1. YAZARLAR

  2. Temel İskit

  3. Suriye açmazı
Temel İskit

Temel İskit

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye açmazı

A+A-

Bir tarafta kendi halkına yaptığı zulüm tahammül sınırını aşmış olan Beşşar Esad’dan ümidini kesmiş olanlar var. Türkiye ve Batı tüm güçleriyle baskı ve yaptırımlar yoluyla Suriye’deki rejimin değişmesine çabalıyor. Ama Beşşar tamamen yalnız değil. Stratejik müttefiki İran yanında şimdi Irak’ta Maliki hükümeti de Suriye’ye baskı yapılmasına karşı çıkıyor.

Fakat Şam rejimine üzerindeki baskının uluslararası nitelik kazanmasını önleyen en önemli desteği Rusya veriyordu. Rusya –Çin ile birlikte– geçen ekim ayında BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye’ye yaptırım kararının alınmasını vetosuyla engellemişti.

Rusya’nın kadim dostu Suriye’yi desteklemesinin nedenleri çeşitli. Moskova Beşşar’a yılda dört milyar dolarlık silah satıyor. Başta doğalgaz ve petrol sektörüne olmak üzere büyük miktarlarda altyapı yatırımları var. Suriye Tartus’ta Rus donanmasına Akdeniz’deki yegâne limanını sağlıyor. Ayrıca Moskova Şam’ı Orta Doğu’da Batı nüfuzunu dengeleme stratejisinin nirengi noktası sayıyor.

Fakat Rusya’nın desteğinin daha derin nedeni, dıştan müdahale ile rejimlerin değiştirilmesine temelde karşı olması. Bu yöntemin eski Sovyetler Birliği ülkelerine, hatta Rusya’nın kendisine uygulanması endişesi Moskova’da neredeyse paranoya düzeyinde.

Geçen hafta aynı Rusya’nın aniden Güvenlik Konseyi’ne Suriye’deki ‘bütün tarafları’ şiddete başvurmaktan vazgeçmeye çağıran bir karar tasarısı sunması sürpriz oldu tabii. Tasarıda “Suriye makamlarının orantısız güç kullanımından” bahsedilmesi ve Suriye hükümetine “ifade ve barışçıl toplanma özgürlüklerini kullananlara” baskıdan vazgeçmesi çağrısında bulunulması Rusya’nın Beşşar’a karşı tutumunu sertleştirdiği yorumlarına yol açtı.

Rusya’nın bu adımı Batı başkentlerinde olumlu karşılansa da yetersiz bulundu. Suriye’de insan hakları ihlallerinin asıl sorumlusunun Beşşar rejimi olduğunu vurgulamaması ve herhangi bir yaptırım öngörmemesi nedeniyle tasarı “zayıf ve boş” olarak nitelendirildi. Bununla beraber Fransa, ABD ve İngiltere’nin Rus tasarısını daha güçlendirilmiş bir karar için bir fırsat olarak gördükleri anlaşılıyor.

Aslında Güvenlik Konseyi’nden bir yaptırım kararı çıkması ihtimali yine uzak. Rusya’nın girişiminin Beşşar üzerindeki baskıyı arttırmaktan ziyade boş bir kınama ile yetinilmesi suretiyle Suriye’ye yaptırım olasılığını uzaklaştırmak amacını gütmesi daha akla yakın. Her halükârda Moskova’nın asıl niyeti önümüzdeki haftalarda Batı değişiklik önerileri müzakere edilirken belli olacak.

Güvenlik Konseyi odaklı diğer bir girişim de geçen cumartesi Arap Ligi’nden geldi. Katar Başbakanı Şeyh Hamid, “başkalarının değil Arapların ön aldığı” bir karar için Güvenlik Konseyi’ne başvuracaklarını, Arap Ligi’nin 21 aralıktaki bakanlar toplantısında bu konunun görüşüleceğini bildirdi.

Libya’dan sonra Arap ülkelerine bir Batı müdahalesini daha görmek istemeyen Araplar bunu önlemek amacıyla Suriye sorununa bir “Arap çözümü” bulmak istiyorlar. Ancak Arap Ligi Suriye’nin üyeliğini askıya aldı ama Şam üzerinde gerçek bir baskı oluşturamadı. Yılan hikâyesine dönen “gözlemci gönderme”  protokolü dün imzalandı. Fakat Beşşar’a zaman kazandırmaktan başka bir yarar sağlayacağı şüpheli. Arapların ön planda yer almasının bizim ve Batı’nın tercihi olmasına rağmen bu cenahtan çok da fazla umut yok gibi.

Özetle, ABD, AB ve de bizim uyguladığımız ekonomik yaptırımlar dışında Beşşar’ı kımıldatabilecek ölçüde etkili ve koordine bir uluslararası baskı ve yaptırım düzeneği ortada yok.

Askerî müdahaleye gelince, müdahale sonucu bölgede patlaması olası mezhepler savaşı ve jeo-stratejik fırtınanın sorumluluğunu kimse almak istemiyor. Bu arada, bazı gözler hem bir ‘Müslüman ülke’ hem bölgenin en önemli askerî gücü olarak bize dönüyorsa da, bir Arap ülkesine tek başımıza müdahale bir yana, bir koalisyon içinde dahi olsa asker sevk etmemiz –Irak savaşına katılmamayı bilmiş ve Libya’da silahtan uzak durabilmiş bir ülke olarak– aklımızdan bile geçirilmemeli.

Suriye’deki duruma baktığımızda görülen ise rejim ve muhalefetin bir pata durumunda olduğu. Ne hükümet gösterileri ve isyan hareketlerini önleyebiliyor ne de muhalefet dış müdahale olmadan rejimi devirebiliyor.

Sonuçta, dış askerî müdahale söz konusu olmadığına, baskı ve yaptırımlar etkin sonuç vermediğine göre Beşşar Esad daha bir süre iktidarda tutunacağa benziyor.

Ama işler böyle giderse Suriye’nin çok daha kanlı ve dışa da sıçrayacak bir iç savaşa sürüklenmesi olasılığı da artıyor. Asıl önemli olan bunun önlenmesi. Bu yöndeki çabalarda en önemli rollerden biri Türkiye’ye düşüyor. Hükümet en zorlu dış politika sınavıyla karşı karşıya.

tiskit@turk.net

TARAF

YAZIYA YORUM KAT