1. YAZARLAR

  2. İbrahim Öztürk

  3. Hesap günü!
İbrahim Öztürk

İbrahim Öztürk

Yazarın Tüm Yazıları >

Hesap günü!

A+A-

Milletin önüne gelmemek için çok çırpındılar. Terörden, cuntacıdan, kışla yargısından, kısaca herkesten medet umdular. Ancak başaramadılar. Ulusalcılardan söz ediyorum. Türkiye'de ulusalcıların milliyetçi olmadığını ısrarla göstermeye çalışanlardanım.

Milliyetçiler ve milliyetçilik bellidir. Gerçek milliyetçilerin destanını bayram yazıma sakladım. Ulusalcılara gelince, onlar Türkiye'ye 'küçük ve benim olsun' diye bakarlar. Bu yüzden 'yurtta sulh, cihanda sulh' ifadesinden anladıkları şey, 'üç maymunları' oynamaktır: Büzül, süzül ve küçül! Milletimiz hafıza kaybından uyanmasın diye de Baasçı-Ortadoğu tipi rejim arayışı içinde sürekli olarak bir milletin başına vurmayı temel strateji olarak bellemişlerdir. Sanırsınız ki, işgal ordusu giderken, sömürüyü yerli işbirlikçilerine havale etmiş, bunlar da komisyon karşılığı kariyer yapmaktadırlar.

Ulusalcıları bu kadar medeniyet değerlerine düşman hale düşüren, onların inkârcı Batı materyalizminin içimizdeki misyoneri olmalarıdır. İdeolojik babaları olan Abdullah Cevdet, 20. yüzyılın başında 'biz Türkler'in kanı bozuk, bu yüzen Batı'dan damızlık erkek ithal etmeliyiz' diye yazıyordu. Laikçilikle ulusalcılık bu yüzden örtüşmüştür. Milletimizin emanet verdiği silahların gölgesinde ele geçirdikleri devlet aygıtını kullanarak bu misyonlarını 'devletin resmi ideolojisi' olarak dayatmışlardır.

Hayat tarzlarını, göz ve kulak zevklerini rahatsız etmeyecek şekilde adına 'çağdaşlık' dedikleri bir düzen tahayyül etmiş, buna uygun bir millet oluşturmak üzere devasa bir torna atölyesi kurmuşlar. Ha bire yontuyor, tekdüzeleştiriyor, onlar gibi olmayanları da anında bölücü vs. ile yaftalıyor, 'devleti ele geçirmekle' suçluyorlar. Büyük Tasarım'a ulaşmak adına Amerika, İsrail, PKK, Apo'yla bile işbirliğine gitmektedirler. Türkiye'de darbeleri yapanlar, CHP gibi açıkça yatakçılık yapanlar ile ABD'nin aynı cephede buluşması tesadüf mü? Bu dünyada ilke yok, konjonktür zaruretleri söz konusudur. Yeri gelir Rusçu, yeri gelir Yankee'ci, yeri gelir PKK'cı olurlar. Yeter ki, 'düzen' değişmesin! İstanbul Sultanbeyli'de çarşafa rozet takar, Mersin'de İngiliz-Fransız işgalcisi gibi yırtar, 'evet dersen, rahibe gibi örtünürler' diye ti-ye alırlar.

Esasen 'tavandakilerin' ulusalcılığı ile bunların 'tabana' verdikleri gaz ve oluşturdukları altyapı arasında zerre kadar ilişki yoktur. Tabana 'korku' salarak sadece ülkeyi yönettirmemektedirler. Yaz tatilimi geçirdiğim küçük bir Ege kasabasında, silme CHP'li mahallelinin, birinin eşi, diğerinin de beyi Alman olan iki aileye nasıl diş bilediğini içim acıyarak seyrediyorum. Yukarıdakiler ise millete karşı kurulan her tezgahta yabancılarla işbirliği yapar. Şu sıralarda tavandakilere yamanmak için, tabandakileri ezilmişleri kullanan ve pazarlayanların başında ise sahte Gandi gelmektedir. Özelleştirme ağıtlarını tabana attırırken, elindeki bankasını satan ise tavandaki ulusalcıdır. Türk milleti harakiri yapıp maazallah bunları iktidara taşısa, çoğunluğu bırak, sırf azdırdıkları bu tabanı yönetmekten aciz kalıp, sene-i devriyelerini görmeden iktidardan düşerler.

Bizde daha çok inkârcı ve mezhepçi olarak belirginleşen, topluca adına 'laikçi faşistler' diyeceğimiz ulusalcılar dar bir grup, yani bu ülkede azınlıktırlar. Bu yüzden çokuluslu, sınır ötesi operasyonlara açıktırlar. Orduda, yargıda, üniversitede, medyada ve yüksek rakımlı iş âleminde çok iyi örgütlüdürler. Masonik bağları ise tartışılmazdır. Tam bir ideolojik ve çıkar koalisyonu şeklinde örümcek ağı tipi örgütlenmişlerdir. Son yıllarda aralarına din ve dindar kisvesi altında ayartıp kattıkları şan, şöhret ve şehvet düşkünü egosu yüksek gafil tipler de vardır. Bu tiplerin genel olarak günah ve ayıp galerisi çok zengin olduğundan, yakayı fena halde kaptırmışlardır. İşlerini yeterince iyi yapamazlarsa basit bir 'kaset operasyonu ile' âleme rezil edilmeye de hazırdırlar. Bu yüzden kullanılabilirlik düzeyleri tehlikeli boyuttadır.

Şimdi iki asırlık bu kirli tezgâhı bozmak üzere bu adamlar ümüklerinden yakalanarak millet iradesinin önünde diz çökertilmiştir. Referandumdan 'evet' çıkması çok önemlidir ancak, 'hayır' da çıksa artık milletin elleri bu iradenin yakasına yapışmaya muktedir olmuştur bir kere.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT