1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. “ABD ve İsrail’in dayattığı savaşa karşı İran halkının yanında durmanın günüdür”
“ABD ve İsrail’in dayattığı savaşa karşı İran halkının yanında durmanın günüdür”

“ABD ve İsrail’in dayattığı savaşa karşı İran halkının yanında durmanın günüdür”

Siyonist İsrail/ABD’nin İran’a saldırısını değerlendiren Berat Özipek, “Mezhep tartışmasının değil ABD ve İsrail’in dayattığı savaşa karşı İran halkının yanında durmanın günüdür” diyor.

19 Mart 2026 Perşembe 16:27A+A-

Mezhep tartışmasının değil ABD ve İsrail’in dayattığı savaşa karşı İran halkının yanında durmanın günüdür

Berat Özipek / Serbestiyet


 

 

ABD ve İsrail İran’a saldırmış, şehirleri bombalarken en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey her halde Şiiliğin doğasını tartışmak olmamalı. Sadece Müslümanlar açısından değil tüm din, mezhep ve soylardan bölge hakları açısından, aile içi ihtilafları bir yana bırakıp kan dökücü saldırgana karşı ortak bir duruş sergilemek gerekirken 1400 senelik ihtilafları mı konuşmalıyız?

 

“Heyder Baba, göyler [gökler] bütün dumandır,

Günlerimiz birbirinden yamandır,

Birbirizden [birbirinizden] ayrılmayın, amandır!“

Tebrizli Azeri şair Şehriyar’ın “Heyderbaba’ya salam” şiirinden, 1954.

Yaşadığımız bölge ateş içindeyken mezhep tartışması yapmak kadar vahim bir yanlış olabilir mi?

ABD ve İsrail İran’a saldırmış, şehirleri bombalarken en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey her halde Şiiliğin doğasını tartışmak olmamalı. Sadece Müslümanlar açısından değil tüm din, mezhep ve soylardan bölge hakları açısından, aile içi ihtilafları bir yana bırakıp kan dökücü saldırgana karşı ortak bir duruş sergilemek gerekirken 1400 senelik ihtilafları mı konuşmalıyız?

Saldırıya uğrayan biziz, bütün çeşitliliğimizle bizim ortak geçmişimiz ve bugünümüz. Gazze’de yıkılan hastanelerimiz, camilerimiz ve kiliselerimizle, İran’da bombalanan okullardaki çocuklarımızla biz. 

İsrail Lübnan’ı bombalayarak evinden yurdundan ettiği bir milyon insanın Şii, Sünni, Maruni, Rum Katolik, Arap veya Ermeni olup olmadığına bakmıyor, biz mi bakalım? 

Konuşmayalım demiyorum. Konuşulmayacak, tartışılmayacak konu olduğunu da düşünmüyorum. Ama “ot da zamanında dut da (zamanında)” derler bizim memlekette. 

Savaş biter, bölge hakları olarak taziyemizi yapar, yaralarımızı sarar, yasımız bitince konuşuruz. 

Ama mahalle yangın yerine dönmüşken birbirimizle mezhep tartışması yapmak, yapanların amacı bu olmasa bile, işgalcinin işini kolaylaştırmaktan başka neye yarar?

Titreyip kendimize gelmenin zamanı.

Kapı komşunuz haydutların saldırısına uğradığında yapmanız gereken, hatalarından söz etmek değil onu saldırgana karşı korumaktır. 

Sadece adalet değil, mantık da bunu söylüyor.

ABD, İsrail ve suç ortakları İran’a diz çöktürürlerse sırada Türkiye’nin olduğuna dair işaretler var. 

“Böl ve yönet” tuzağına düşmemeliyiz.

Yangın esnasında sadece yangını konuşmalı ve kundakçıya karşı uyanık olmalıyız.

Bu noktada gelin 60 yıl öncesinden bir uyarıya kulak verelim.

Malcolm X öldürülmeden önceki gece ne yazmıştı?

Yıl 1965’ti. Malcolm X, ABD derin devletinin işlediği düşünülen cinayetten bir gece önce şu notları düşüyordu:

“Koloni akbabaları[nın] başlıca silahları hâlâ ‘böl ve hükmet’ düsturudur. Doğu Afrika’da Afrikalılar arasında yerleştirilip beslenen kuvvetli bir anti-Asyalı duygu vardır. Aynı şekilde Batı Afrika’da kuvvetli bir anti-Arap; Arap ve Asyalıların bulunduğu yerlerde de bir anti-İslam duygusu yerleştirilmeye çalışılmıştır.”

Devamında şu tespiti yapıyordu:

“Bu düşmanlıklar, sözünü ettiğimiz toplumların kendileri tarafından başlatılmamıştır. Kendi aralarındaki böyle bir çekişme ve kavgadan kazanacakları hiçbir şey yoktur. Bundan en çok kazançlı çıkacak olanlar, nefret edilen eski kolonicilik ve emperyalizm yerine siyonist emelleri geçirmiş bulunanlardır.” 

Ve uyarıyordu:

“İslam bir birlik ve kardeşlik dini olduğundan, ona sahip çıkanların en yüksek bir birlik ve kardeşlik örneği vermeleri şarttır.”

Ertesi gün onu vuranlar ne yaptıklarını iyi biliyorlardı. 

Ya biz?

“Açılmayan yürekleri şād eyle”

Çocuk mezarlarının yan yana kazıldığı, öldürenlerin yapmacık bir pişmanlık beyanında bulunmaya dahi gerek duymadıkları kötü bir dünyada yaşıyoruz. 

Sünniler, Şiiler, Aleviler ve diğer hepimizin ortak kâbusu bu. Birlikte uyanabileceğimiz bir kâbus.

Yarın Ramazan Bayramı. Ertesi gün Nevruz. 

Bu günlerin hatırına bayramın, her inanç, mezhep ve soydan hepimiz için, kalplerimizin yumuşadığı günlere, insanın diğer insan kardeşleri için de adalet ve barış temenni edebildiği yeni başlangıçlara vesile olmasını dileyelim. Ve Şehriyar’la başladık, onunla bitirelim:

Heyder Baba, gün dalıvı dağlasın [güneş sırtını ısıtsın]

Üzün [yüzün] gülsün, bulakların ağlasın [pınarların coşup aksın]

Uşakların [çocukların] bir deste gül bağlasın

Yel gelende, ver getirsin bu yana

Belki menim yatmış [uyanmayı bekleyen] bahtım uyana.

 

HABERE YORUM KAT