Almanya'da İrşad etkinlikleri sürüyor

Almanya'da İrşad etkinlikleri sürüyor

Almanya'da İrşad Kitabevi’nin Sünnet ve Siret’te Mekke Dönemi dersleri, bu hafta “Cahili Toplumu Değerlendirme ve Sünnetullah” konusuyla devam etti.

İrşad Kitabevi'nin salonunda gerçekleştirilen program İhsan Günay tarafından yönetildi. Murat Kubat ve Kemal Kök konuşmacı olarak katıldılar.

 

İlk konuşmacı olan Murat Kubat Mekke cahili toplumunu değerlendirdi. Kubat câhiliyye kavramının, sıradan bir "bilmemezlik" durumu olarak adlandırılamayacağını, bu anlamda daha o günden Mekke'nin en kültürlü tüccarlarından biri olan Amr b. Hişam'ın "Ebu Cehil" olarak adlandırıldığını hatırlatarak, bunun karşılığı bir "kendini bilmeme", "haddini bilmeme", "kendine yabancılaşma" hâli olması gerektiğini söyledikten sonra bir tanım getirdi bu kavrama:  "Cahiliyye, insanın Allah'ı gereği gibi tanımaması, ona kulluk etmekten uzaklaşması, onun ilâhî hükümlerine değil de kişinin kendi hevâ ve hevesine uyması, insanların koyduğu emir ve yasaklara, siyasî sistem ve düşüncelere inanması olarak da tarif edilebilir."

 

Aslında cahiliyenin hala ayakta ve diri olduğunu sadece araçların değiştiğini ve dışa vuran en belirgin özelliğinin zulüm  olduğunu vurgulayan Kubat, ilk önce kendine zulmedip daha sonra ise etki ve gücü oranında çevresine zulüm yaptığının altını çizdi.

 

Kubat konuşmasına şöyle devam etti: "Cahili tavrın ve anlayışın günümüzde olabildiğine kurumlaştığını görmekteyiz. Kişisel saldırılara kişisel karşılık verilir, toplumsal saldırılara toplumsal karşılık verilir ama olanca gücü ile kurumsallaşmış cahili anlayış karşısında kurumlar oluşturulamaz ise ona karşılık vermek de güç hale gelecektir."

 

Cahiliyye'yi kavmiyetçilik ve putperestlik kavramları ile analiz eden konuşmacı ilk kavram hakkında bu ve buna benzer, kavmiyetci, kafatascı, asabiyet kokan ifade ve yaklaşımların müslümanlar arasında da mevcut olduğunu söyleyip putperestliğin şirk olduğunu ve İslam'ın ise oranı ne olursa olsun kabul etmediğini ve Kur'an'ın en büyük düşmanlığının, şirk ve şirk zihniyeti ile olduğunun altını çizdi.

Cahiliye döneminde kadının durumu ve kız çocukların diri diri gömülmesinede değinen Murat Kubat konu hakkında şunları aktardı: "Bugün kadının tüketimi teşvik edici, besleyici ve arttırıcı bir fonksiyon yüklenmesi ve bu fonksiyonun bir nesnesi haline gelmiş olması cahiliyede yaşanandan pek farkı olmadığını göstermektedir. Hatta daha kötü durumda olduğunu ifade eder. Zira, o dönemin ezilen kadını bunun farkında idi ama bugünün bu şekilde nesne kılınan, meta kılınan kadını bunun farkında değil"

 

Diğer konumacı olan Kemal Kök ise Sünnetullah kavramı çercevesinde konuşmasını sundu.

 

Sünnet kavramının tahlilini yapan konuşmacı, kavramın Gidişat, çığır, iz, takip edilen yol anlamına geldiğini; her şeyin takdirini belirleyen Allah ile ilişkilendirildiği zaman, Kur'an'da Sünnetullah diye isimlendirilmektedir. Sünnetullah; Yüce Allah'ın yarattığı insan toplumları için belirlediği çığır, hayatın gidiş istikameti anlamını kazanmaktadır. Kısaca "insan toplumlarının iradelerinin de bağımlı olduğu, onu hem  yönlendiren hem de çeşitli özgürlük imkanları sunan "değişmez, kesin ilahi yasalar" demektir" dedi.

 

Kainatta tesadüfe yer vermeyen Allah yarattığı her şeyin özüne işleyiş biçimini belirleyecek kanunlar koyduğunu ve kainatta hiçbir varlık yaratılış özünde yer alan kanunların dışına çıkmadığını ve hepsinin bağımlı olduğu ölçüler, takdir edilmiş bir hareket alanı olduğunu ve Sünnetullah'ın "Tarih olmuş veya halen yaşayan toplumların varlıklarını sürdürmelerini  ya da helak oluşlarını belirleyen ilahi yasalar" demek olduğunu aktardı.

 

Allah koyduğu kuralı değiştirmeyeceği, ancak işleyişe gerekirse müdahale edebileceğinin altını çizen Kök, Ahzap suresi 62 ve Fatır suresi 43. ayetlerinden anlaşılacağı gibi, Allah toplumsal değişimi inkılabı ve ıslahatı değişmez belli yasalara bağladığını ve bu yasaların uygulanışında peygamberlere bile bir ayrıcalık tanınmadığını söyledi.

 

Kemal Kök konuşmasına şöyle devam etti: "Kur'an'da fiziksel yasalarla ilgili kavram sünnetullah değil, emr ve izn'dir. Kur'an fiziksel olaylara Allah'ın emri demiştir. Ateşin yakması, suyun kaldırma gücü, akyuvarların görevleri hep ilahi bir "emr" ile olmaktadır. Kozmik alem ve fiziksel alemdeki genel yasalar –ki sebep sonuç ilişkisine göre çalışmaktadırlar- Emrullah'tır, onların istisnaları da yine "kün!" emri ile gerçekleşmiş İznullah'tır."

 

Mü'minlere yardım etmek tarih boyunca Allah'ın sünnetinde var olduğunu aktaran Kök ancak bunun belli koşullarının varlığından bahsetti: "Başarı için gerekli şartları yerine getirmek, sağlam bir iman, salih amellerle Allah için kendini feda etmek bilinciyle onun yoluna baş koymak". İnandıklarını İhlas'la yerine getiren tebliğ, hicret ve cihad gibi eylemlerin öncü şahitleri olan ve bu uğurda Allah'tan başka kimseden çekinmeyenlere hem dünyada hem de Ahiret Günü'nde ilahi yardım sözü verilmiştir." Diyerek sözlerini noktaladı.

 

Soru cevap faslından sonra ise program son erdi.

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir