1. YAZARLAR

  2. Fahrettin Sümer

  3. Yemen dünya gündeminde!
Fahrettin Sümer

Fahrettin Sümer

Yazarın Tüm Yazıları >

Yemen dünya gündeminde!

A+A-

Arap Yarımadası'nın güneybatısında, bir zamanlar Melike Belkıs'ın yaşadığı diyar, Ortadoğu'nun en fakir ülkesi olan Yemen, 2000'de Amerikan savaş gemisi USS Cole'a Aden'de El Kaide tarafından saldırılması ve 17 personelinin öldürülmesinden bu tarafa ABD hükümetinin gündemine girmişti. Ama Nijerya doğumlu Ömer Faruk Abdulmutallib'in Amsterdam'dan Detroit'e giden uçağı bombalama girişimi ve Yemen'deki El Kaide ile bağlantısının olduğu iddiası, ülkeyi Amerika için öncelikli konu haline getirdi ve dünyanın da gündemine soktu.

Bir taraftan, ABD ve Yemen hükümetleri arasında 2000'de başlayan Yemen'deki El Kaide varlığına karsı mücadelede işbirliği, 11 Eylül saldırılarının ardından artarak devam etti ve 2009'da daha da ilerledi. Şimdiye kadar bu işbirliğinde ABD, Yemen ordusuna silah, eğitim ve istihbarat desteği vermekle yetindi. Ama bu son olaydan sonra Obama yönetiminin Yemen'deki El Kaide kamplarına doğrudan müdahale edip etmeyeceği tartışılır hale geldi. Aralık 2009 ortalarında Yemen'deki El Kaide kamplarının havadan vurulması, Amerika'nın "teröre karşı savaşta" sessizce yeni bir cephe açtığı yorumlarına sebep oldu. Diğer taraftan, Afrika, Ortadoğu ve Asya'nın kesiştiği yerde bulunan Yemen'in Kızıldeniz'i (dolayısı ile Süveyş Kanalı'nı) Hint Okyanusu'na bağlayan Körfez'de stratejik bir konuma sahip olması, bu ülkedeki gelişmeleri bölgeden deniz ulaşımı yapan her ülke için önemli kılmakta. Körfez'in öteki yakasında bulunan Somali'de hâlâ etkin bir merkezî hükümetin bulunmaması ve deniz korsanlarının aktif olması, Yemen'in önemini daha da artırmakta. Bundan dolayıdır ki geçen hafta, İngiliz Başbakanı Gordon Brown, bu ayın son günlerinde Londra'da gerçekleşecek uluslararası Afganistan konferansının yanı sıra, uluslararası bir Yemen konferansının da toplanması için çağrı yaptı.

BİRLEŞME SANCILARI VE BÖLÜNME TEHLİKESİ

90'lı yılların başında Hazar Denizi yakınlarından Yemen'e göç eden Yahya ibn al-Huseyin'in kurduğu ve sadece Yemen'de olan Şii Zeydi İmamlığı 1962 iç savaşına kadar Yemen'de en etkili güç olarak kaldı. Yemen uzun süre bu imamlığın idaresinde yaşadı. 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu Yemen'i kontrol etmeye çalışsa da etkin kontrol kuramadı. Avrupa sömürgeciliğinin Ortadoğu'yu giderek sardığı 19. yüzyılda, İngiltere, önce deniz ulaşımının stratejik noktalarından Yemen'in sahil şehri Aden'e 1839'da yerleşti. Daha sonra Aden'in güvenliğini garantilemek için Yemen'in güneyini Violet çizgisi denilen bir sınırla kuzeyden ayırdı. 1870 başlarında Osmanlılar Yemen'e geri geldi. Ama Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin de desteği ile kuzeydeki Zeydi İmamlığı Osmanlılara karşı ayaklandı. Binlerce Anadolu evladı Yemen'i tutmak için feda edilmesine rağmen, İmparatorluğun yıkılması ile kuzey Yemen bağımsız oldu. 1920'de İmam Yahya Muhammed Hamidaddin Yemen'in kralı olarak tanındı.

Bundan sonra Yemen'i siyasi istikrarsızlık ve iç savaşlar beklemekte idi. 1944'te Yemen ordusu içinde başlayan Özgür Yemen Hareketi kuvvetlenerek İmam Yahya'yı 1948'de öldürdü. Ama Yahya'dan sonra tahta geçecek olan Ahmed al-Din mücadelesini sürdürdü ve 1962'ye kadar ayakta kalmayı başardı. Ahmed al-Din'in ölümü Yemen ordusundan Abdullah al-Sallal'a rejimi devirme fırsatı verdi, ama al-Din'in oğlu Muhammad al-Badir kuzeydeki dağlık bölgeye kaçtı ve oradan tahtını geri almak için mücadele başlattı. Böylece kraliyet yanlıları ile cumhuriyetçiler arasında iç savaş başladı. Yemen'in kuzey komşusu Suudi Arabistan al-Badir'i, Nasır döneminde Mısır da al-Sallal'ı, yani cumhuriyetçileri bizzat asker göndererek destekledi. Böylece iki Ortadoğu ülkesi de bu iç savaşa müdahil oldu. Mart 1969'da al-Badir'in Suudi Arabistan'a kaçması ile iç savaş sona erdi ve 1970'de Suudi Arabistan da yeni Yemen Arap Cumhuriyeti'ni (YAC) tanıdı. Kuzey'de bunlar olurken, İngiltere'nin kontrolündeki güneyde de İngiltere'ye karşı örgütlü mücadeleler arttı ve İngiltere'nin çekilmesinin ardından 1969'da sosyalist Demokratik Yemen Halk Cumhuriyeti (DYHC) kuruldu. Bu seferde YAC ile DYHC arasında sınır çatışmaları başladı. Aralıklarla devam eden bu çatışmalar ve DYHC'nin kendi içindeki karışıklıklar 1990'da her iki tarafın Yemen Cumhuriyeti olarak birleşmesine kadar sürdü. Ama birleşmenin sancıları ve bölünme tehlikesi 1994 ortalarına kadar devam etti.

Yemen'in bugünkü Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, YAC'da 1978'de cumhurbaşkanı olduğundan beri iktidarda. YAC'la DYHC'nin birleşmesinden sonra da iktidarda kalmayı başaran Salih, 1994'te güneyli yardımcısının ülkeyi bölmesini önledi. 1999'da da yedi yıllığına, ilk defa halk oyu ile, tekrar cumhurbaşkanı seçildi. Önce tekrar aday olmayacağını söylemesine rağmen, 2006 seçimlerinde, verdiği sözden vazgeçerek, tekrar seçilmeyi başardı. Salih Afganistan'daki savaştan dönen Arap mücahitlere 1990'larda kapısını açtı ve 1994'te onları güneyin tekrar kuzeyden bölünmesini önlemek için yürütülen mücadelede kullandı.

YEMEN VE AMERİKA NEDEN İŞBİRLİĞİ YAPIYOR?

1991'de, Saddam'ın Kuveyt'i işgalinin ardından Amerika'nın Irak'a karşı açtığı Körfez Savaşı'na da karşı çıktı Salih. Bu yüzden Körfez ülkelerinde ve Suudi Arabistan'da çalışan binlerce Yemenli, Yemen'e geri dönmek zorunda kaldı. 1990 ortalarından itibaren göreceli bir istikrara kavuşan Yemen, ekonomik kalkınmada geri kaldı. Nüfusunun yarısından fazlası fakirlik sınırının altında. Bunun yanı sıra merkezî hükümet Yemen'in iç kesimlerinde tam kontrol sağlayamadı. Bundan dolayı Afganistan'dan, Irak'tan ve Pakistan'dan kaçan El Kaide militanlarının bir kısmı da Yemen'e yerleşti. Suudi Arabistan ve Oman'la sınır problemleri yaşadı. 2004'ten itibaren kuzeyde Şii direnişi başladı ve devam etmekte. Yemen hükümeti İran'ı direnişçileri desteklemekle suçlamakta. Direnişçiler de Suudi Arabistan'ı kendilerine karşı Yemen hükümetini desteklemekle suçlamakta.

Yemen'in bütün bu problemlerinin yanında El Kaide'nin ülkedeki varlığı Yemen hükümeti için daha az öncelikli bir konu. Ama El Kaide'nin uluslararası boyutu, özellikle Amerikan hedeflerini seçmesi, Yemen hükümetini de işbirliğine zorlamakta. 2000'den bu tarafa El Kaide sadece Amerikan hedeflerine değil, Batılı elçiliklere ve hükümet binalarına da bombalı saldırılar düzenledi. Ayrıca Batılı turistleri kaçırmaya ve öldürmeye yöneldi. Bütün bunlardan dolayı Yemen ve Amerikan yönetimi arasında teröre karşı artan bir işbirliği söz konusu.

Yemen hükümetinin El Kaide'ye karşı Amerikan desteği ile yürüttüğü operasyonlar, Amerikan ve diğer Batılı güçlerin Yemen'e müdahil olmasına yaygın halk desteği olmadığı gibi, muhalefet tarafından da sık sık eleştirilmekte. Salih hükümeti dikkatli bir dil kullanarak ve Amerika ile işbirliğinin detaylarını gizleyerek iktidarının meşruiyetini korumaya çalışıyor.

Velhasıl, Yemen tekrar hassas bir dönemden geçiyor. Havadan El Kaide hedeflerine yapılan bombardımanlar sivillerin de kaybına sebep oluyor. Yemen'in bir iç karışıklığa ve istikrarsızlığa sürüklenmemesi herkesin çıkarına. Bu nedenle özellikle Amerika'nın, genelde Batılı güçlerin, Yemen'le ilişkilerini Yemen'in hassas dengelerine dikkat ederek yürütmesi önemli. Terörle mücadelenin yanı sıra Yemen'in ekonomik kalkınmasına ve demokratikleşmesine yardımcı olunmalı. Umarız, Amerika'da Cumhuriyetçilerin sürekli teröre karşı yumuşak olmakla suçladığı Obama, eleştirilerin etkisinde kalıp Bush'vari politikalar izlemez. Yemen'in geleceğinin daha iyi olmasını diliyoruz.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT