1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. 150 maaşlı TMSF kayyumları mı vardı?
150 maaşlı TMSF kayyumları mı vardı?

150 maaşlı TMSF kayyumları mı vardı?

KararTv Youtube kanalında yayımlanan “Bi' Karar Ver'e” konuk olan Eski TMSF Yöneticisi ve Gelecek Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Abdullah Güzeldülger, TMSF başkanıyken yapılan kayyum atamaları ile ilgili şaşırtıcı iddialarda bulundu.

25 Haziran 2021 Cuma 16:27A+A-

HAKSÖZ HABER

TMSF(Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) başkanı olduğu zamanlarda TMSF'nin kayyum atadığı şirketlerde neler olduğunu anlatan Güzeldülger, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. "Devlet TMSF'Yİ kayyum ilan etti. Mahkemenin atadığı kayyumlar bıraktı. O dönemde kayyumlarla ilgili piyasada ciddi rahatsızlık oluştu.100-150 şirketten maaş alan kayyumlar türedi. Bir grubun 30 şirketi var. 30 şirketinden 5’er bin maaş… 100-150 şirket olunca 5’er binden… Bir anda bir baktık her Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının atamasında, el koymasında bu İmran Okumuş bu şirketlere kayyum olarak atandı. Biz TMSF’ye yönetime geldiğimiz zaman bu İmran Okumuş hakkında bir dosya hazırladık. Dönemin devlet bakanına gönderdik. Bunun yaptığı yolsuzluklar usulsüzlükler ile ilgili gönderdik ama dosya sümenaltı edildi. dedi.

Yaptığı açıklamaların arkasında olduğunu belirten Güzeldülger birçok konuda usulsüzlük yaptığını iddia ettiği kişilerin isimlerini de verirken usulsüzlüklerin kendisini rahatsız ettiğini ve bir süre sonra kendisinin istifa ettiğini dile getirdi.  

TMSF içerisinde usulsüzlük ve yolsuzluk yapanların isimlerini de aktaran Güzeldülger; “nasıl yolsuzluk yapılıyordu size anlatayım” diyerek şöyle söyledi.

"TMSF'de önemli işlerde Yönetim Kurulu Başkanı ve başkan vekili ile diğer üyeler imza atabilirler. Yönetim Kurulu Başkanlığından ayrıldıktan sonra, Nurettin Canikli yeni Yönetim Kurulu Başkanı ve Başkan Vekili olan bağlacı 'veya' olarak değiştirdi. Böylelikle Yönetim Kurulu Başkanını baypas etti. Yönetim Kurulu Başkanı olmadan Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve diğer yönetim kurulu üyeleri önemli işlerde karar alabilir hale geldi. Yönetim Kurulu Başkanı 30 kişinin yolsuzluk yaptığını biliyordu. Diğer yönetim kurulu üyelerine şöyle dedi; arkadaşlar ben imzalamadan kimse imzalamasın. Uçağa bindi, Kayseri'den İstanbul'a döndü ve Yönetim Kurulu başkanı dönerken o dönemki Yönetim Kurulu üyeleri bu sözleşmeyi imzaladılar. CEO bu şirkete hemen herhangi bir teminat vs. almadan 750 bin Euro para transfer etti. Ben bunu tespit ettim. Yönetim Kurulu Başkanı'na da gitti. 'Sayın Başkan bu sözleşmeyi Muhittin Gülal imzaladı' dedim. 'Nasıl olur?' dedi. Ona 'neden bu sözleşmeyi imzaladın ben size imzalamayın demedim mi?' dedi. O da 'ya imzalayacaktım ya istifa edecektim' cevabını verdi. Ne demek bu? Bana bir talimat geldi, ben bu sözleşmeyi imzalamasaydım istifa etmeyi tercih etmek zorunda kalacaktım demek. Onurlu bir insan istifa eder. O sözleşmenin yolsuzluk içerdiği gayet açık. Ama Türkiye'de bu işler böyle yürümüyor.”

Nurettin Canikli’nin tecrübesiz ve belinde silahlı bir kişiyi CEO olarak görevlendirdiğini iddia eden Abdullah Güzeldülger aktarımlarına şöyle devam etti: Ben BOYDAK Yönetimi'ne geçtiğim zamanda buradaki agresifliği gördüm.15 Temmuz nedir? Bir halkın darbeye karşı girişimi ve şehit verdiğimiz ayaklanma. Bu FETÖ şirketleri TMSF'ye devrolduktan sonra siyasetin bu şirketlere ilgisi kaçınılmazdı. Bekliyordum ki nitelikli bir CEO atanır gruba. Ben TMSF'nin görevlendirmesiyle BOYDAK'a Yönetim Kurulu Başkanı olarak atandığımda, şirkete tecrübeli bir CEO gönderilmesini beklerken, Nurettin Canikli 30 yaşlarında, tecrübesiz, belinde silahlı birini gönderdi…

CEO’nun usulsüzlüklerinden bahseden Güzeldülger: “Daha bir tane koltuk kanepe satmadan hemen bir sponsorluk anlaşması ile geldi önüme. Ben de benden önceki kayyumlara sordum. 'Bu basketbol takımı size sponsorluk için geldi mi?' dedim. 'Geldi' dediler. 'Ne kadar istedi sizden?' dedim. '300 bin lira istedi' dediler. CEO'nun istediği sözleşme 2 milyon 800 bin liraydı. 'Ben bunu imzalamam' dedim. CEO ile ilk krizimizi orada yaşadık. CEO yurt dışına gitti. Dolaştı, geldi. 40 bin dolarlık bir özel hava yolu şirketinden fatura ile geldi. Ben 'bizim özel uçağımız var' dedim. 'Sen neden bunu kullanmadın da bir özel havayolu şirketinden 40 bin dolarlık fatura ile geldin?' dedim. Muhasebeye faturayı verdi, konu bakan beye intikal etti, faturayı geri çekti."

Güzeldülger, TMSF'de başkanlık yaptığı dönemde, Sezgin Baran Korkmaz'ın kendisinin yanına TMSF’ye geldiğini ve 'kelepir şirket varsa alalım' talebinde bulunduğunu belirtti.

Güzeldülger: "Sezgin Baran Korkmaz, ben TMSF'de Tahsilat Daire Başkanı'yken yanıma geldi. Ankara'dan hatırlı bir milletvekilinin girişimiyle... Siyasette dostları vardı. SBK'nın HTS kayıtları incelenirse, yalısına kimlerin gelip gittiği incelenirse bunlar çok rahat ortaya çıkacaktır. Milletvekili beni aramadı ama SBK TMSF'ye geldi. Yıl 2014-2015 zamanlarıydı. Geldi ve dedi ki 'başkanım, sizde kelepir şirket var mı?' Ben de 'biz de kelepir firma olmaz. Bizim satışlarımız rekabetçidir, bir şeyi satışa koyarız, ihaleye girersin, para konuşur. Paranı koyarsın şirketi alırsın. O paranın kaynağı vs. beni ilgilendirmez, devletin, MASAK'ın problemidir, o bakar. Eğer öyle bir yanlış varsa tabi paran da malın da gider' dedim.” dedi.

SBK’nın kendisi ile görüşmesini detaylıca anlatan ve deşifre edilmesi gereken bir isim olduğunu o zaman da söylediğini belirten Güzeldülger: “…Öyle deyince benden yüz bulamadı. Ama ben merak ettim çocuğu. 'Bana bir kendini anlatsana, sen kimsin, böyle genç yaşta büyük işlerle uğraşıyorsun?''Ben Kars Digor'lu, orta okul terk bir delikanlıyım' dedi. 'İmam Hatip yaptırıyorum, Tayyip Erdoğan'a şöyle yakınım, böyle yakınım' vs. dedi. Bir yandan da Robin Hood profili çiziyor. Ben 5 dakikada bunun sahtekar olduğunu anladım. Koskoca Cumhurbaşkanının etrafındaki insanlar bunun ne olduğunu bilmiyor mu? SBK, 'Amerikalı fon yöneticileri var, onların fonlarını yönetiyorum' dedi. 'Amerika fon yöneticisi sana mı kaldı? Senin ne vasfın var? Finansal okuryazarlığın yok, master derecen yok, doktoran yok, herhangi bir başarı hikayen yok. Kars Digor'dan çıkmışsın, tamam güzel iyi de. Seninle onu irtibatlandıramadım kafamda' dedim. Sonra bunu gönderdim. 'Sen git, eğer bir şeyle ilgileniyorsan, bedelini ödersin, alırsın' dedim. Ondan sonra bir haber çıktı. Piyalepaşa'da bir pazar kapatmış ve halka ücretsiz dağıtmış. Yakın bir arkadaşıma 'bu bir sahtekar, deşifre et' dedim. 'Bu Amerikalı bir grubun, Türkiye'deki zayıf şirketleri ele geçirme operasyonlarında kullandığı bir aygıt' dedim. Yaptığı satın almalara baktım. Kavgalı aileleri buluyor, aile üyelerinin birisine borç para veriyor. Mesela '10 milyon dolar vereceğim sana, seni ayağa kaldıracağım' diyor. 2 milyon dolar veriyor, 10 milyon dolarlık senet alıyor. Adama, 10 milyon dolar üzerinden geri kalan parayı vermeden icra götürüyor. Onun böyle değişik operasyonları var. Şirkete iyilik yapmak ister gibi yanaşıp, şirketleri ele geçirme satın alma işleri var."

Abdullah Güzeldülger’in siyasete atılması ile beraber anlattığı bu iddiaları “neden daha önce dile getirmediği?” soruları sorulmaya başlandı.

HABERE YORUM KAT

6 Yorum