Gelmiş geçmiş en büyük illüzyonistimiz...

25.09.2012 00:52

Asım Yenihaber

İnsan büyüklerini özler ve hatırlar. Bu fıtrî, tabiî bir şeydir.

Demirel bu tasnife girer mi?

Bana sorarsanız, kenarından bile geçmez! Asla ve kat’a!

İşte tam unutmanın mutluluğu içindeyken, birden ortaya çıktı. Hasta olmuş, gripal enfeksiyon! Önce geçmiş olsun!

Hastalığı geçer ama Demirel geçmez!

Türkiye tarihinin en yanlış/yanıltıcı görüntü veren simalarından biridir o. 1960’dan sonra Menderes’e varis olmak iddiasıyla ortaya çıkmış, ama İnönü karakterli bir siyasetçi olmuştur.

Menderes’in fikri, zikri, tabiiliği, samimiyeti... Onda bunları boşuna ararsınız. Siyaseti yanılsama (illüzyon) üzerine kurulmuştur.

Dindar görünmesi bir yanılsamadır.

Demokrasi muhabbeti bir aldatmacadır.

Onun tek hakikati kendisidir, nefsidir, iktidarıdır. Gelmiş geçmiş en büyük illüzyonistimiz Demirel’dir!

İlk iktidarını Menderes muhibliği ile, Said Nursi hayranlığı ile kurmayı başarır. İktidarını bunlarla sürdürmeye ihtiyacı kalmadığı zaman, başka çıpalar bulur.

80 darbesinden sonra umutsuzluğa kapılmıştır. O sıralarda onun saç sakal birbirine karışmış vaziyette, Kur’an tilaveti ile meşgul olduğunu söylerler...

Gelecekte Türkiye’nin iktidar talebini/temayülünü görmüştür Demirel. Fakat sıfırdan başlayacak yaşta değildir. O yüzden mevcutu kullanarak yarım iktidar olabilir. O andan itibaren de hiçbir şey yapacak durumda olmadığı için, cumhurbaşkanlığının hesaplarını yapar.

“Çankaya’nın şişmanı.” Bu onun merhum Turgut Özal için kullandığı sıfattır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk gerçek seçilmiş cumhurbaşkanı Turgut Özal’dır. “Celâl Bayar’ı unuttun!” diyenler çıkacaktır. Bayar İttihatçı gelenekten gelen komitacı bir siyasetçidir. Seçilse de seçilmese de baskındır bu karakteri.

Özal bu toprakların ruhuna sadık ilk cumhurbaşkanı olarak yeni dönemi başlatmıştır. Fakat, erken veda etmiştir. Bu erken vedadan daha kötüsü, yerine Süleyman Demirel’in geçmesidir.

Turgut Özal işbaşında olsa idi, 28 Şubat olur muydu?

Turgut Özal makamı, mevkiiyi sırf kendi iktidarı için isteyen bir şahsiyet değildi. O yüzden 28 Şubat için kapısına dayananlarla işbirliği yaparak iktidarını sürdürmek gibi bir yola tevessül etmezdi.

Demirel, Türkiye’nin demokratik hayatını sekteye uğratan 28 Şubat’ın bir numarasıdır. Olmazsa olmazıdır.

Eğer 28 Şubat yargılaması olacaksa, bu asla Demirelsiz olmaz...

12 Eylül yargılanıyor. Doksanlık Kenan Paşa mahkemelik.

28 Şubat 12 Eylül’den daha karanlık bir müdahaledir. Bu müdahaledeki rolü Demirel’in yargılanmasını gerektirecek önemdedir.

Demirel’in Balyoz yorumundan bu kuşkuyu hissetmemek mümkün değildir. Ona Balyoz kararlarını soruyorlar, o da ‘Köprülerin altından daha çok su akar, dünyanın sonu değil” diyor.

28 Şubat’tan beri köprülerin altından çok sular aktı... Akmaya da devam ediyor. Fakat bu geçiş, bu gidiş nasıl bir noktaya varacak, şimdiden kestirilemez. Çünkü 12 Eylül’den bu yana akan sular, 28 Şubat’tan daha fazla!

27 Mayıs karşıtlığı ile iktidar ol, 12 Eylül karşıtlığını hâlâ hayatının sebebi say, 28 Şubat’ın başmimarı olarak kurum sat.

İşte formül: “Darbe benimle yapılırsa, koltuğumu muhafaza ederse, beis yok!”

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim