Bahçeli ve Kılıçdaroğlu'nun taktiği

15.08.2010 04:28

Hamdullah Öztürk

Hayır, cephesinin referandumu akamete uğratma planı belli oldu. Referandumu bir anayasa meselesi olmaktan çıkartıp, AK Parti'nin, özellikle de Başbakan Erdoğan'ın şahsı ile sınırlamak istiyorlar.

Eğer bu plan başarıya ulaşırsa evet oylarının toplamı yüzde 39'un altına çekilmiş olacak. AK Parti'nin oyu son seçimlerde o civardaydı çünkü. Bahçeli de aynı taktiği kullanıyor, hayır cephesinde yer alan başkaları da...

Fındık fiyatlarından evin önündeki havuzlara kadar her şey konuşuluyor. Referanduma konu olan maddelerin muhtevasına bir türlü sıra gelmiyor. Bugün Kılıçdaroğlu bir anayasa yapsa fındık fiyatını anayasa metnine mi yazacak? Elbette ki hayır.

Zaten konu anayasa değil. Tıkanan sistemi açmak değil. İktidarların elini kolunu bağlayan noktaları çözmek değil. Onun için konuşmalar ve taktikler referandumun özünden ziyade iktidarı yıpratmaya yöneliyor. Şunun şurasında genel seçimlere on bir aydan az kaldı. Referandumu genel seçim gibi görüp ona göre konuşan liderler acaba genel seçimlerde ne diyecekler?

Aynı şeyleri bir kere daha tekrarlamaktan başka bir şey söyleyemeyecekler. Bu iktidarın kusursuzluğundan kaynaklanan bir çaresizlik değil. Belki de muhalefetin iktidara gelme umudunu yitirmişliğinden kaynaklanan bir problem.

Hâlbuki değişiklik paketi, eğer iktidara gelirlerse, hayır kampanyası yürüten partilerin de güçlü bir iktidar olmasına yarayacak. Milli iradenin, yani büyük oranda iktidarı oluşturan milletvekillerinin, anayasa dâhil, problem olan her konuda çözüm ortaya koyabilecek kadar meselenin sahibi olmasını sağlayacak.

Muhalefet partileri, bugün için AK Parti'yi iktidardan uzaklaştırabilmenin yolunun, referandumda "hayır" dedirtmekten geçtiğini düşünebilirler. Onun için meseleyi AK Parti'ye ve Tayyip Bey'in şahsına kilitleme taktiği yürütebilirler; ama ya sonrası?

Mesela bu kampanyaların sonunda, yüzde ellinin üzerinde çıkacak her türlü sonuç AK Parti'nin ve Tayyip Bey'in oyu olacak. O zaman genel seçimlerde hayır cephesi ne yapacak?

Taktiklere bakınca, referandumun, bütün taraflar için "Ya hep ya hiç" noktasına geldiği görülüyor. Her zaman olduğu gibi "ya hep ya da hiç" önemindeki bir mevzunun muhtevasına asla girilmeyerek, halkın gözünü boyayıp sonuca gidilmek isteniyor. Halk ne anlar ki zaten!..

Siyaset ne zamana kadar gerçeği halktan saklayıp, "tavşana baktırarak" sonuca gidebilecek ki? Ya da şahsileşmiş polemikler üzerinden oy toplama taktikleri ile halkı arkasından sürükleyebilecek?

Zaman yorumunu mutlaka yapacak ve son kullanım tarihi gelmiş olanlar varlık sahnesinden ayrılacaklar. Hayatın kanunu budur. Tahliller ve terkiplerle kendisini sürekli yenileyemeyenler hayatını sürdüremez hale gelir.

CHP'yi de gördük iktidarda, MHP'yi de, AK Parti'yi de. Ortada bir gerçek var. Bal tutan parmağını yalamak istiyor. Bunu da bir hak olarak görüyor. Bu da parti meselesi değil, insan fıtratıyla ilgili bir meseledir. Yolsuzluktan bahsedip, servetine servet katanları gösterip, fakir halkın oyunu toplamak isteyen partilerin eğitim projeleri var mıdır? Bunlardan insana yatırım yapan var mıdır? İktidara geldiklerinde, hangi usullerle, kendi tabanlarının bal tutan parmaklarını, hatta avuçlarını ve kollarını yalamalarının önüne geçebileceklerdir? Bunun bir cevabı varsa şahsen o cevabı duymak isterim. Aksi takdirde evlerin havuzundan, anayasadaki fındıktan bahsetmek çok komik oluyor.

Hayır, cephesinin taktiğini adeta bir pas gibi değerlendiren AK Parti yetkililerinin oynadıkları topa iyi dikkat etmesinde fayda var. Başkasının kurduğu oyunda fazla eğleşmek, maksuda ulaşmaktan alıkoyabilir.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim