Düşmanlarını bile yemeyen devrim

20.06.2014 08:18

Melih Altınok

Mahkemenin 12 Eylül darbecilerini ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırdığı gün, AYM de Balyoz Davası hükümlülerinin soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde haklarının ihlal edildiğine karar verdi.

Sivil demokratik bir hukuk devleti olmaya doğru hızla ilerlediğimizin göstergesi bu iki karar da, 12 Eylül 2010 Referandumu’nun meyvelerinden. Darbecilerin yargılanmasını engelleyen Anayasa’nın geçici 15. maddesinin kaldırılması da, bugün Balyoz hükümlülerinin kullandığı AYM’ye bireysel başvurma hakkının kabul edilmesi de 12 Eylül Referandumu’nun bir ürünü.

Kenan Evren’in ve Tahsin Şahinkaya’nın şahsında 12 Eylül’e verilen ceza, Türkiye’nin bir darbe sürecini ilk kez mahkûm etmesi anlamına geldiği için altın değerinde.

Yıllarca süren zulmün resmen tanınması ve cezalandırılmasına sevinememek ve hatta bahane bulmak için insanın akli melekelerini yitirmiş olması şart. Bu nedenle üzerine daha fazla söz söylemek kifayetsiz.

AYM’nin Balyoz hükümlüleri hakkındaki kararına gelince. Peşinen söyleyeyim, dün Hürriyet’in manşetinde tarif edilen “Balyoz çöktü!” cephesinde değilim. Evet, Balyoz bal gibi bir darbe planıdır. Davada adı geçen bazı komutanlar 1. Ordu’da oturup bu darbe seminerini yapmıştır. Hatta TSK’nın bizzat kendisi o dönemde bu yasa dışı faaliyette bulunanları “uyarmıştır.” Dolaysıyla “Yakalanırsak harp oyunu oynuyorduk deriz” diyerek suçlarını itiraf eden Balyoz hükümlüleri ortadayken, “her şey fasafisodur” diyemem.

Kaldı ki, Ergenekon davası ile birlikte bugün askerî vesayetin tasfiyesi yoluna girmemize büyük katkı yapan davaların, Cemaat’in bürokratik vesayet girişimlerine duyulan tepkiye kurban edilmesinin büyük hata olduğunu düşünüyorum. Unutmamalı ki, eğer Türkiye’de hâlâ müdahaleci potansiyelini muhafaza eden eski TSK moral üstünlüğüyle görevde olsaydı, Gezi ve 17-25 Aralık operasyonlarının ardından kazanan halk ve siyaset olamazdı.

Eskiden beri ısrarla düştüğüm bu şerhlerime rağmen, AYM’nin kararını olumlu bulmamın nedeni ise, Türkiye’nin, askerî vesayetin kurumsal faşizmine karşı verdiği sivil demokratik mücadelenin meşruiyetini önemsemem. Zira mevzu yasa dışı askerî vesayet tehdidi olsa da ona karşı verilen mücadele hukuk ve onun amacı adalet kriterlerini gözetmek durumunda. Bir hukuk devleti sivilleşme mücadelesi veriyor olsa da, paralel yapının özü doğru olan Balyoz soruşturmasını, kadrolaşama hedefiyle genişleterek, uydurma ek davalarla sulandırıp asli suçluların yanına günahsızları da katmasını görmezden gelemezdi.

AYM’nin verdiği bu karar bir aklama değil; vicdanlarımızda suçlu olanların adil yargılanma gibi temel asgari haklarının teslimi anlamına geliyor. İşte bu gerekçelerle gönül rahatlığıyla suçsuz olanlar kazansın diyorum.

Sanırım yeterince net oldu...

Gelelim başka bir hak teslimine. Öncelikle Türkiye’nin sivil demokratik dönüşümünü taçlandıran bu süreçlerin yolunu açan 12 Eylül referandumunda “evet” deme basireti gösteren tüm demokratları tebrik etmek lazım. Tabii ki, o süreçte arkaik solcuların, ulusalcıların ve tüm eski Türkiye ittifakının tepkilerini bir paratoner gibi çekmekten korkmayan “yetmez ama evet”çileri de...

Evet, gerçekten cesaret işiydi “yetmez ama evet!” Siz bakmayın şimdi bazı tiplerin “evet ama yetmez” türünden komikliklerle bu sevindirici gelişmeleri sahiplenmelerine. O günlerde “12 Eylül’le hesaplaşma iddiası saçmalıktır, bir parodi sergileniyor” diyenlerin estirdiği mahalle baskısı terörüne kimler kimler dayanamadı.

Sonradan çıkıp “pişmanım” diyenleri unutmadık. O günlerde biz “yetmez ama evet”çilere “halvetin peşger (havlu) tutucuları” diyen, “12 Eylül’le hesaplaşma zırvalığı bittiyse işimize bakalım” diye söylenen Gezici HDP’li vekili de… Bu beyefendi, şimdi 12. Ağır Cezanın Evren ve darbeci ekürisi hakkında verdiği mahkûmiyet kararının ardına, kendi tabiriyle ambulansın arkasına takılmış taksi gibi ilişmiş. Neymiş, Evren’in Cumhurbaşkanlığı haklarının geri alınması için Meclis'e başvurmuş. İnsan hakikaten ne diyeceğini bilemiyor.

Neyse işimize bakıp kazanımlarımıza sevinelim. “Önce evlatlarını yiyen” jakoben devrimlerin aksine, toplumsal dinamiklerle şekillendirdiği için, düşmanlarının bile hakkını teslim eden Türkiye’nin demokratik dönüşümüne “yetmez ama evet” perspektifiyle kaldığımız yerden desteğe devam…

TÜRKİYE

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim