Nijerya'da şiddetin arkasında kimler var?

02.08.2009 00:36

İbrahim Tığlı

Geçen hafta pazar günü bir polis merkezine saldırılması ile başlayan olaylarda yüzlerce Bako Haram militanı, Nijerya güvenlik kuvvetleri tarafından öldürüldü. Sadece perşembe günü bir camiye düzenlenen saldırı sonucu 200'den fazla insanın öldüğü açıklandı. Bölgede yardım çalışmaları yürüten sivil toplum kuruluşları, ölenler arasında masum insanların, kadın ve çocukların da bulunduğunu ifade etti.

Bako Haram cemaati, Müslümanların yaşadığı kuzey eyaletlerinde eğitim-öğretim çalışmaları yürütürken, birdenbire devletin en büyük düşmanı silahlı örgüte dönüşmesinin nedenlerini sorgulamak gerekiyor. Cemaat, 2007 yılına kadar kendisini "Ehli Sünne" olarak isimlendiriyordu. İslamî kanunların uygulandığı Bauchi, Borno, Kano, Yobe, Katsina gibi eyaletlerde, merkezi Nijerya hükümetinin klasik İslami eğitimden Batı tarzı eğitime geçileceğini açıklaması, çatışmaların fitilini ateşledi. Bako Haram yani "Batı eğitimi günahtır" sloganı ile hareket eden cemaat, birçok eyalette protesto gösterilerinde bulundu. Bako Haram, yetkililerin taleplerini dikkate almadığını görünce şiddete yönelmeye başladı ve polis merkezlerine ve askerî karakollara saldırdı. Mart ayının başlarında masum-suçlu ayırt edilmeksizin birçok kişi tutuklandı. Güvenlik güçlerinin keyfî tavırları, kuzey eyaletlerde kilise ve yönetimin desteği ile misyonerlik çalışmalarının yapılması, Bako Haram'ın kırsal kesimlerden şehirlere yayılmasını sağladı.

Nijerya, Afrika'nın petrol ihraç eden en büyük ülkesi olmasına rağmen petrolden elde edilen gelirler, halka eşit bir şekilde yansıtılamadı. Güney'deki Hıristiyanlar refah içerisinde hayatlarını sürdürürken, ülkenin kuzeyinde yaşayan Müslümanlar sefalet, fakirlik ve işsizliğe mahkûm edilmişlerdi. Perşembe akşamı gözetim altında iken öldürülen Muhammed Yusuf'un hükümete, sağlık sektörüne ve güvenlik güçlerine cami vaazlarında yönelttiği eleştiriler, halkın ilgisini çekti ve cemaat kısa sürede kitlesel bir harekete dönüştü.

Nijerya'nın dört eyaletinde beş gün devam eden bir savaş yaşandı. Sonuç; 600'den fazla ölü, binlerce tutuklu ve evlerini terk etmek zorunda kalıp Çad'a sığınan 5.000 Nijeryalı.

Nijerya yönetiminin, Nijer Deltası'nda öldürme, adam kaçırma, sabotaj eylemleri ile adını duyuran Nijer Deltası Özgürlük Hareketi ile uzlaşma içerisine girmesinden bir hafta sonra bu olayların yaşanması şaşırtıcıdır. 1995'ten bugüne kadar Nijer Deltası'nda, terörden 12.000 kişi hayatını kaybetmişken, beş polisin öldürülmesi sonucu dört eyaletin 18 şehrinin kan gölüne dönüşmesi, Nijerya hükümetinin kararlılığından mı kaynaklanmaktadır? Tabii ki; hayır. Bu ve benzeri ülkelerde terörü başlatmak için bir kıvılcım kâfidir, fakat savaşı sona erdirmek için en gelişmiş silahlara sahip ordunun bile gücü yetmez.

Nijerya'da terör adına kirli bir oyun oynanıyor, bu oyunun aktörleri küresel güç sahipleri, figüranları ise Nijerya'nın fakir, çaresiz halkı. Bu terör olayları, Müslümanların devlet karşısındaki konumlarını zayıflatacak ve kendi aralarında bir bütünlük gerçekleştiremeyeceklerdir. Güney'de yaşayan Hıristiyan azınlık, yönetimdeki etkisini ve ekonomik seviyesini yükseltirken, kuzey eyaletlerinden gelecek ölüm haberleri duyulacaktır. Dünya kamuoyu, Bağdat'ta olduğu gibi yine Müslümanlar üzerinden bir iç savaş seyretmeye tanıklık edecek. El Kaide gibi örgütler bölgedeki etkinliklerini artıracaktır. Çünkü Nijerya yönetimi, şiddete daha sert bir şiddetle karşılık vererek adeta bu tür örgütlere çağrıda bulunmuş, kendilerine yeni bir adres göstermiştir. Gözetim sırasında Bako Haram liderinin yargısız infaz yapılarak öldürülmesi, üç caminin havan topları ve bombalarla yıkılması, Mayduguri şehrinde camiden çıkan halka ateş açılarak 100'den fazla kişinin katledilmesi güvenlik güçlerinin bu krizi iyi yönetemedikleri, şiddete davetiye çıkardıklarını göstermektedir.

Nijerya Devlet Başkanı Ömer Musa Yar'adua 2011 seçimlerini düşünmekten önce, ülkesindeki barış ve huzuru nasıl sağlayacağını düşünmelidir. Bir devletin gücü kendi halkına doğrultulmuş silah sayısı ile ölçülmez. Logos, Abuja gibi Hıristiyanların yaşadığı şehirlerde Müslüman avı başlatmak yerine, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için sessiz çoğunluğun taleplerini dikkate almalıdır. 1999'da referandumla elde edilen haklar, birkaç devlet adamının inisiyatifine bırakılmayıp, daha fazla huzursuzluğun çıkmasının önüne geçilmelidir. Nijerya Müslümanları sağduyulu bir şekilde hareket etmeli, şiddete yönelmeyip tercihlerini barıştan yana koymalılar.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim