İddianamenin okunması devam ederken, soruşturma aşamasında ele geçirilen silahlar, bombalar ve savcıların LCD ekranlarında gösterildi. Perinçek'in avukatları görüntülerin ekrandan kaldırılmasını istedi.
Aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, Sami Hoştan, Sedat Peker, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in de bulunduğu 46'sı tutuklu 86 sanık hakkında açılan Ergenekon davasının üçüncü duruşması Silivri Cezaevi Yerleşkesi'nde yapıldı. Duruşmaya 'iddianamenin okunup okunmayacağı' konusundaki tartışmalar damgasını vurdu. Duruşmanın öğleden önceki oturumunda, İlhan Selçuk ile Kemal Alemdaroğlu'nun da aralarında bulunduğu tutuksuz 30 sanığın kimlik tespitleri yapıldı.
Duruşmada Doğu Perinçek'in avukatı Mehmet Cengiz iddianamenin okunmayarak, doğrudan sorguların yapılmasını istedi. Başkan Şengün ise verilen arada avukat ve sanıkların bir araya gelerek bu konuda karar vermelerini önerdi. Mahkeme, saat 13:00'te verilen aradan sonra yeniden toplandı. Mahkeme başkanı, yetki konusundaki talepler hakkında daha önceden karar verildiği için tekrar karar verilmesine yer olmadığını söyledi. Sanık Nusret Senem, tutuklu sanıkların yemek arasında iddianamenin okunmaması yönünde karara vardıklarını söyledi.
Mahkeme başkanı, ayrı ayrı tüm tutuklu sanıklara sorulduğunu belirterek, aksi yönde bir görüş olup olmadığını sordu. Perinçek'in avukatı Mehmet Cengiz iddianamenin okunmamasını istedi. Müdahil Cumhuriyet Gazetesi'nin avukatı Uğur Alacakaptan, iddianamenin okunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu söyledi. Oktay Yıldırım'ın avukatı da iddianamenin okunmasını istedi. Mahkeme de 2455 sayfalık iddianamenin okunmasına karar verdi.
Daha sonra Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel iddianameyi okumaya başladı. Bu sırada bazı sanıklar, iddianamede kendileri ile ilgili bölüme sıra gelene kadar izinli sayılmak istediklerini söylediler. Başkan Şengün'ün "Peki biz bu iddianameyi kime okuyacağız" sözleri ise gülüşmelere neden oldu. Mahkeme, iddianamenin 80 sayfasının okunduğu duruşmayı bugüne erteledi. 2455 sayfalık iddianameyi, savcılar Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın dönüşümlü olarak okuyacak. İddianamenin okunmasının 30 gün süreceği belirtiliyor.
İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu Mahkeme Başkanı Köksal Şengün'ün kimlik tespitiyle ilgili sorusunu cevaplandırıken, "Emekli hekimim. Evliyim ve 2 çocuğum var. Yan gelirlerle birlikte aylık gelirim, 7-8 bin YTL'yi buluyor' dedi. İbrahim Benli de sanayici olduğunu ve aylık gelirinin 30 bin YTL olduğunu ifade etti.
SELÇUK: GELİRİM 10 BİN YTL Kimlik testipi sırasında salona giren İlhan Selçuk ise hukuk fakültesi mezunu olduğunu, sabıkasının bulunmadığını söyledi. Selçuk maaşının telif ücreti ile birlikte 10 bin YTL olduğunu belirtti.
DEVLET BAKAR MI SİZE? Tutuklu sanıklardan Kemel Kerinçsiz'in bürosunda çalışan Asım Demir "Adresimi değiştirdim. Gittiğimiz yerde bize iş vermiyorlar. Devlet bize bakar dediler' şeklinde konuşunca Mahkeme Başkanı Şengün de "Peki bakar mı size?' diye sordu. Demir de "Ergenekon soruşturmasından beri boştayım. Dokuz aydır iş yapmıyorum' diye konuştu.
İŞLERİ BOZULDU Asım Demir de şu anda çalışmadığını belirterek, "Kimse bizi işe almıyor. 9 aydır boştayım. Hiçbir gelirim yok" dedi. Erdal İrten de dava nedeniyle iş yerlerinin kapandığını, bir akrabasının yanında ustalık yaparak geçimini sağlamaya çalıştığını anlattı.
Duruşmanın öğleden önceki bölümünde mahkeme, tutuksuz sanıkların kimlik tespitlerini yaparken ilginç diyaloglar yaşandı. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, gazeteci Güler Kömürcü'den kimlik tespiti ve ev adresini söylemesini istedi. Güler Kömürcü de 'Dokuz Temmuz'da evlendim. Öncelikle soyadım Öztürk olacak. Soyadımın Güler Kömürcü Öztürk olarak düzeltilmesini istiyorum. Üniversite terk, sabit güvenli bir gelirim yok' dedi. Başkan Şengün, ise 'Yani hazırdan mı yiyiyorsunuz' diye sordu. Güler Kömürcü de 'Daha önce Akşam gazetesinde çalışıyordum. Şu anda serbest gazeteci ve yazarlık yapıyorum. Evet efendim hazırdan yiyi-yorum' cevabını verdi.
Tutuksuz sanıklardan 'Drej Ali ' lakaplı Ali Yasak ise evli ve 3 çocuk babası olduğunu belirterek 'Yüksekokul mezunuyum. Sabıkam yok. Sanayiciyim, aylık gelirim 10-20 bin YTL arasında değişiyor' dedi. Yusuf Görüm ise "Temizlik fabrikam vardı. Bu soruşturma başlamadan önce aylık gelirim 12-13 bin YTL'yi buluyordu. Ancak şimdi 3 bin YTL'ye düştü' dedi.
İddianame okunurken, Mahkeme Başkanı Şengün, sert tepki gösteren Doğu Perinçek'i "atarım dışarı" diye uyardı. İddianamede kendisiyle ilgili iddialar okunurken aniden ayağa kalkan Doğu Perinçek "Yalan" diye bağırdı. Savcı Pekgüzel, "Lütfen müdahale etmeyelim" cevabını verince Perinçek, "Devamlı yalan söylüyorsun. Savcı yalan söylemez, uydurmaz. Uyduruyorsun" diye bağırdı Perinçek'i susturan Başkan Şengün, "Öyle bağırmanıza gerek yok. Oturduğunuz yerden nara atarak duruşma götürülmez.
Saygısızlık yapmayın. Bunları, beğenmediğiniz yerleri savunmanızda istediğiniz gibi söylersiniz" dedi. Perinçek'in yüksek sesle bağırmaya devam etmesi üzerine Şengün, "Bağırmayın. Ahengi bozmayın, sizi dışarı atmak zorunda kalırım" dedi. Perinçek de bunun üzerine, "Atın da kurtulayım." cevabını verdi.
İki gündür devam eden sağanak yağışın ardından, cezaevi çevresi çamur deryasına döndü. Araçlar cezaevine girmekte güçlük çekerken, basın mensupları da çamur yüzünden zor anlar yaşadı.
İlk iki duruşmada davayı protesto etmek için cezaevi önüne gelen göstericiler, dünkü duruşmada sağanak yağış ve çamur engeline takıldı. Olası gösteri ve yoğunluğa karşı jandarma ekipleri bölgede güvenlik önlemleri aldı, yerleşke yakınına gelen araçlarda sıkı arama yaptı. Dünkü duruşmaya seyyar satıcılar da daha az ilgi gösterdi. Sadece bir simit satıcısı cezaevi önünde tezgah açtı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün'ün, tutuklu sanık Halil Behiç Gürcihan'a yaptığı jest salondakileri duygulandırdı. Sanık yakınlarının duruşma salonuna alınması sırasında Mahkeme Başkanı Şengün, "Halil Behiç oğlun burada görüyor musun?" diye seslendi. Gürcihan da bunun üzerine ayağa kalkarak, izleyici sıralarında bulanan 18 yaşındaki oğlunu görme ve el sallama imkanı elde edince mahkemede duygulu anlar yaşandı.
Ergenekon davasının üçüncü duruşması öncesi, duruşma salonundaki yenilikler dikkat çekti. Mahkeme heyetinin tutuklu ve tutuksuz sanıkları birlikte yargılanmasına karar vermesinin ardından, duruşma salonu yoğunluk yaşanmaması için bekleme salonu ile aradaki duvar yıkılarak birleştirildi. Önceki duruşmada bekleme salonunda duruşmayı izleyen gazeteciler için ayrı bir bölüm hazırlandı. Salonun giriş kapısının da genişletildiği görüldü. Salonun dolmaması üzerine mahkeme başkanı, bazı sanık yakınlarını içeri aldı.
Duruşmada tutuklu sanık Behiç Gürcihan mahkemeden Savcı Zekeriya Öz'ün mahkemeyi internetten izlediğini ileri sürerek, bu durumun tespit edilmesini istedi. Bazı sanık avukatları da hakimden tutuklu yakınlarının ziyaret için cezaevine gelmelerinin zor olduğunu belirterek, dava günleri yarım saat görüşmelerine imkan sağlanmasını talep etti. Bu arada gözaltına alınarak serbest bırakılan sanık avukatı eski Cumhuriyet Savcısı Ertaç Giray'du duruşmaya katıldı.
Ergenekon sanığı Kemal Alemdaroğlu, dava iddianamesini hazırlayan 3 savcı hakkında suç duyurusunda bulundu. Alemdaroğlu, avukatı Metin Çetinbaş aracılığıyla 2. duruşmada Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na gönderilmek üzere İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 45 sayfalık bir dilekçe verdi. Dünkü duruşmada da tekrarlanan dilekçede, iddianameyi hazırlayan 3 savcı hakkında, 'Görevi kötüye kullanmak', 'Savunma ve özgürlük hakkı ile özel hayatın gizliliğini ihlal etmek', 'Bazı bilgilerin medyada yer alması' gibi nedenlerle yasal işlem yapılması istendi. (Yeni Şafak)