1. YAZARLAR

  2. Mehmet Doğan

  3. Çeçenistan’daki Zulüm Devam Ediyor O Halde Biz Varız!

Çeçenistan’daki Zulüm Devam Ediyor O Halde Biz Varız!

Aralık 1999A+A-

AGİT toplantılarına katılmak için Kasım ayında İstanbul'a gelen Mehmet Doğan ile AGİT toplantısı ve Çeçenistan'daki katliamları değerlendirdik. Bilindiği gibi Mehmet daha önce kurucusu ve 2.5 yıl genel başkanlığını yürüttüğü İnsan Onuru ve Hakları Örgütü (HDR) genel başkanı sıfatıyla Türkiye'deki inanç ve düşünce özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları kınamak maksadıyla bir çok girişimleri olmuştu. M. Doğan. AGİT toplantısına kendisinin de üyesi bulunduğu Alman İnsan Hakları Derneği (GfbV) direktörü Dr Andereas Selmeci (Aslen İsviçreli) ve Aynı organizasyonun Kafkasya sorumlusu Ekkehard Maass (Alman gazeteci ve Yeşiller eski Milletvekili) ile toplantılara katıldılar. AGİT toplantısında değişik ülkelerden gelen delegasyonlara Çeçenistan'daki zulümleri anlatan heyet İstanbul'da kamuoyu oluşturmaya çalıştı.

AGİT Zirvesine neden katıldınız?

Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı İstanbul zirvesine Almanya'da itibarlı bir insan hakları derneği ve aynı zamanda BM'de üye statüsüne sahip olan Gesellschaft tür bedrohte Völkern GfbV Korkutulmuş. Sindirilmiş Halkları Koruma Örgütü ve IGMG insan hakları masasının ortak eylemleri çerçevesinde Çeçenistan'daki zulme dikkat çekmek ve toplantıya katılan ülke veya sivil toplum örgütlerinin Kafkasya'daki insan hakları ihlallerine daha duyarlı olmalarını sağlamak amacıyla katıldık..

Peki, dikkatleri Rus zulmüne çekebildiniz mi?

Gerek GfbV gerekse IGMG Rusya'nın Kafkasya'daki halklara yönelik katliamlarını sürekli gündeminde tutan iki sivil toplum örgütüdür. GfbV özellikle Almanya'da müslüman olmayan toplum kesimleri üzerinde etkili olan seküler bir insan hakları örgütüdür. IGMG ise Avrupa'da İslam toplumunun büyük bir bölümünün temsilcisi konumundadır. Bu iki farklı ve etkili gücün ortak çalışması sonucunda aynı ölçüde etkili bir kamuoyu oluşturmayı hedefledik.

Çalışmalarınız etkili oldu mu?

Toplantıya beraberimizde 700 adet 40 sayfalık bir Çeçenistan raporu getirdik. Bunun yanında Toplantıya resmen davet edilmemiz ve BM nezdinde danışma statüsüne sahip olmamızdan kaynaklanan avantaj ile gerek basın gerek ülke ve sivil toplum kuruluşları ve gerekse gözlemci olarak toplantıya katılan insan hakları aktivistleri üzerinde etkili olduğumuzu düşünüyorum.

Ama, Rusya'nın Cecenya'ya yönelik katliamları devam ediyor?

Her şeyden önce bizim görevimiz, zulüm karşısında sessiz kalınmaması ve her türlü zulme karşı sesli-sessiz tavır geliştirmek olduğunun bilinciyle hareket etme yükümlülüğü ile hareket ettiğimizin altını çizmek de fayda var. Nerede bir insan hakkı ihlali var ise, bu ihlal bir an önce gündeme getirilip hür vicdanlı insanların vicdanlarını dinlemesini sağlamaktır. Öte yandan AGİT toplantısında Rusya'nın bütün AGİT üyeleri tarafından kınanması söylem olarak da olsa pozitif olarak görülmelidir.

Sonuç bildirgesindeki ifadeler sizce yeterli mi?

AGİT'in sonuç bildirgesinde konuyla ilgili muğlak ifadelere yer verilmesi ve bir anlamda yaptırım olarak 'ipe un serilmesi' siyaseti kabul edilemez. Bu anlamda AGİT'in Çeçenistan'daki zulmü durduracak bir fonksiyonu ve gücünün olmadığı da bu açıdan anlaşılmış oluyor. Müsadenizle Çeçenistan'daki insanlık dramına karşı Batı'nın Dışişleri Bakanları tarafından 'bölgeye 1-2 günlüğüne teftiş ve gözlem için resmi yetkililer gitsin..' gibi genel konuşmalar yapılıyor. O zaman şu soruyu GfbV ve IGMG olarak soruyoruz: Resmi makamlar veya delegasyonlar bir kaç günlüğüne bölgeye gidecekler belki bir kaç gün sivil halkın başına bombalar düşmeyecek, ancak bir kaç gün sonra daha da fazlalaşarak çocuklar, yaşlılar, kadınlar yine ölecek. İşin aslı, verilen beyanatlar ve çıkan netice politikacıların bildik kandırmacaları olarak yorumluyorum..

Genel olarak AGİT toplantısını nasıl yorumluyorsunuz?

AGİT toplantısını benim sübjektif olarak nasıl yorumlamam o kadar önemli değil. Toplantı sonunda gerek teorik olarak gerekse pratik olarak nasıl bir netice ile karşı karşıyayız. Bunun üzerinde durmak gerekiyor.

Yani faydasız bir toplantı mı?

Sonuç bildirisine endekslenmiş bir duruşunuz olmuşsa, kuşkusuz toplantıya katılan bir örgüt olarak başarısızsınız demektir. Nasıl bir fayda beklentisi içerisinde olduğunuza bağlı. Çeçenya'daki zulüm devam ediyor. O halde biz varız demeliyiz. Zalimi teşhir edeceğiz. Diğer bir boyut ise biz şahsen eylem planımızın gereği programımızı şöyle düşündük: Çeçenistan'daki zulmü duyurmak ve erdemli insanları bu konuda harekete geçirmek istiyoruz. İstanbul'da Çeçen Ofisi, İHH ve Kafkas Dayanışma Platformu'nun önemli yardımlarıyla konuyu gündemleştirmeye çalıştık. Yapmış olduğumuz basın toplantısında gerek Türk medyası ve gerekse Batı medyası tarafından toplantı boyunca takip edildiğimizi düşünüyorum. Özellikle Almanya resmi ülke delegasyonları ve Alman medyası bizlere ve çalışmalarımıza ilgi gösterdiler. Bizlerle yapılan tv söyleşileri ve Çeçenistan hakkında çıkan haberler oldukça olumluydu.. BM genel sekreteri K. Annan ile önemli bir görüşme yaptık. Beraberimizde getirmiş olduğumuz dökomentasyonlarımızı gerek delegeler gerekse birebir ilişki kurduğumuz taraflara sunduk. Rusya'nın dezenformasyon girişimime karşı inandırıcı ve aynı zamanda canlı bir iletişim kurduğumuzu söyleyebilirim..

Nasıl bir Enformasyon?

Biliyorsunuz, Çeçenler gerek Çırağan'daki resmi toplantılara gerekse NGO'ların katıldığı Hilton'daki sivil toplum örgütlerinin toplantılara resmi olarak davet edilmediler. Dolayısıyla Toplantı salonuna ve Hilton Oteli çevresine giremiyorlardı. Biz ve Türkiye'de bizlere yardımcı olan insan hakları savunucuları toplantı boyunca bir biçimde Çeçen Delegasyonunu, Dışişleri Bakanını, Milletvekillerini ve Çeçen mültecilerini Toplantı yerinin salonuna getirmeyi başardık. Ve orada en az 10-15 Çeçen, geleneksel Kalpaklarını giyerek başka ülkelerden toplantıya katılan sivil toplum kuruluşları NGO'larla ve yerli ve yabancı medya ile buluşmalarını ve salonda resim, pankart gibi dökümendasyonların dağıtılmasını sağladık. Bu ise bize konuya ilgi duyanların çoğalmasını ve günden oluşturmasını kolaylaştırdı. Yukarda da söylediğim gibi, sonuç bildirgesinde muğlak ifadelerin yer alması ve politikacıların olayın üzerine gitmemesini üzüntüyle karşılıyoruz ancak, dünyanın hemen hemen bütün ülkelerinden toplantıya katılan sivil insiyatif güçlerinin büyük bir bölümünün bundan sonra ülkelerinin idarecilerine baskı yapacağını ve sağ duyulu hür vicdanların daha aktif harekete geçeceğini umuyor ve düşünüyoruz. Ve bunu şu an için Almanya'da kısmen de olsa görmekteyiz.

Etkinlikleriniz Almanya'da devam edecek mi?

Çeçenya'daki insan hakları ihlalleri son buluncaya kadar devam edecektir. Bir kaç gün içerisinde Almanya'nın başkenti Berlin'de Rusya Büyükelçiliğinin hemen karşısına Sembolik Çeçenistan halkını temsil eden Çeçenya Büyükelçiliğini açıyoruz. Prefabrike şeklinde düşündüğümüz bu elçilik binası Toplumun bütün kesimlerinin ziyaretlerine açık olacak ve Kafkasya'daki zulmü anlatan resim sergimiz bulunacaktır. Almanya'nın 500 kent ve kasabasında NOEL bayramı öncesi 'BİR IŞIKTA ÇEÇENİSTAN İÇİN!' kampanyamızı başlatıyoruz. Bütün bu şehir merkezlerinde Alman, Türk, Müslüman, Hristiyanlar olarak insanlar ölmesin, zulüm dursun diye fener, mum gibi ışık yakma eyleminde bulunacağız. Bir halkın yok edilmesine karşı, yukarda sözünü ettiğim halklarımızla jenosite karşı 'insanlık için ayaklanmış övülen hayırlı bir topluluk olmaya kararlıyız.

Toplantıya katılan gerek Türkiye'den gerekse Batıdaki NGO'ların gündeminde neler vardı?

Bu konuda fazla bir şey söylemek ve yorum yapmak konumunda kendimi yetkili olarak görmüyorum. Ancak Türkiye'deki insan hak ve özgürlükleriyle alakalı gözlemleyebildiğim AGİT toplantıları süresi boyunca toplantıya katılan NGO'ların toplantılar çerçevesinde resmi veya sivil Türkiye'deki hak ve özgürlük kısıtlamalarına yönelik etkili aksiyonlarda bulunduğunu söylemek oldukça zor.

Özgür-Der, Ak-Der, Mazlum-Der İstanbul şubesinin aktif olarak toplantılara katılmamaları büyük bir eksiklikti.

Kimbilir, belki de toplantıya davet edilmediler?

Davet edilmek önemli bir nokta, ancak bir biçimde kendisini davet ettirmek de bir o kadar önemli olsa gerek. Yukarıdaki cümlemin devamı ile ilgili gözlemlerimi bir kaç örnekle açmak istiyorum. Çeçenya'daki dram toplantıların olduğu hafta siyasi partiler, insan hakları dernekleri, vakıflar tarafından çeşitli eylem biçimleri şeklinde protesto edilmedi. Bu önemli bir eksiklikti. Öte yandan toplantıda gördüğüm Hak-İş, Mazlum-Der, İHD gibi toplumun farklı kesimlerini temsil eden kuruluşların genel başkanları ile beraber olduk. Toplantı içerisinde ve toplantı dışında bu gibi sivil toplum örgütlerinin sorunlarını daha bir gündemleştirmelerini beklerdim. Zira, dünyanın ilgisi ve gözü bir hafta boyunca İstanbul ve Ankara'ya çevrilmişti. Düşünce suçluları, etnik ayrımcılığa uğrayanlar, işçiler, eğitim hakları elinden alınanlar, partileri kapatılanlar, siyaset yapmaları engellenenler gibi toplumun mağdur kesimlerinin sözcüleri konumundakiler sorunlarına daha aktif dikkat çekebilirlerdi. Ama ne hikmetse alt yapısı olmayan boş bir imaj oluşturmak ve meşruiyet krizini üst düzey bürokratlarla görüşmek daha ön plana çıktı gibi geliyor bana.

BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR