Anayasa Mahkemesi'nin, AK Parti hakkındaki kapatma davasına ilişkin gerekçeli kararı açıklandı. Gerekçede, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere çok sayıda parti yöneticisinin laiklik karşıtı eylemleri yoğun bir biçimde işlediği belirtildi.
Anayasa Mahkemesi'nin 10 üyesi tarafından laiklik karşıtı eylemlerin odağında yer aldığı kabul edilen AK Parti hakkında açılan kapatma davasının gerekçeli kararında partinin laikliğe karşı eylemlerine yer verildi.
Gerekçeli kararda şöyle denildi: "Dinin ve dinsel duyguların istismarı nedeniyle laikliğe aykırı görülen davalı parti eylemlerinin toplumu devlete ve siyasete yabancılaştırması yoluyla demokratik işleyişi engelleyebileceği ve anayasal düzenin meşruiyetinin sorgulanmasına yol açabileceği inkâr edilemez. Bu çerçevede davalı partinin eylemlerinin demokratik yaşam için doğrudan açık ve yakın tehlike oluşturduğu yadsınamaz."
Kararda şu ifadelere yer verildi: "Türban ve imam hatip liseleri sorunu toplumda ayrışma ve gerginliklere yol açacak düzeyde siyasetin temel sorunu haline dönüştürülmüş, toplumun dinsel konulardaki duyarlılıkları yalın siyasal çıkar amacıyla araçsallaştırılmıştır."
PARTİ YÖNETİCİLERİNE YÖNELİK SUÇLAMA
772 sayfalık gerekçede, başta AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere çok sayıda parti yöneticisinin laiklik karşıtı eylemleri yoğun bir biçimde işlediği belirtildi.
BAŞÖRTÜSÜ DÜZENLEMESİ
Laiklik karşıtı odak olma iddialarının omurgasını ise türban düzenlemesi oluşturdu.
Kararda, "Anayasanın değiştirilemez değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinden olan laikliğe aykırı olarak hazırlanan türban düzenlemesinin davalı parti tarafından teklif edilmesi ve yasalaşmasının sağlanmasıyla partinin bu eylemleri benimsediği anlaşıldığından odaklaşmanın kabulü gerekir" denildi.
NEDEN KAPATILMADI?
Gerekçede, yapılan değerlendirmeler ışığında AK Parti'nin eylemlerinin kapatmayı gerektirecek nitelikte olmadığı belirtildi.
Kararda şöyle denildi: "Davalı partinin demokrasiyi ve laik devlet düzenini ortadan kaldırma veya anayasal düzenin temel esaslarını şiddet kullanarak ve hoşgörüsüzlükle tahrip etme amacı, bu amacı somutlaştıran eylemleri ve elindeki iktidar olanaklarını şiddet doğrultusunda kullandığına ilişkin veriler saptanamamış, bu eylemler kapatmayı gerektirecek ağırlıkta görülmemiştir."
HAŞİM KILIÇ'IN KARŞI OY GEREKÇESİ
Kararda tek karşı oy yazısı ise Başkan Haşim Kılıç' a ait. Başsavcı Yalçınkayay'yı eleştiren Kılıç, delillerin toplanma biçimindeki hukuksuzluğa işaret etti: "Delillerin çok büyük bir bölümü gazetelerin haber kupürleri ile internet kaynaklı yorum ve haberlerden oluşmaktadır. Toplumun yarıya yakınının onayını alan bir siyasi partinin kapatılması için bu tür delillerin ses ya da görüntü kasetleriyle teyit edilmemesi, olması gereken ciddi bir hazırlık aşamasının ne kadar sorunlu olduğunun açık göstergesidir."
Odak konusunda varılan sonuçta, üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı, imam-hatip lisesi mezunlarına üniversiteye girişte uygulanan katsayı ve Kur'an kurslarıyla ilgili söz ve eylemlerinin esas olduğuna dikkat çeken Kılıç, Anayasa'da yer alan "laiklik" ilkesini tartışmaya açtı. Kılıç, şöyle devam etti: "Anayasa'nın 24. maddesinde devletin dinle olan ilişkisi düzenlenmiştir. Laiklik boyutundan bakıldığında devletin dinle ilgisini kesmediği açıktır. Anayasa'da belirtilen düzenlemelerle, Türk halkına verilen dinsel içerikli eğitim, öğretim, kurs ve uygulamalarla hayata geçirilmiş, bireyler buradan aldıkları dini kültürle dini yaşamlarına yön vermişlerdir. Anayasa'mızda bize özgü olan bu laik yapının siyasi partilerin kapatılma davalarında göz ardı edilmesi mümkün değildir. Zira böyle bir yapıda dinsel alanlarla siyasal alanın kesişmesi kaçınılmazdır. Buna bağlı olarak toplumsal taleplere çözüm öneren siyasi partilerin vazgeçilmez güvenceleri olduğu kuşkusuzdur. Bir siyasi parti, dinsel bir inancı benimseyemez ya da onun propagandasını yapamaz. Ancak, bu inanç ya da dinsel öğretinin dış dünyaya yansıması ile bağlılarının ihtiyacı olan özgürlük alanı ile ilgilenmesi de engellenemez. İlgi duyulan din değil özgürlüktür. Siyasi partilerin yaptığı da bu özgürlüğün sözcülüğüdür. Bu söylemlerin laikliği ortadan kaldırma amacı taşıdığını söylemek oldukça zordur. Zira siyasi partilerin tek sermayesi toplumsal sorunlar ve taleplerdir. Bir boyutuyla öğrenim diğer boyutuyla din ve vicdan özgürlüklerini ilgilendiren bu konuların siyasi bir parti tarafından dile getirilmesi hem Anayasa'mızın hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin güvence altına aldığı ifade özgürlüğü kapsamındadır. Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişiklik de bu kapsamdadır."
Kılıç, AK Parti'nin laikliği ortadan kaldırmak suretiyle şeriat düzenini getirmekle suçlanmasının ağır, ölçüsüz ve demokratik sabırla çelişen yaklaşımlar olduğunu vurguladı. Kılıç, demokratik düzen reddedilmeden laikliğin somut düzenleniş ve uygulanış biçimine aykırı söylemlerin şiddet içermedikçe ifade özgürlüğünün güvencesi altında olduğuna dikkat çekti.
ROSA LUXENBURG'DAN ALINTI
AK Parti'ye hiçbir ceza verilmemesi yönünde oy kullanan Kılıç, görüşlerini Alman Komünist Parti'sinin kurucusu ünlü Marksist yazar Rosa Luxenburg' dan alıntılar yaparak destekledi.
"Özgürlük yalnızca ve daima farklı düşünenlerindir" diyen Kılıç, öne sürülen kapatma gerekçelerinin ağır ölçüsüz ve demokratik sabırla bağdaşmadığını söyledi ve şu ifadelere yer verdi: "Türkiye'de dünyada rastlanmayan sayıda parti kapatılmıştır. Bir türlü yakalayamadığımız uluslararası çağdaş ölçüler yerine bize özgü demokrasi, laiklik ve hukuk devleti anlayışı ve bu değerlerin dar bir alanda yorumlanması belirtilen sonucu doğurmuştur. Bireylerin dini inanç ve kanaat özgürlüğünün yanında, inanç ve kanaatlerini dışa yansıtma ve yaşamlarını dini inanç ve kanaatlerine göre sürdürme hakkı da Anayasa'nın tanıdığı bir temel insan hakkıdır. Laiklik ilkesinin bu anayasal tercihi zayıflatıcı biçimde yorumlanmasının, farklı uygulamaları da olsa çağdaş dünyanın laiklik anlayışıyla bağdaşmadığı düşünülmektedir."
"Laikliğe Aykırı Eylemlerin Odağı Olmak" İddiasıyla Dava Açılmıştı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AK Parti'nin ''laikliğe aykırı eylemlerin odağı durumuna geldiğinin tespitiyle eylemlerinin ağırlığı da gözetilerek Anayasa'nın 69. maddesinin 6. fıkrası ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 1/b maddesi gereğince temelli kapatılmasına karar verilmesi'' istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açmıştı.
Davayı 30 Temmuz 2008 tarihinde karara bağlayan Anayasa Mahkemesi, Anayasa'da kapatma için aranan nitelikli çoğunluk olan 7 üyenin oyuna ulaşamamıştı.
Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesinden 10'u, AK Parti'nin ''laikliğe aykırı eylemlerin odağı durumuna geldiğine'' işaret etmiş, bu üyelerden 6'sı AK Parti'nin söz konusu eylemleri nedeniyle ''temelli kapatılması'' yönünde görüş belirtmişti.
Mahkemenin 4 üyesi ise AK Parti'nin eylemlerini, temelli kapatmayı gerektirecek nitelikte bulmamış, partinin Hazine yardımından yoksun bırakılması yönünde oy kullanmışlardı.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ise davanın reddi yönünde oy kullanmıştı.
Yüksek Mahkeme, AK Parti'nin 2008'de aldığı Hazine yardımından 1/2 oranında yoksun bırakılmasına karar vermişti.