1. YAZARLAR

  2. Faik Akçay

  3. Tarihte Türk-Kürt çatışması hiç olmamıştır
Faik Akçay

Faik Akçay

Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihte Türk-Kürt çatışması hiç olmamıştır

A+A-

Kürt ve Türk halkları savaş istememektedir. Savaşın bir an önce bitmesini istemektedir. Halka karşın, halk için öncülük, kurtarıcılık, koruyuculuk yapmaya soyunanların, ülkeyi savaş sarmalının acımasızlığı içinde kıvrandırmaları, ikiyüzlülüklerinin kanıtıdır.

Halkların büyük çoğunluğunun savaşın sona ermesini istemesine karşın akan kanların durmaması, ülkemiz için büyük üzüntü kaynağıdır. Türkiye için en korkunç gelecek, bir Türk-Kürt iç savaşının tırmanmasıdır. Her iki tarafın böyle bir yükü kaldırmanın altına girmeleri, ezilmelerinin başlangıcı olur. Böyle bir gelişme, sonunun nereye varacağı belli olmayan bir sürecin yaşanmasına neden olur. Yıllardır bu ortamın sağlanması için çaba harcayanlar var. Bu çabaların sahipleri iki halkı birbirine düşürmeyi başaramadı. Yüz yıllardır aynı acıları, sevinçleri paylaşan Türk ve Kürt halkları, kışkırtmaların duygusallığına yenilmeden, sağduyulu davranarak, birbirlerini kucaklamayı başarmış durumdadır. Türk-Kürt ayrışması ülkeyi yıkıma götürür. Bu gemide iki taraf da batar. Uzlaşmadan, barıştan yana tavırların sergilendiği günlere gereksinimimiz var. Savaşın, çatışmaların bir yana bırakılarak, bu toprakları barışın, dostluğun, insan hak ve özgürlüklerinin yaşandığı yer durumuna getirmemiz gerekmektedir. Akan kanların durmasının yolu, Kürt sorununun barışçıl yollarla çözülmeye çalışılmasından, siyasal çözümler üretilmesinden geçmektedir. Kürt sorunu yalnız Kürtlerin değil Türklerin, bu ülkede yaşayan herkesin, Ortadoğu'nun, tüm dünya ülkelerinin etkilendiği bir sorundur. Sorun ancak, iki tarafın iyi niyetle el ele vermesiyle, barışçıl yöntemlerle çözülürse kalıcı bir barış ortamına kavuşulabilir. Ölenlerin tümü bu ülkenin çocuklarıdır. Kardeşi kardeşe kırdıranların sözlerini ağızlarına tıkmanın zamanı çoktan gelmiş de geçmiştir.

Bölünmek istemeyen, karşısındakinin haklarına, özgürlüklerine saygılı olmak zorundadır. Varlıklarını gerilim üreterek, kan akıtarak sürdürenlere, bu ülke insanının, insanlığın söyleyeceği çok söz vardır. Bu sözler daha çok kan akıtılmadan söylenmelidir. Dünyanın büyük bir ekonomik bunalım yaşamakta olduğu günlerde, milyarlarca dolarlık savunma giderleri yapılması ülkemizi daha da kötü koşullara itecektir. Savaşın uzamasına değil, barışın yaşanmasına gereksinimimiz vardır. Bir yıldır sınır ötesi operasyonlar yapma yetkisini kullanan askerler, sınırın bu yanında yaşayan askerlerimizin can güvenliğini koruyamamanın nedenini açıklamak zorundadırlar. Altınova'da yaşananlar, yıllardır iki halkı birbirleriyle takıştırmak çabalarının sonucudur. "... Bodrum'da bir taciz meselesinin ardından sokağa çıkanlar "Doğulu" peşine düşmüşlerdi. Sonra da İzmir'de bir minibüs tartışması yine "Doğululara" saldırıya dönüştü. Benzeri olaylar yıllar içinde tekrar etti, bazısında gerekçe bir bardı, bazısında 'kimin yaktığı belli olmayan bir bayrak'. Hep aynı senaryo uygulanıyor. Olay olur olmaz hızlı bir şekilde haberi yayılıyor, herhalde bunun için kahvehane ve derneklerde "özel çalışma" yapılıyor, sonra insanlar ellerine sopaları alıp sokaklara çıkıyor." (Gönensin, Okay, 05.10.2008, Vatan Gazetesi.) Bu acı sonuçları kendi ellerimizle yeşertip büyüttük.

"Her şehide karşı bir DTP'li öldürülsün" çağrısının suç sayılmaması, 'sokağa çıkın birbirinizi öldürün' anlamına gelen yeni bir kışkırtma yöntemi olacağa benzemektedir. Ölü sayısını yarıştırarak barış sağlama olanağı yoktur. Kan akmasını artırmak değil, durdurmak gerekmektedir. Bir ülkede başarı; kardeşliği, dostluğu, bunların verdiği özgürlük ortamında mal ve hizmet üretimini artırmaktır. Kardeşi kardeşe kırdırarak kendi yönetimlerini sürdürenler başarı değil, başarısızlık sergilerler. Bunların ülkeye kötülükleri dokunmaktadır.

Kürtlerin 30'un üzerinde başkaldırıları, devletin bunları bastırmak için uyguladığı baskı yöntemleri, bir Türk-Kürt çatışmasına dönüşmedi. Kürtlerin başkaldırılarının büyük çoğunluğunun, bir arada yaşamamak, bölünmek için değil, kimliklerinin tanınması, kültürel haklarını kullanma özgürlüğüne kavuşmaları, Kürt oldukları için bedel ödememeleri için yapıldığı anlaşılmaktadır. Uygar, demokratik bir toplumda bu istemlerin hiçbirinin, istenmeyecek haklar olmadığı görülmektedir. Yapılan araştırmalar, günümüzde de Kürtlerin büyük çoğunluğunun, ayrılmadan yana olmadıklarını, Türklerle demokratik bir ortamda birlikte yaşamak istediklerini göstermektedir. Türkiye'de yaşayan, değişik kimlikler taşıyan insanların, bunların siyasal örgütlenmelerinin, ülkenin her yanının insanca yaşanılır bir yeryüzü parçası olması için çözüm üretmeye çalışmaları gerekmektedir. Bu ülke, insanca yaşanılır bir duruma getirilir, insanlar kimliklerini, dinlerini, dillerini özgürce açıklayıp yaşayabilirse, kimse ayrılmaya kalkmaz. Yıllardır süren sorunlar ortadan kalkar. Gerilimlerden beslenenler de aç kalırlar. Dünyanın ekonomik olduğu kadar, kültürel, siyasal bir bütünleşmeye doğru hızla ilerlediği çağımızda, ayrışma yolları aramanın mantıklı bir yanı yoktur.

Türkiye'nin her yanındaki insanların, insanca yaşamak için ödedikleri bedeller artık bitmeli. Bu ülkede yaşamak için bedel ödeme zorunluluğunda olmak yerine, mutlulukları paylaştığı için bu topraklarda severek yaşama isteklerinin yeşerdiği bir toplumsal sisteme gereksinimimiz var. Türklerle Kürtler birbirlerini anlama yeteneklerini iyice yitirdikleri gün, bu ülkede her şey çok daha kötü olur. Yıllarca yapılan saldırılar, kışkırtmalar bir Türk-Kürt çatışmasına dönüşmedi. Her iki tarafın insanları sağduyularını kullanarak oyuna gelmediler. Bu tutumun sürmesi gerekmektedir. Türk ve Kürt halklarının çatışmalardan uzak durmayı, bir arada yaşamayı istemekte olduğu görülmektedir. Bu tavrı sürdürme, iki tarafın, ülkede yaşayan herkesin yararınadır.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT