Türkiye'den gelen ders

15.03.2010 04:31

Fayez Reşid

Hiçbir gözlemci Türkiye ile ABD ilişkilerinin gergin veya Ankara'nın, Washington'ın kuyruğu olduğunu iddia edemez. Zira Türkiye, Amerikan stratejisinde Ortadoğu açısından önemli ülkelerden ve desteklerden biri.

Sovyetler Birliği ve sosyalist Doğu Bloku ülkelerinin çöküşü kesinlikle Türkiye'nin imajını sarsmadı. Türkiye, Washington açısından o vakitler Sovyetler'e komşu olmasından dolayı önemli bir ülkeydi. Sovyetler soğuk savaş döneminde Washington'ın esaslı düşmanıydı. Sovyetler'in çöküşüne rağmen Türkiye halen peşi sıra gelen Amerikan yönetimleri için önemli bir ülkedir. Ayrıca hiç kimse birçok çatışmaya rağmen Türkiye ile İsrail ilişkilerinin iki ülke arasında nihai boşanmaya götürecek kriz sürecine girdiğini ifade edemez. Zira taraflar arasındaki koalisyon ilişkileri, kısmî soğukluğa rağmen hâlâ yürürlükte.

Amerikan Temsilciler Meclisi'ndeki Dış İlişkiler Komitesi, Ermenilerin Türkiye eliyle kanlarının akıtılmasının 'soykırım' olarak nitelenmesini öngören tasarıyı onayladı ve tasarı sadece bir oy farkla 22'ye karşı 23 oyla geçti. Amerikan yönetimi bu konunun Ankara açısından hassasiyetinin farkında. Bu yüzden tasarının geçmesi sonrası Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, tasarının geçmesinin ABD yönetiminin kararı olarak görülmeyeceği, hukukî işlemler doğrultusunda tasarının karar sıfatı alması için Amerikan Senatosu'na sunulması ve oradan geçmesi gerektiği ve hatta buradan geçse dahi kararın Amerikan anayasasına göre Başkan Obama için bağlayıcı olmadığı yollu açıklamada bulundu. Clinton'ın, Türkiye ile ilişkilerdeki kararlılığı ve bu açıklamalarıyla Ankara'nın oylamaya tepkisini hafifletmek istediği açık.

Diğer yandan Obama, seçim kampanyasında Ermeniler ile Türkler arasında yaşananları soykırım olarak nitelemişti ancak seçimleri kazanması sonrası bundan vazgeçti, açıklamalarında ve Ankara ziyareti sırasındaki konuşmasında iki ülke arasındaki anlaşmazlıkların çözülmesinin önemine yoğunlaşmaya başlamıştı. Buna rağmen Türkiye Amerikan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'ndeki oylamada tasarının geçmesi sonrası yaşananlara tepkisel bir adım olarak istişarede bulunmak için Washington'daki büyükelçisini geri çağırdı. Büyükelçisinin çağrılması ayrıca Washington'a şöyle bir mesaj göndermek anlamına geliyor: Tasarının oylaması adımlarının sürmesi, Türkiye'nin Washington'a öfkesinin iki ülke ilişkilerini etkileyeceği anlamına gelmektedir. Ayrıca Türkiye başbakanı, Türkiye cumhurbaşkanı ve hükümet, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nda Türk büyükelçiye yapılan aşağılamadan dolayı öfkelendiler ve İsrail'in özür dilemesinde ısrar ettiler. İsrail aynı gün Türkiye'den özür diledi. Küstahlığının sonucu olarak başka ülkelerden özür dilemekten sakınan Siyonist devletin nadir attığı bir adımdı bu özür. Keza Recep Tayyip Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in Gazze saldırısı etrafındaki saptırma ve yalanlarına cevap vermesine izin verilmediği vakit, Davos Ekonomik Forumu Platformu'nu terk etmekten kaçınmamıştı.

AK Parti'nin Erdoğan-Gül ikilisi eliyle iktidarda olduğu dönemdeki Türk tepkileri saygınlık, vatanseverliğin asaleti ve Türk devletine uzaktan da olsa dokunmaya çalışan herkese karşı durmaktan kaynaklanıyor. Türk tepkileri ABD veya İsrail de olsa Ankara ile işbirliği dereceleri ne olursa olsun Türkiye vatanının ve Türk halkının egemenliği ve saygınlığına dokunulduğu bir durumda taviz vermemekten kaynaklanıyor.

Genelde büyük, süper veya güçlü devletler, hacmi ve etkileri ne kadar küçük olursa olsun kendi egemenliğini ve saygınlığını koruyan ülkelere saygı gösterirler. Güç, göreceli bir konu. Bazı güçlüler saygınlıklarını koruyamazlar. Bu yüzden aslında onlar zayıftırlar. Tam tersi için de aynı şey söylenebilir. Gelişen dünya düzlemindeki büyük devletler Türkiye'den dersler almalıdırlar.

ZAMAN

 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim