İslam dünyasındaki iç savaşlar nereye gidiyor?

31.08.2009 02:28

Salih El Aşgar

Arap ve İslam dünyasındaki iç savaşlar, rejimler ile bu rejimleri meşru ve meşru olmayan yollarla ele geçirmeye çalışan gruplar arasında şiddetlenerek artıyor ve bunun ülkeler ve halkları üzerinde yıkıcı yansımaları oluyor.

Yemen, Irak, Somali ve Afganistan'da patlak veren bu savaşlar kendi halkları ve komşuları için büyük tehlike oluşturuyor. Zira savaşlar meşru görülmeyen rejimleri ortadan kaldırmaya çalışıyor. Hal böyleyken bu rejimler kendileriyle savaşanları, çoğunluğu El Kaide, terör ve İslami aşırılığa ait farklı hedefleri olan mezhepçiliğin bir sonucu olarak görüyor. Bu gruplardan bazıları da tıpkı Yemen Sağda bölgesindeki Husiler gibi orta çağlardan bu yana iktidarın kendi hakları olduğunu iddia ediyor.

SAVAŞLARIN SONU: YABANCILARIN MÜDAHALESİ

Birbiriyle savaşan bu ülkeler ve grupların trajedisi, her tarafın kendisini haklı görmesi. Rejimler bu gruplarla savaşmadan halkın tercihleri doğrultusunda yönetici ve yönetilenin lehine işleyecek anlayışları inkâr ediyorlar. Keza bu gruplar da iktidara katılımlarını reddeden rejimlerden umutlu değiller ve önlerinde iktidara ulaşmak için savaşmak dışında bir seçenek olmadığını düşünüyorlar. Bu rejimlerin ve grupların işi inada bindirmesi ve çetin savaşlara girmesi, taraflar arasındaki düşmanlığı sonu bilinmez bir tarihe kadar kızıştırıyor. Üstelik taraflar bu savaşın halklarını yok edecek ve yabancı müdahaleye kapı açacak bir yıkım olduğunun bilincindeler. Irak'ta Amerikan valisi Bremer'in ektiği tehlikeli komplikasyonlar var. Bremer, mezhepçiliği ve etnik siyaseti canlandırarak Irak'a fitneyi yeniden getirmişti. Irak'taki her grup veya mezhep kendisini iktidara daha layık görüp başkalarının liyakatini inkâr eder oldu. Bu durum Iraklıları şu an Irak halkının bütün evlatlarının yaşadığı mezhepçiliğe karşı Saddam diktatörlüğünü ister hale getirdi.

Maalesef birçok bölge ülkesinin içinde bulunduğu bu savaşlar yabancı ülkelere ve özellikle de bedeli ne olursa olsun bütün imkânlarını Filistin halkını ve Filistin sorununa yakın Arap ve Müslüman halkları parçalamak için seferber eden İsrail'e yarıyor. İsrail, gasp edilen haklarını geri almak için savaşan Filistinli ile Filistin halkına sevgi duyan Arap veya Müslüman arasında fark gözetmiyor.

Bu savaşların Arap ve İslam ülkeleri üzerindeki sonuçlarının tehlikeli boyutlara varmasına rağmen bazı Arap ülkeleri bu savaşları doğru buluyor ve çekişmenin sonuçlarının faydalı olacağı yollu ithal edilmiş yanılgılardan etkilenerek beslemeye çalışıyor. Acı gerçek, bazı Arap ve İslam ülkeleri ile kendileriyle savaşan gruplar arasındaki bu çekişmenin sonuçlarının, özellikle de ekonomik ve sosyal yapılanmaya giden bugünün dünyasında geri kalmışlığı ve acıyı artıracak tehlikeli felaketler olmasıdır. Bugünün dünyası güvenlik ve siyasî istikrar için yönetici ile yönetilen arasında hoşnutluk temelini derinleştirdi. Etrafımızdaki dünya ve hatta Afrika kıtası bile adalet ve demokrasinin temelleri üzerinde modern toplumlar inşa ediyor. Dünya yeni temeller üzerine ekonomik ve sosyal yapılanmaya katılıyor. Bizim ülkelerimiz ise hâlâ kendi muhalifleriyle ezici savaşlara giriyor. Acı veren husus yerli gruplarla boğazlaşan bu ülkelerin birkaç yıl sonra kendilerini ekonomik ve sosyal geri kalmışlık ve istikrarsızlık sahasında yalnız bulacak olması. Dolayısıyla kendilerini halklar ve rejimler düzeyinde en kötü ihtimallere maruz bırakıyorlar. Süper güçlerin bu halkların geleceğine müdahalesi kesin.

MEZHEP AYRILIĞI BÜYÜK SORUNLARA YOL AÇABİLİR

Sözün özü, Arap ve İslam dünyası meşru ve meşru olmayan bütün araçlarla birbiriyle savaşıyor. Taraflardan hiçbiri ülkenin egemenliğinin aleyhine de olsa çatışmayı kendi lehine çevirmek için daha fazla silah elde etmekte ve yabancıdan yardım istemekte tereddüt etmiyor. Rejimleri isyancı gruplarla yıkıcı savaşlara giren Arap ve İslam ülkelerinin geleceği üzerindeki en önemli tehlike, bu grupların çoğunluğunun ülkenin selametini dikkate almaksızın mezhebî birliktelik gerekçesiyle komşu ülkelerden askerî ve maddi yardım istemesi. Bu gruplar, istikrar ve zaten durmuş olan ekonomik büyüme önünde büyük bir engel oluşturur hale geldi.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim