Asıl mesele bataklığı kurutmaktır

Asıl mesele bataklığı kurutmaktır

Sema Yarar, çocukları ve aileyi korumak için yalnızca operasyonlara değil, çocukları istismara açık hale getiren ortamı ortadan kaldıracak güçlü hukuki ve toplumsal önlemlere ihtiyaç olduğunu ifade ediyor.

Asıl Mesele Bataklığı Kurutmaktır

Sema Yarar / Doğru Haber

Son günlerde kamuoyunun gündeminde önemli bir başlık var: “Ailem Güvende” operasyonları.

Operasyonlar; müstehcen içeriklerin üretilmesi ve yayılması, çocukların bu içeriklere maruz bırakılması, sapkın kişi, dernek ve işletmelere yönelik adli soruşturmalar kapsamında yapılmış. Süreç içerisinde çok sayıda sosyal medya hesabı ve internet adresi hakkında da erişim engeli kararları da alınmış.

Aslında bu yalnızca bir operasyon değil, çok daha büyük bir toplumsal meseleyi yeniden düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Çocuklarımızı dijital dünyanın risklerinden nasıl koruyacağız?

Aileyi nasıl güçlendireceğiz?

Özgürlük ile çocukların korunması arasındaki sınırı nasıl belirleyeceğiz?

Bazı kimseler ve çevreler, çocukların müstehcen içeriklerden korunmasına yönelik her türlü düzenlemeyi “bireysel özgürlüklere müdahale” olarak değerlendiriyor.

Oysa bir çocuğun gelişimini ve ruhsal bütünlüğünü korumak özgürlüğe karşı olmak değildir.

İnsanların düşüncelerini açıklayabilmesi, kendilerini ifade edebilmesi ve özel hayatlarının korunması hukuk düzeninin temel unsurlarındandır. Fakat özgürlük hiçbir toplumda sınırsız değildir. Özellikle çocukların söz konusu olduğu alanlarda devletin ve toplumun koruyucu sorumluluğu daha da önem kazanır.

Çünkü çocuk, yetişkinin sahip olduğu bilinç ve muhakeme kapasitesine sahip değildir. Dijital ortamda karşısına çıkan her içeriğin niteliğini değerlendiremez. Bu nedenle çocukların istismara, şiddete, bağımlılık oluşturan dijital alışkanlıklara ve her türlü sapkın yayınlara karşı korunması yalnızca anne babaların değil, toplumun ortak sorumluluğudur.

Anne babalar bugün gerçekten zorlanıyor.

Çocuklarını korumaya çalışırken bir yandan sosyal medyayla, diğer yandan kontrol edilmesi güç dijital platformlarla mücadele ediyorlar. Çocuğun birkaç saniye içerisinde telefon ekranında karşılaştığı içerikler çocuğun zihnini allak bullak ediyor.

İşte hukuk tam da burada devreye girmeli.

Ancak hukuk yalnızca yasaklayan değil, açık kurallar koyan, çocukları koruyan, aileleri destekleyen ve dijital platformları sorumluluk almaya zorlayan bir yapıya sahip olmalıdır.

Çocukların müstehcen içeriklere erişimini önlemeye yönelik daha etkin mekanizmalar oluşturulmalıdır. Ailelerin de dijital ebeveynlik konusunda bilinçlendirilmesi için eğitim programları geliştirilmelidir.

Çünkü mesele yalnızca erişimi engellemek değildir.

Mesele çocuğu korumaktır.

Çocuğu her türlü istismardan korumaktır.

Aileyi korumak; çocuğun yaşına uygun olmayan içeriklere maruz kalmasını önlemektir.

Aileyi korumak; anne babayı çaresiz bırakmamaktır.

Aileyi korumak; dijital dünyanın imkânlarından yararlanırken risklerine karşı da güçlü bir hukuk ve eğitim sistemi oluşturmaktır.

Ve en önemlisi, aileyi korumak yalnızca devletin görevi değil herkesin, hepimizin görevidir.

Anne babanın, öğretmenin, medyanın, sosyal medya platformlarının, sivil toplumun ve toplumun tamamının sorumluluğudur.

Bugün ihtiyacımız olan şey birbirimizi suçlamak değil; çocuklarımızın geleceği konusunda ortak bir sorumluluk anlayışı geliştirmektir.

Çünkü aile, yalnızca aynı çatı altında yaşayan insanların oluşturduğu bir yapı değildir.

Aile, çocuğun kendisini güvende hissettiği ilk limandır.

O limanı korumak ise hepimizin ortak görevidir.

Çocuklarımızın bedensel, ruhsal ve sosyal gelişimini koruyacak güçlü bir hukuk sistemi; bilinçli ebeveynlik; sorumlu medya ve güvenli dijital platformlar birlikte oluşturulmadıkça mesele yalnızca bugünün operasyonlarıyla çözülemez.

Asıl hedefimiz suça ve suçluya teşvik edecek tüm yolları kapatmak ve toplumu ifsat edecek bataklığı kurutmak olmalıdır. Müdahale etmekten önce önlem almaktır.

Aslında asıl mesele bu tür sapkınlıkların önünü açan, dernekler kurup her türlü faaliyeti yürütmelerine zemin hazırlayan yasalardır.

Aile kurumunu ve çocuklarımızı korumak, toplumda da huzur istiyorsak samimi olalım, bunlara mahal verecek yasaları iptal edelim. Vakit kaybetmeden daha fazla geç olmadan. O zaman çocuklarımız da aile kurumumuz da toplum da güvende olacaktır.

Çocuklarımızın güvenliği konusunda geç kalmanın bedeli, çoğu zaman yalnızca bugünü değil, yarını da etkiler.

Bir toplumun geleceğini korumak, önce çocuklarını korumaktan geçer.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir