1. YAZARLAR

  2. Pierre Rouselins

  3. İsrail gerçek Obama'yı keşfederken
Pierre Rouselins

Pierre Rouselins

Yazarın Tüm Yazıları >

İsrail gerçek Obama'yı keşfederken

A+A-

İsrail ile ABD arasındaki hava artık George W. Bush zamanındaki kadar yumuşak değil. Yeni Amerikan hükümetinin ısrarcılığı, İsrail hükümetine karşı karşıya olduğu zorunluluklarını hatırlatarak zor zamanların haberciliğini yapmakta.

18 Mayıs'ta Beyaz Saray'da gerçekleşen Barack Obama-Benyamin Netanyahu buluşması, iki ülke arasındaki ilişkiler ve Yakın Doğu'da barış perspektifi açısından yaşamsal önemde bir buluşma olarak değerlendirilmişti. Görünüşe bakarsak farklı siyasî çizgilerden gelen ve bazen zıt pozisyonlarda bulunan bu iki siyasetçi arasındaki baş başa görüşme, her ne kadar gerçekte ne konuştuklarını öğrenmemiz için aradan zaman geçmesi gerekiyorsa da, çok olumlu geçmiş gibi. Obama da Netanyahu da kamuoyuna tavırlarını tam bir kesinlikle ama aynı zamanda olabilecek en zarif şekilde ifade ettiler. Obama, duygularını dışa vurmayan bir kişi olduğunu yeniden gösterdi. Obama, düşüncesi farklı olsa da, "cool" tavrından vazgeçmeyecektir. Netanyahu da yeni ABD başkanının popülerliğini takdir etmesi gerektiğinin farkında olduğunu gösterdi. Netanyahu, Obama'ya karşı açıktan cephe almanın kendisine bir yarar sağlamayacağını biliyor. Artık bu iki siyaset adamı arasında kıyasıya bir satranç maçı başlamış durumda.

Başkan Yardımcısı Joe Biden, daha Netanyahu Washington'a gelmeden önce hükümetin tavrını sergilemişti. Hillary Clinton'a bakacak olursak görüşülecek, tartışılacak pek bir şey yok: "Başkan Obama'nın görüşü son derece açıktır. Obama, Yahudi yerleşimlerinin durdurulmasını istiyor: Yeni yerleşim olmayacak, yeni ileri karakollar olmayacak, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimleri için doğal gelişmeye bağlı istisnalar da olmayacak." Oysa Netanyahu eski New York Senatörü Clinton'ın başkan adaylığı kampanyaları sırasında açıkça İsrail yanlısı olduğunu ve kendisi için şu anki Amerikan hükümetinde bir müttefik olduğunu düşünüyordu. Hayal kırıklığına uğramış olmalı.

Obama'nın mesajı Netanyahu hükümetinin siyasî kırılganlığına önem vermediğini ve bu hükümetin sürüp sürmemesiyle ilgili olmadığını gösterdi. İsrail Başbakanı bir iç siyasî kriz ya da ABD ile kriz arasında bir seçim yapmak zorunda kalacak ya da, öyle görünüyor ki, her ikisini birden yaşayacaktır.

Obama'ya gelince, daha önceden belirlediği yolu hiç sapmaksızın izliyor. 4 Haziran tarihinde Kahire'de "İslam dünyasına seslenişini" gerçekleştirecek. Bu konuşmayla birlikte Obama'nın Yakın Doğu için çizdiği yol haritasını hepimiz öğreneceğiz. Beyaz Saray'ın yolladığı işaretler İsrail-Filistin çatışmasının bu hükümet tarafından daha geniş bir çerçevede değerlendirildiğini göstermektedir. İsrail, kendisinin güvenliğinin "güvencesi" olmayı sürdüren ABD'nin "ayrıcalıklı müttefik"i olarak kalmaya devam edecektir. Washington'ın bölgede izlediği başka hedefleri de bulunmaktadır ve müttefikinin de bu hedeflere ulaşmasında katkı sunmasını beklemektedir. Böylece ABD, İran sorununa çözüm arayışında olduğu gibi, Arap dünyasıyla ilişkilerde istediği ilerlemeyi sağlamış olabilecektir.

İsrail, Bush döneminde ABD cephesinden bu tarz söylemlerin ifade edilmesine olan alışkanlığını kaybetmişti. Gelecek haftalardaki gelişmeler ise, ABD için söz konusu olanın sadece bir söylem değişikliğinden mi ibaret kalacağını, ABD'nin İsrail siyasetinin derin bir değişiklik içine mi girdiğini bize gösterecektir.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT