1. YAZARLAR

  2. Hüseyin Akın

  3. Karma eğitimden Tecridi Tedrisat'a...
Hüseyin Akın

Hüseyin Akın

Yazarın Tüm Yazıları >

Karma eğitimden Tecridi Tedrisat'a...

A+A-

İngiliz The Times'ın haberine göre, kız ve erkek okullarının başarısı karma eğitim yapan okullara göre daha yüksekmiş. Bu haber geçen gün Milliyet'ten Mehveş Evin'in köşesinde de yer aldı.

İngiltere'de A Level ve GCSE adı verilen liseyi tamamlama (Bizdeki ÖSS sınavı) sınavlarında ilk 50'ye giren liseden 27'si kız 14'ü erkek okulundan oluşuyormuş.

Karma okullardan ise sadece 7 tanesi ancak bu sınavda başarı gösterebilmiş.

Böyle bir haberi Türkiye'den okursanız acaba ne ifade eder?

Bizim ülkemizde bu tür haberlere kritik getirmek bile nereden baksanız bir tabudur.

Her şeyden evvel tutuculuk, muhafazakârlık yaftasını yemekle kalmaz haremlik-selamlık koridorlarında dolaştırılarak konuya girdiğinize gireceğinize pişman edilirsiniz.

Eğitim üzerine kafa yoranlar İngiltere'deki bu sonuçtan çok önemli ipuçları yakalayabilirler. Şunu daha ilk başta söylemek gereklidir ki karma eğitime yapılan eleştirilerin ana ekseni dinsel değil pedagojiktir.

Erkeklerle kızların normal şartlar içerisinde dinin çizdiği sınırlar dâhilinde sosyal-kültürel ortamlarda bir arada bulunmasında bir sakınca yoktur. Zaten kadın ve erkeğin giyim kuşam-konuşma-yürüme gibi durumlarda dinin koyduğu kurallar iki cinsin bir arada aynı ortamı paylaşıp meşru bir diyalog kurmasını sağlamak içindir.

Her iki cins arasındaki perdeyi kaldırmak nasıl ifratsa her iki cinsin arasına duvarlar örmek de bir o kadar tefrittir. Asıl olan fıtratı muhafaza etmektir. Fıtrat yaratılış sınırları içerinde kalıp sünnetullah dizgesine tabi olmaktır.

Şu halde salt kız ya da salt erkek olan okullarda her iki cinsin kişiliklerini karşıt cinsleriyle tamamlayıcı oldukları bilinci göz ardı edilmeden eğitim vermek temel şarttır.

Yaşadığımız toplum hilkat ve fıtrata riayet edilmeden verilen dini eğitimin gençler üzerinde ne denli onulmaz yaralar açtığını gösteren örneklerle doludur.

Karma eğitimin alternatifi tecridi eğitim (tecrid-i tedrisat) değildir. Hayat karışıklığa mahal vermeyen karma bir düzen olduğuna göre esas olan her iki cinsin kontrollü birlikteliğidir. Bu da karmakarışıklığın yerine ahenkli ve düzenli bir karmayı tesis etmekle olur.

Şimdi yeniden İngiltere'deki örnekten yola çıkarak başarı ile karma eğitim arasındaki ilişkiye geri dönecek olursak keşke böyle bir istatistik ülkemizde de yapılsa diye geçiyor insanın içinden. Ne var ki bütün Türkiye'de okullardan dershanelere kurslara kadar karma eğitim zorunluluğu getirildiği için şimdiki durumda böyle mukayeseli bir istatistikî bilgiye ulaşmamız mümkün görünmüyor.

Sadece bildiğimiz net bir şey varsa, İlköğretim ve lise öğrencilerinin girdikleri sınavlarda (SBS-ÖSS) çektikleri sıfırların Türkiye coğrafyasına dağılımından ibaret.  Ülkemizde Kız Lisesi ve Erkek Lisesi adlarıyla var olan liselerin çok önemli bir kısmı 28 Şubat sürecinde karma liseler haline getirilerek bu tür okulları tercih eden veli ve öğrenciler alternatifsizliğe mahkûm edildi.

Öğrencisizlik ve başarısızlık gibi sebeplerden değil tamamen toplum mühendisliği marifetiyle gerçekleşen bu okullardaki tek tipleşme ne yazık ki eğitimi daha bir içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Batı ülkelerinin bu meseleye bakışı tamamen verimlilik esasına göre. Sadece Amerika'da kız liseleri bir yana sadece 100'e yakın bayan üniversitesi bulunuyor. Yine Amerika'nın bazı liselerinde pedagojik endişelerden dolayı ayrı ayrı kız erkek sınıfları oluşturuluyor.

Batıda belki bunlar yüksek sesle tartışılıyor, ama hiçbir tartışma din ve muhafazakârlaşma eksenine kaydırılmıyor.

Karma eğitimin gözden geçirilmesini isteyenlerin en yaygın gerekçesi hormonsal. Bu gerekçelerini "Hormonları yükselişe geçen gençlerin derslerde dikkatlerinin dağılmasını engellemek" şeklinde özetliyorlar.

Eğitim ve öğretimin önündeki en belirgin ve en büyük engel ideolojik esasların pedagojik esaslara hâkim olmasıdır.

Özgürlükçülük iddiasıyla yola çıktıklarını her fırsatta dile getirenler tek tipçilikle dayatmacılık yaptıklarının farkında değiller. İmam Hatip Liselerinin pres altında tutulması, kız liseleri ve erkek liselerinin hiç gereği yokken özelliklerinin yok edilmesi bir dolaylı şiddet ya da dayatma olduğu kadar en hafifinden arz-talep yasasını hiçe saymaktır.

Herkes geriye dönüp baktığında gençler adına ne kadar mesafe aldığını krtik etmek zorundadır. Yapılan yanlışlarda ısrar etmek ısrarcıların kudret gösterisi olduğu kadar genç nesillerin gelecekleriyle birlikte heba edilmesidir.

MİLLİ GAZETE

YAZIYA YORUM KAT