataklık ettiğinin farkında mısın? Önce bunu da bir öğreneceksin, soracaksın. Hani sen Türkiye'nin bir numaralı medya grubusun ya, sor bakalım, Başbakanlığın basın baş müşaviri var... 'Böyle bir şey duyduk doğru mudur?' diye, buradan bir teyit etsene. Niye teyit etmiyorsun? Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'na bir kara leke atmanın ne denli çirkin olabileceğini hiç aklının ucundan geçirmiyor musun? Yoksa eski komünistlerin yaptığı gibi 'İftira at, tutmasa da iz bırakır' mantığıyla mı hareket ediyorsun? Mantığın bu mu? Sanığın sözünü ettiği, dosyasına konan tutanak nerede? Onu neden yayımlamıyorsunuz? Bak, ben sana tutanağı anlatayım. Ne yazıyor iyi dinle. Bunu da öğren... Tutanak dediğiniz, ama yayınlayamadığınız şey, üzerinde imza ve rakam olmayan bir makbuz. 'Taslağı, Başbakanlık üzerinden tsunami bölgesine göndermek üzere teslim aldım' diyor. Benim adım da unvanım da yok. Rakam ve imza bile yok. Yani Başbakanlığın açtığı yardım hesabına herhangi bir paranın yatırıldığını da kanıtlamıyor bu makbuz dediğiniz şey, tutanak dediğiniz şey. Mahkeme safahati hakkında böyle mi bilgi veriyorsunuz?.
Böyle özgürlük olmaz
Bak, bugün yayın yönetmenin Başbakanlık diye yazıp duruyor. Sense hâlâ 'Başbakan'a verilmiş' diyorsun. Eski yalan üzerinden devam ediyorsun. Biz hangisine inanalım şimdi? Önce iftiralarla insanların şeref ve haysiyetine saldıracaksınız, sonra da 'Ne var canım bunda niye kızıyorsunuz' diyeceksiniz. Bu kadar ucuz mu bu iş ya? Kusura bakmayın, bu kadar ucuz değil. Basın özgürlüğü size yalan yazma, insanların şeref ve haysiyetleriyle oynama hakkı vermez. Yazacaksanız, doğrusunu yazın. Yalan yazmaya, insanları asılsız iftiralarla karalamaya hakkınız yok. Bunun adı basın özgürlüğü değildir, olamaz. Aydın Doğan, 'Ben Deniz Baykal'ın ve NTV'nin yalancısıyım' diyor. 'Bana değil, ona söyle' diyor. İyi de, Baykal'a sorunca o da 'Ben Aydın Doğan'ın gazetelerinin yalancısıyım' diyor. Böyle şey olur mu? Hani, şıracının şahidi bozacı... Oyun mu oynuyoruz ya? Böyle tezgah olur mu? Erdoğan, hiçbir zaman yanlışın, yanlış yapanın yanında olmamıştır, olmayacaktır. Yanlış yapan elbette cezasını çekmeli. Kimsenin yanına yaptığı yanlış kâr kalmamalıdır. Ama hâlâ bilmiyorsanız benden duymuş olun.
Bu telaş niye beyler
Suçluyla masumun birbirinden ayırdedileceği yer gazete sayfaları değildir. Siz ne hakimsiniz ne de savcı. Kimin suçlu, kimin masum olduğuna, hangi iddianın doğru, hangisinin iftira olduğuna siz mi karar vereceksiniz? O işi mahkemelere bırakın. Zaten devam eden, karar aşamasına gelen bir dava var. Adalet tecelli edecektir. Sizin bu telaşınız niye? Bu saldırganlığınızın altında ne var? Siz asıl onu söyleyin. Bunu bir açıklayın. Bunun altında bir şey muhakkak var. Açıklamadığınız bir şey var. Bunu ben biliyorum da siz açıklayın. Açıklayın bunu... Bir hafta süre. Önümüzdeki hafta cumartesi-pazar kongreleri için gene İstanbul'dayım açıkladın açıkladın, açıklamadın ben açıklayacağım. Onu da açıklayacağım. Çünkü nedenini biliyorum.
Madem belediyenin işi niye bana geldin
"(Aydın Doğan'ın "Hilton ile ilgili konuyu ben belediyenin sorunu olarak biliyordum" açıklamasını kastederek) Doğru. Konu belediyenin sorunu. Peki belediyenin sorunuysa, bu sorunu bana niye getirdin? Sayın Doğan, Hilton'un önündeki devasa boş alanı, yeşil alanı benden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıma bu noktada talimat vermek suretiyle rezidans yapmak üzere benden ricada bulundu. Dedim ki, 'mümkün değil, olmaz.' Benden sonra büyükşehir belediye başkanımla da gitti, görüşme yaptı. Yanlarında bir üçüncü şahıs daha vardı. O da Şişli Belediye Başkanı. Kovaladığın iş hakkın değil. Hakkın olmayan bir şeyi.. Gazetelerin 'çevreci çevreci' dolaşıyor ya, işte ben de diyorum ki 'çevreci Doğan.' Sevsinler seni... Doğan'ın kullandığı ifade şu; 'Ben boşuna mı bu kadar parayı Hilton'a verdim' dedi. 'Orayı rezidans yapmayı düşünerek bu parayı verdim' dedi. Bunlar köşeyi böyle döndüler. Bu ülkede vurgunları böyle vurdular. Bizden bunu alamadıkları için o zaman da çılgına dönüyorlar. Biraz sabırlı olacaksınız. Bizi izlemeye devam edeceksiniz ve bundan sonra Sayın Doğan Grubu yazdıkça ben de açıklayacağım. Çünkü bu hamur su kaldıracak. Daha çok vaktimiz var. O yazacak biz açıklayacağız ve bunların bütün o kara kaplı defterleri ortaya çıkacak."
RTÜK'te hangi işiniz var
"RTÜK'te hangi işiniz var? Bir menfaat davanız mı var? Yok mu? Bunu açıkla. Açıklamadığın takdirde açıklayacağım. RTÜK Başkanı'nı peşinen suçlu ilan etmenizin çıkar hesaplarınızla alakası var mı, yok mu? Açıkla... CNN'in karasal yayın talebiyle ilgisi var mı, yok mu? Siz önce bunları yazın. Yazmadınız, ben açıklayacağım. 'Biz sadece iddiaları yazdık' diyorsunuz. İnsaf... Yazdıklarınızın daha mürekkebi kurumadı. 'Alman mahkemesine Tayyip Erdoğan baskı yaptı' diye yazıp, sonra da 'Pardon, doğru değilmiş' diye yazan. Bak bu iftiranın dayandırıldığı belgeyi de arkadaşlarım buldu. Delil olarak sanığın dosyasına konan belgede Alman yetkili diyor ki 'Biz Türk hükümetinden tutuklu bir Alman
vatandaşı için talepte bulunmaya gittik. Onlar da bize yargının bağımsız olduğunu anlatıp Almanya'da tutuklu Türklerin durumunu hatırlattı. Siyasi baskı söz konusu olmadı' diyorlar. Bunu Alman söylüyor. Size ne oluyor? Nasıl olsa köşe yazarlarınız bu konuda gayet iyi avukatlığınızı yapıyorlar. Doğru da olsa, doğru da olmasa gayet güzel avukatlığınızı yapıyorlar. 'Öncelikle gelin de patronunuzun bu yanlışlarını sahiplenmeyi bırakın da gerçekleri yazın, gerçekleri...' Aydın Doğan da tutmuş bana yazılı cevap vermiş. Özgür basını susturmak istiyormuşuz. Böyle cevap mı olur Allah aşkına? Cevap vereceksen çıkar gazetelerinin yazdığı iftiraların doğru olduğunu ispatlarsın. Kusura bakma, kimseye de bu yazdıklarını yutturamazsın."
Sıra CHP'ye geldi
"Şu ana kadar 'eteklerinde ne var, ne yok hepsi dökülsün' diye bekledik. Şimdi bunlara gerekli cevapları arkadaşlarım da vermeye başlayacaklar. Bunları da duyacaksınız. Çünkü AK Parti 3 Y ile mücadelenin adresidir. Yolsuzluk, yasaklar, yoksulluk... Bu mücadeleyi vererek iktidara geldik. Bundan sonra da vererek, inşallah bu iktidar yolculuğumuza devam edeceğiz. Tabii, benim burada bir şeyi ifade etmem lazım: Diyorum ki Doğan Grubu'na, eğer 'demokrasi' diyorsanız, o zaman sana son bir katkım olsun. Sana yanlış söylemişler. Bunu da iyi öğren. Demokrasilerde konuşma hakkı, eleştirme hakkı sana da, senin gazetelerine de mahsus değildir. Gazete sahibi olmak, hiçbir zaman bir gazete patronunu veya köşe yazarını layüsel (sorumsuz) yapmaz. Siyasetçiler için de bu geçerlidir. Başbakanların da konuşma hakkı vardır ama eleştirilme durumu da vardır. Öyle tek taraflı özgürlük olmaz. Eleştirmek istiyorsan, eleştirilmeyi de göze alacaksın. Ne kadar tahammüllü olduğunu, cevap hakkına ne kadar saygılı olduğunu zaten yaptığın açıklamalarla, yaptırdığın yayınlarla ortaya koyuyorsun. Çünkü senin maaşlı köşe yazarların var, silahşörlerin var. Benim o kadar köşe yazarım, silahşörüm yok. Senin bu noktada maaşlı, paralı silahşörün bol. Milletim bunu görüyor. Önce git, kendi dersine iyi çalış."
Doğan'dan Rezidans ve CNN itirafı
Doğan Holdin Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, kendisine ait Kanal D televizyonunda yaptığı özel söyleşide Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarına cevap verdi. Erdoğan'ın kendisini yanlış anladığnı ileri süren Doğan, Hilton'a rezidans için ruhsat istediği iddiaları ve CNN'e karasal yayın talebini de programda doğruladı.
Muhattabın kendisi olmadığını söyleyen Aydın Doğan, "Seninle ilgili meseleyi ben yayınlamadım diyorum, seninle ilgili meseleyi NTV'de Deniz Baykal yayınladı" diye konuştu.
Doğan, Başbakanla görüşmesinde Hilton konusunda geçen diyaloğu ise şöyle anlattı: "Bir çok şirketleri olan bir grup olarak her gün devletten müracaatlarımız oluyor. Hilton da eğer ben onlardan yasal olmayan bir şey istedimse zaten vermemeleri lazım ben yasal olmayan bir şey de istemedim. Yasal istedim de vermiyorlarsa burada da onlar suç işliyor. Ben Başbakan'a Hilton için gitmedim. Kendisi bana sordu, Hilton'u ne yapacaksın diye, Ben de Hilton demode olmuş, yanına ilave birşeyler yapılması lazım dedim"
Kendisine ait CNN televizyonu için karasal yayın talebini RTÜK'ün olumlu karşıladığını ileri süren Doğan,"Anlıyorum ki Tayyip Bey verilmesin diye talimat vermiş. Eğer CNN'e verilmezse onun talimatıyladır" dedi.
Hilton'da Doğan'ın hayal kırıklığı
Aydın Doğan, Emekli Sandığı'nın Hilton arazisini 2005'te Özelleştirme İdaresi ihalesi ile 255 milyon dolara aldı. Hilton Oteli'nin bulunduğu araziye rezidans ve alışveriş merkezi yapmayı planlayan Aydın Doğan bölgenin Anıtlar Kurulu kararıyla SİT alanı ilan edilmesiyle hayal kırıklığına uğramıştı. Anıtlar Kurulu'nun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Kongre Vadisi Projesi'ne onay vermesinin ardından, bu bölgenin plan tadilatının onaylanacağı gündeme gelmişti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Kongre Vadisi projesinin kuruldan onay aldığını, ancak Hilton Oteli arazisinin plan tadilatını kapsamadığını açıklamıştı. Topbaş, bölgenin Anıtlar Kurulu kararıyla doğal SİT alanı ilan edildiğini ve tadilat kararlarının kurul kararıyla mümkün olabileceğini belirtmişti. Plan tadilatıyla Hilton arazisinde yapılaşma oranının 3 emsal artması, bölgedeki yoğunluk nedeniyle uygun bulunmamıştı. (Yeni Şafak)