1. YAZARLAR

  2. İrfan Yıldırım

  3. Paksüt istifa etmek için neyi bekliyor?
İrfan Yıldırım

İrfan Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

Paksüt istifa etmek için neyi bekliyor?

A+A-

Türkiye'de anayasa yargısı ciddi bir yıpranma süreci içinde. En son Anayasa Mahkemesi Üyesi Osman Paksüt ve eşi Ferda Paksüt'ün Ergenekon soruşturması dolayısıyla teknik takibe takılan konuşmaları üzerine yaşanan tartışmalar, Anayasa Mahkemesi'ni yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.

Hatırlanacaktır Osman Paksüt ve eşi Ferda Paksüt'ün sansasyonel bir şekilde dinleniyoruz diye çıkardıkları vukuattan sonra dikkatler Paksüt çiftinin üzerinde toplanmıştı. Bu sansasyonel çıkışın arkasından Paksüt çiftinin şimdi firari olan Turhan Çömez'le buluşmaları ve bu buluşmada Ergenekon davasının sanıklarını savunan Emin Çölaşan ve Saygı Öztürk gibi isimlerin de yer alışı şaşırtıcıydı. Bu çıkışın ardından Ferda Paksüt'ün buram buram siyaset kokan tuhaf çıkışları ve Osman Paksüt'ün kamuoyundan gizlenen zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ'la yaptıkları görüşme bilgisi eklenince Paksüt çiftinin rolü tartışılmaya başlandı. Paksüt'ün bu bilgilerden sonra ne ölçüde tarafsız olabileceği endişesi haklı olarak dile getirilmeye başlandı. Bu tartışmaların kazandığı yön de dikkat çekiciydi. Daha Paksüt çifti eleştirilmeye başlanmadan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç aleyhine, şimdi Ergenekon davasından tutuklu isimlerin de yer aldığı bir linç kampanyası başlatıldı. Bu iddialara göre, Haşim Kılıç İBDA-C üyesiydi ve kapatma davası öncesinde de Başbakan ve Cumhurbaşkanı'yla kamuoyundan gizlenen bir görüşme yapmıştı.

Apaçık yalan olduğu belli olan bu iddialarla 'Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç istifa etmeli' kampanyası başladı. İşin tuhafı, bu Mahkeme içinde de Kılıç'ın otoritesini kırmayı amaçlayan Kılıç'ı yalanlama açıklamaları yapılmaya başlandı. Halbuki Kılıç'ın açıklamaları Mahkeme'yi ve Mahkeme kararlarını savunmak üzere yapılan açıklamalardı. Kamuoyu AK Parti'ye yönelik kapatma davasına dikkat ettiği için mesele, hep bu açıdan ele alındı. Bu kampanyanın kapatma kararını sağlamak amacıyla Anayasa Mahkemesi üzerinde bir baskı kurmak için yapıldığını zannetti. Bu zan doğru olmakla beraber, bugün Paksüt çifti hakkındaki gelişmelere, Ferda Paksüt'ün Ergenekon davasında şüpheli sıfatıyla yargılanmasına ve Osman Paksüt hakkında da suç duyurusuyla sonuçlanmasına bakılırsa, Kılıç'ı baskı altına alarak Paksütler'i kurtarmak veya Paksüt'ün karşısında Kılıç'ı tasfiye etmek maksadıyla yapıldığı tahmin edilebilir. Bugün Kılıç'ın İBDA-C örgütüyle hiçbir ilişkisinin olmadığı, benzer isimli bir başkasının söz konusu olduğu ve atfedilen görüşmelerin gerçekleşmediği bilgileri ortaya çıkmış durumda.

TARAFSIZLIĞI TARTIŞMA KONUSU

Buna karşılık Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt'ün AK Parti'nin kapatılması için Ergenekon örgütüyle ilişkili kişilerle beraber lobi yaptığı konuşmaları, basına intikal eden Ergenekon davasının ikinci iddianamesi ek belge klasörlerinde yer alıyor. Dahası, mesele Ferda Paksüt'ü aşıp Osman Paksüt'ü de içine alacak kadar genişlemiş durumda. Çünkü Ferda Paksüt'ün konuşmaları sırasında Osman Paksüt'ün de bu konuşmalara dahil olduğu, savcılık tarafından anlaşılmış ve kendisi hakkında Anayasa Mahkemesi'ne suç duyurusunda bulunulmuş durumda. Osman Paksüt birkaç gün önce CNNTürk'e çok sert açıklamalar yaparak gündeme geldi. Paksüt, savcılara ve Anayasa Mahkemesi Başkanı'na bir hukuk adamına yakışmayacak sertlikte eleştiriler getirerek savcıları HSYK'ya şikâyet ederken, Kılıç'ı da savcıların bu şikâyeti hakkında ne yaptığını açıklamaya çağırdı. Ertesi günlerde Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın Osman Paksüt hakkındaki iddialarla ilgili olarak bir soruşturma başlattığı bilgisi geldi. Şaşırtıcı olan husus, Osman Paksüt'ün eşi ve kendisi hakkında kayıtlara girmiş bu derece ağır ithamlar varken bile, çıkıp böyle konuşabilmesidir. Paksüt'ün bu tür iddialar kamuoyuna intikal eder etmez istifa etmesi elzemdi. Artık Paksüt'ün tarafsızlığı tartışma konusudur. Şimdi Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti aleyhine verdiği odak olma ve hazine yardımından kesinti cezası yeniden tartışılacaktır. AK Parti'nin kapatılması için lobi çalışmaları yaptığı için eşi ve kendisi hakkında suç duyurusunda bulunulan bir üyenin olmaması halinde karar bambaşka çıkabilecekti.

ANAYASA MAHKEMESİ'NDE REFORM KAÇINILMAZ

Şimdi kuruluşundan beri ciddi demokratik meşruiyet tartışmalarının içinde yer alan Anayasa Mahkemesi, 367 kararı, eğitim eşitliği yönündeki anayasa değişikliği ve AK Parti aleyhine açılan kapatma davası iddianamesini kabul etme kararıyla yıpranmanın ötesinde bir üye ve eşinin durumuyla yıpranıyor. Osman Paksüt'ün Anayasa Mahkemesi üzerindeki tartışma ve yıpranmanın önüne geçmek için bir an önce istifa etmesi elzemdir. Paksüt istifa etse de etmese de, buradaki problemin bir kişiyle sınırlı olmadığı ortada. Mesele, Anayasa Mahkemesi'ne biçilen misyonla ilişkili. Anayasa Mahkemesi, demokratik hukuk devletinin gerçekleşmesine katkıda bulunan bir kurum olarak değil, TBMM üzerinde bürokratik tahakküm ve ideolojik vesayetin bir kurumu olarak görülmeye devam ettikçe Mahkeme'nin benzeri problemlerle karşılaşması kaçınılmazdır. Bu misyonla Mahkeme, görevini tarafsızca yerine getiremez. Bu problemleri engellemek için, Anayasa Mahkemesi'nin üyelerinin seçimi ve görevleri konusunda liberal demokrasi ve AB standartlarını esas alan bir reforma şiddetle ihtiyaç vardır. Paksüt hadisesi, Mahkeme üyelerinin TBMM tarafından seçilmesi ve Mahkeme'nin demokratik meşruiyetinin temin edilmesi prensiplerini teyit etmesi bakımından önemlidir.

Anayasa Mahkemesi bu haliyle göreve devam ettiği sürece, Paksüt hadisesinde olduğu gibi kamuoyuna mal olan veya bazı hallerde de gizli kalan baskılarla, Mahkeme üzerindeki tazyik devam edecektir. Siyasetin konusu olan konuları bürokrasinin denetimi altındaki mahkemelere çözdürmeye çalışmak son tahlilde mahkemeleri siyasetin içerisine çeker. Şimdi bu durumdan memnun olanlar da, bir süre sonra üye kompozisyonunun değişmesiyle başka bir çıkmaz yolla karşılaşabilirler. Şimdi avantaj olarak gördükleri atama düzeni ve görev çerçevesi, ileride onlar için bir dezavantaja dönüşebilir. Bu bakımdan güç dengelerine ve dar siyasi bakış açılarına teslim olmadan Anayasa Mahkemesi'nin görev, yetki ve üyelerinin seçimi konusunda demokratik hukuk devletinin prensiplerini esas alan bir reform derhal harekete geçirilmelidir. Osman Paksüt'ün hukukun herkese bir gün lazım olacağını düşünerek, Mahkeme'yi daha fazla yaratmadan istifa etmesi Mahkeme için iyi olacaktır. Ancak Paksüt hadisesi bir konunun anlaşılmasına ciddi bir katkı sağladı: Anayasa Mahkemesi'ne yönelik eleştiriler haklıdır ve Anayasa reformu şarttır.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT