Türkiye, İsrail ve uluslararası soruşturma tuzağı

11.08.2010 00:50

Muhammed Nureddin

Türkiye-İsrail ilişkileri, önceki dönemlerden farklı yeni bir döneme giriyor. Bu ilişkiler İsrail'in kuruluşundan yakın düne kadar sağlam koalisyonlara sahne oldu. İlişkiler sınırlı veya orta düzeyde krizler yaşadı ancak en büyük gerginlik AK Parti döneminde Türkiye'nin dış politikasındaki değişimle birlikte geldi.

Sebep ise partinin İsrail karşıtı bir politika izlemesi değil, İsrail'le iyi ilişkileri korumakla birlikte Arap ve İslam dünyasına açılmayı istemesi. Hiç kimse Türkiye'nin İsrail ile Suriye ve Filistinliler arasında Arap-İsrail çekişmesini çözme girişimlerini unutmuyor.

İsrail'in Türkiye'nin yeni rolünü anlamaması ve kendisine düşman olduğunu düşünmesi, iki ülke arasındaki gerginliği artırdı ve başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türk yetkilileri, İsrail politikalarına sert eleştiriler yapmaya sürükledi. Türk yetkililer, bu politikaları bütün Müslümanları ve İsrail ile Araplar arasındaki bütün arabuluculuk girişimlerini aşağılamak olarak gördüler.

Türkiye-İsrail ilişkilerindeki büyük gerginlikleri anlamak için bu kadarı kafi gelmez. Türkiye, Arap ve İslam bölgesinde varlığını yoğunlaştırmaya, Arap tutumunun gerilemesi sebebiyle daha fazla nüfuz kazanmaya başladı. Türk aktör geldiğinde İsrail de dahil var olan aktörlerin payından aldı. Bu durum İsrail'i kızdırdı. Tel Aviv bazı Araplar, Rusya ve Çin başta olmak üzere dünyadaki bütün süper güçlerle işbirliği yaparak bu rolü vurmak için hazırlanmaya başladı. Zira Türk rolü bir yandan Arap 'aktörleri' sıkıntıya soktu, diğer yandan süper güçleri endişelendirdi. Özellikle de Brezilya ile birlikte Tahran nükleer anlaşmasındaki rolü sayesinde Türkiye'nin uluslararası bir aktöre dönüşmesi sonrası...

İki ülke arasında çatışma yaşanması için bütün etkenler buluştu. Bu kez İsrail'in 'Özgürlük Filosu'na yönelik saldırısıyla kanlı bir girişimle geldi çatışma. Özgürlük Filosu katliamını ve dokuz Türk'ün ölümünü takip eden Türk söylemindeki coşku sonrası ABD ile Türk bağlantıları yoğunlaştı ve Türk talepler serisi Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkileri onarmak için bir anlaşma ortamına sahne olmaya başladı. Türk ve İsrail açıklamalarında sert ifadeler yer almadı ve taraflar ilişkileri doğallaştırma veya gerginliği bitirme eğilimine dair göstergeleri yansıtan karşılıklı adımlar attılar.

Önce İsrail, Özgürlük Filosu'na katılan üç Türk gemisini iade edeceğini belirtti ve ardından vatandaşlarına yaptığı Türkiye'ye gitmeme uyarısını kaldırdı. Son olarak İsrail, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un kurduğu uluslararası soruşturma komisyonuna onay verdi. İsrail'in adımlarının bir açıklaması varsa o da Türkiye ile ilişkileri doğallaştırma eğilimidir. Fakat denizdeki kanlı mesaj Türkiye'ye ulaşmamış olsaydı bu eğilim yaşanmazdı.

Peki mesaj Türkiye'ye ulaştı mı? Belki evet, belki hayır. Fakat şu ana kadar görülen, Ankara'nın İsrail'le havayı soğutma politikası izlediği yönde. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun 'özür talebi uluslararası soruşturma komisyonu kurulana ve sonuçları ortaya çıkıncaya kadar ertelenebilir' yollu sözü, bu politikanın göstergelerinden. Ayrıca Türkiye'nin İsrail'e yönelik adımları, kanları hâlâ intikam bekleyen dokuz Türk'ün kanı boyutunca olmadı.

Türkler uluslararası soruşturma komisyonunun kurulmasını İsrail'in uluslararası hukuka ilk defa boyun eğmesi açısından bir zafer olarak gördü. Fakat Türk kardeşlerimizi uyarmamız gerek. İsrail, komisyon kurulmasına uluslararası soruşturmayı eritmek için onay verdi. Özellikle de BM ve Ban Ki-moon, İsrail yanlılığı ve ABD'ye bağlılığıyla biliniyor. Ayrıca komisyonun başkanlığını yürütecek olan görev süresi bitmiş Kolombiya Devlet Başkanı Alvaro Uribe bir ABD ürünü, Venezuela'daki İsrail ve ABD karşıtı Hugo Chavez yönetimine karşı en büyük kışkırtıcısı. Keza dünyadaki Yahudi lobilerinin önde gelen destekçilerinden.

Soruşturma komisyonunun kurulması, İsrail'in akan kandaki sorumluluğunun kaldırılması suretiyle Türkiye için bir tuzak olabilir. Dahası özgürlük kafilesini organize eden İHH'nin faaliyetlerini kınayarak Türkiye'ye, İsrail'e karşı kışkırtmanın sorumluluğu yüklenebilir. Türkiye'nin, İsrail zihniyetini henüz iyi anlamadığı görülüyor. Türkiye'nin İsrail yanlısı böyle bir komisyonun kurulmasını kabul etmesi, Batı'yla ilişkilerdeki trajediden çıkıp yeniden ilişki kurma girişimiyse bu durum kendisini ilgilendirir. Fakat Türkiye'nin Arap bölgesindeki saygınlığını korumak, Arap ve Müslüman sokaklarındaki varlığının sürmesi için edindiği tutumlarda İsrail'in oyunlarını, Washington ve BM'nin tarafgirliğini dikkate alması kaçınılmaz.

Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi El Haliç, 7 Ağustos 2010

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim