Ergenekon'a Fransız kalmak

24.09.2009 02:41

Ali İhsan Aydın

Fransa'daki Clearstream davası, Türkiye'de bazı gazete ve köşe yazarları tarafından "Küçük Ergenekon" olarak yorumlanarak "Neden içeride tutuklu tek kişi bulunmuyor?" sorusu yöneltildi.

Oysa, pazartesi günü başlayan davanın ne içerik ne de süreç olarak Türkiye'deki Ergenekon davasıyla hiçbir benzerliği bulunuyor.

Eski Başbakan Dominique de Villepin, istihbaratçılar, askerler, gazeteciler ve işadamlarından oluşan bir örgüt kurmak ve bu yolla Fransa'da darbe yaparak iktidarı ele geçirmekle suçlanıyor. Fransız terörle mücadele ekipleri, Paris'in değişik yerlerinde yaptığı kazılarda örgüte ait olduğu iddia edilen çok sayıda silah ve bomba ele geçirildi. Fakat buna rağmen Fransız yargısı, hiçbir zanlıyı gözaltına almadı. Silahlı örgüt kurarak siyasi amaç elde etmeye çalışan sanıkların hepsi tutuksuz yargılanıyor. Gazeteler, olayın önemine rağmen hiç gizli belgeleri, mahkeme tutanaklarını yayınlamadı.

Hayır. Clearstream, ne terör ne de silahlı örgüt davası. Davanın en medyatik ve sembolik zanlısı eski Başbakan Dominique de Villepin, 2007 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Sarkozy hakkında asılsız ihbar yaparak Elysee Sarayı yolunda en büyük rakibini iftira yoluyla yıpratmaya çalışmakla suçlanıyor. Paris Adliyesi'nde başlayan ve bir ay sürecek olan duruşmalar sonunda suçlu bulunsa dahi, dosyayı takip eden hukukçulara göre büyük ihtimalle tecilli hapis cezasına çarptırılacak. Yani hapse girmeyecek.

Tarih 2004... Nicolas Sarkozy, Jacques Chirac'ın kabinesinde bakan. Fakat hükümetteki görevine rağmen Chirac'a bayrak açmış durumda. 2007'de yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday. Karşısında ise Chirac ve manevi oğlu olarak adı çıkan Dominique de Villepin'in başını çektiği cephe. Fransız iktidarının ikiye bölündüğü bu atmosferde, 1991 yılında Tayvan'a satılan fırkateynlerle ilgili yolsuzluk soruşturmasını yürüten sorgu hakimi Renaud van Ruymbeke'e isimsiz bir kişi iki mektup ve bir CD gönderiyor. Mektuplarda, fırkateyn davasında rüşvet aldığı ileri sürülen Fransızların isimleri bulunuyor. İsimler arasında, o dönemde ekonomi bakanı olan Nicolas Sarkozy, şu anki IMF direktörü Dominique Strauss-Kahn, Airbus'ın başkan yardımcısı Philippe Delmas gibi önemli kişiler de yer alıyor. Liste, hakime gönderilmeden önce Dışişleri Bakanlığı'nda bir araya gelen Dominique de Villepin, EADS şirketinin başkan yardımcısı Jean Louis Gergorin ve istihbaratçı general Philippe Rondot arasında gündeme geliyor. Dışişleri Bakanı de Villepin, Rondot'yu Clearstream'de hesabı olduğu iddia edilen kişilerle ilgili soruşturma yapması için görevlendiriyor. Rondot'ya göre bu talep doğrudan Chirac'tan geldi. Fakat Chirac, bu yöndeki iddiaları reddederek ifade vermeyi kabul etmedi.

2004'in sonunda, listede adı geçen Airbus'un eski patronu Philippe Delmas'un suç duyurunda bulunmasıyla "iftira niteliğinde ihbar" soruşturması açılıyor. 2006'nın Ocak ayına gelindiğinde ise Sarkozy "sivil taraf" olarak davaya dahil oluyor. 2006'da polis, listeleri ele geçirerek Sarkozy'nin ve diğer kişilerin isimlerini eklemekle suçlanan bilgisayarcı İman Lahoud ve General Rondot olmak üzere çok sayıda yere baskın yapıyor. Gergorin, listeleri kendisinin gönderdiğini itiraf ediyor. Soruşturma sürecinde, Le Monde başta olmak üzere Fransız basını, davanın kritik isimlerinden General Rondot'nun, sorgu hakimlerine verdiği ifadeleri yayınlayarak davanın iç yüzünü kamuoyuna taşıdı.

2008'de soruşturmayı kapatan sorgu hakimleri, De Villepin'le ilgili bir delile ulaşılamadığına karar vererek, yeni bir soruşturma istiyor. Cumhurbaşkanı Sarkozy, birçok kez soruşturmayı yürüten yeni yargıcın görevini özel kararname ile uzatıyor. Dominique de Villepin'in de ifade verdiği soruşturmanın sonunda Villepin, İmad Lahoud, bir dönem Clearstream'de göreve giden mali denetçi Florian Bourges ve Clearstream'la ilgili iki kitap yazan gazeteci Denis Robert'i "suçlayıcı ihbar" iddiasıyla Paris Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderiliyor. Sorgu yargıçları, De Villepin'i Sarkozy'yi Elysee yolunda iftira yoluyla yıpratma ve engelleme komplosuna katılmakla suçluyor. Pazartesi günü başlayan davanın ilk duruşmasına ailesiyle gelen De Villepin'e göre ise Sarkozy bütün gelişmeleri kontrol ederek asıl kendisine karşı komplo kurdu. De Villepin'in 2012 seçimlerinde aday olacağı yönünde mesaj vermesinin Sarkozy cephesinde sıkıntıya yol açtığı ifade ediliyor.

Kökeni 2001 yılına kadar giden Clearstream, gelinen noktada Fransız sağının bir iç hesaplaşmasına dönüşmüş durumda. Clearstream, Ergenekon gibi bir terör örgütü davası değil. Bir dayanaksız ihbar davası. Bu yüzden, zanlılar tutuklu yargılanmıyor. İddia edildiği gibi Ergenekon ile ne şüphelileri benziyor ne de aktörleri.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim