Büyük (askerî) tabu

31.12.2010 22:20

Nicholas D. Kristof

Önümüzdeki yıllar için ciddi bütçe kesintileriyle karşı karşıyayız ama devlet harcamalarının, Demokratlar'ın da Cumhuriyetçiler'in de dokunmadığı bir ayağı var.

Askerî/güvenlik dünyasından bahsediyorum. Bu tabuyu yıkmanın zamanı geldi. Birkaç hakikat:

Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Kurumu'nun raporuna göre Birleşik Devletler, askerî gücüne neredeyse dünyanın diğer tüm ülkelerinin toplamınınki kadar harcama yapıyor. Rapora göre, en yüksek bütçeli bir sonraki ülke olan Çin'den altı kat fazla harcama yapıyoruz.

Birleşik Devletler, yurtdışındaki 560'ın üzerindeki üs ve benzeri mevzisinde birlik bulunduruyor. Bunların büyük kısmı 65 yıl evvel sona ermiş bir dünya savaşından kalma. Almanya'daki üslerimizi kaldırırsak Rusya'nın işgal edebileceğinden mi korkuyoruz?

İstihbarat camiası o kadar geniş ki, "çok gizli" ibaresine sahip insanların sayısı Washington'ın nüfusundan fazla.

Enflasyonu göze alarak hesapladığımızda, ABD bu yıl Afganistan'da; Bağımsızlık Savaşı'nda, 1812 Savaşı'nda, Meksika Savaşı'nda, İç Savaş'ta ve İspanyol Savaşı'nda harcadıklarının toplamından fazla para harcamış olacak.

Bu, seçimlerin pek öneminin olmadığı bir alan. Yeni yönelimlerin simgesi haline gelmiş bir Demokrat olan Başkan Obama'nın bu yıl askeriye için talep ettiği bütçe, Bush idaresinin en tepe noktasındakinin yüzde 6 fazlasına tekabül ediyor.

Boston Üniversitesi'nde tarih hocası olan eski asker Andrew Bacevich, "Cumhuriyetçiler savaş çanlarının kendilerine oy kazandıracağını, Demokratlar da söze karışmazlarsa oy kaybedeceklerini düşünüyor" diyor. Bacevich, "Washington İdarede: Amerika'nın Daimi Savaşa Giden Yolu" başlıklı son derece özenli bir kitabın yazarı.

Bacevich'in de iyi bildiği gibi askerî güce fazlaca bel bağlamanın bedeli sadece malî değil. Oğlu Teğmen Andrew Jr. 2007 yılında Irak'ta hayatını kaybetti.

Açık olacağım: Diplomasinin, arkasına alabileceği güçlü bir ordudan yanayım. Ama içerisinde diplomatik ve askerî araçların dengeli şekilde yer aldığı bir alet kutusuna ihtiyacımız var. Halbuki bizim milyarder bir askeriyemizle fukara bir diplomasimiz var. Bugün ABD ordusunun saflarında yürüyen insan sayısı Dışişleri Bakanlığı'nın dış hizmetlerde çalışanlarından fazla. Bu gülünç.

Üstelik de, kucak dolusu çekiciniz varsa her sorun size çiviymiş gibi görünür. Halbuki hakikat şu ki, askerî güç, nükleer bir Kuzey Kore ya da nükleer yolundaki İran gibi modern sorunları çözmek konusunda hiç de o kadar etkili değil. Aslına bakarsanız milliyetçilik çağında askerî gücümüz daha ziyâde ters etki yapıyor.

İlk Körfez Savaşı'nın ardından, ABD, Amerika'nın güvenliğini artıracakları varsayımıyla Suudi Arabistan'daki üsleri tutmaya devam etti. Halbuki görünen o ki, bu üsler Üsame bin Ladin gibi köktencileri, ABD'ye saldırmaya kışkırttı. Başka bir deyişle, son derece pahalı üsler Amerika'nın güvenliğini sarstı (ve daha sonra da kapatıldılar). Paralarımız Amerikalı çocukların üniversite eğitimi alabilmesi için harcansa daha iyi olmaz mıydı?

Ne gariptir ki silaha aşırı yatırım yapılmasına karşı uyarıda bulunanlar, daha çok; askeriye tecrübesine sahip insanlar arasından çıkıyor. En kuvvetli uyarı Başkan Dwight Eisenhower'dan gelmişti: "Yapılan her silah, denize inen her savaş gemisi, atılan her füze en nihayetinde, açlık çeken ve yemek bulamayanlardan, üşüyen ama giyecek bulamayanlardan çalınmış demektir." Afganistan'daki Amerikan birlikleri oradaki okullara daha fazla yatırım yapılmasının en güçlü destekçileri. Çünkü eğitimin, köktencilikle mücadele etmek için bombalardan çok daha etkili olduğunu en yakından görenler, onlar. Ayrıca hesap ortada: Afganistan'daki tek bir Amerikan askerinin yıllık maliyetiyle söz konusu ülkede yaklaşık 20 okul yapabilirsiniz.

Bazı umut işaretleri de var. Simpson-Bowles bütçe açığı komisyonu başka harcama kalemlerinin yanı sıra silahlanma harcamalarında da kısıntı yapılmasını öneriyor. Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, dış siyasette diplomasi ve yardıma daha fazla yer verilmesi çağrısında bulunan bir projeyi, dört yıllık gözden geçirme raporunu açıkladı. "Liderliği sivil güç aracılığıyla yapmak hem para hem de hayat kurtarır." diye konuşan Clinton çok haklı. Rapor son derece kuvvetli bir belge ama hayata geçirilip geçirilemeyeceğini göreceğiz. Zirâ, Meclis'teki Cumhuriyetçiler Dışişleri Bakanlığı'nın bütçesinde kesinti talep ediyor.

21. yüzyılda, devletimizin yurttaşlarını pek çok farklı yöntemle koruyabileceğini kendilerine hatırlatmalılar: Hastalıklara karşı araştırmaları finanse ederek, ilerideki suçları önlemeye yönelik erken çocukluk dönemi programlarını hayata geçirerek, yerel üniversitelere destek olarak, pahalı savaşları engelleyecek olan diplomasiye yatırım yaparak. The New York TImes

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim