Ayrılmak üzerine

25.03.2012 00:41

Ahmet Selim

On beş yirmi yıl beraber yaşamışlar. Sonra "anlaşamadık" diye ayrılıyorlar. Ne demek bu "anlaşamadık"? Anlaşamadan yirmi yıl nasıl yaşadınızsa, öyle yaşamaya yine devam edin. Anlaşamadan yaşamanın yanlış olduğunu yeni mi anladınız?! Komik bir hal. Onca yıl yaşamışlar, çocukları olmuş, yaşlarını başlarını almışlar, "e biz anlaşamıyoruz!" Siz birbirinizi değil, evliliğin ne olduğunu anlamamışsınız. Baştan beri anlamamışsınız, sadece evliliğin değil, ayrılığın ne olduğunu da anlamamışsınız! Evlenmeniz hata olmuş, ayrılmanız ise daha büyük bir hata! Yeni birilerini arıyorsanız, bunca anlayış yokluğundan sonra katmerli hata!

Evli olarak yaşayıp yaşlananlar, birbirlerini yaşlı gibi görmezler; çünkü capcanlı duran yaşanmış gençlik hatıraları vardır. Çocuklarımızı biz, doğdukları günden itibaren hatırlarız ve onlar bizim gözümüzde bir yönleriyle hep çocuk kalırlar. Koca insan olurlar, biz onlara bakınca bütün yaşayış dönemlerini hatırlarız, görürüz. Beraber yaşlanmış eşler de öyledir; onlar birbirlerini son noktadaki halleriyle değil, bütün yaşanmışlıklarıyla görürler. Ama biri 70, diğeri 60 yaşında iki insan yeni tanışıp evlenmeye kalksalar, ikisi de çekilmez! Son noktadaki yalın halleriyle, katlanılacak gibi değildirler! Mazisi olmayan yaşlılıklarda yeni beraberlikler bana göre hem hazin hem komiktir. Evlendirme programlarında bazen gözüm ilişiyor, hemen zaplıyorum.

Yaşlı bir aile dostumuz vardı ve bize gençliğimizde şöyle nasihat ederdi: "İşini ve eşini seçerken çok düşüneceksin. Çünkü ikisi de sonradan değiştirilebilir şeyler değildir. Nazarî olarak mümkündür ama, fiilen imkânsız sayılır! Değiştirmeye kalkarsan eskisini de ararsın!"

Tabii ki istisnalar kaideyi bozmaz. İstisnalar vardır ama, "hüküm eksere göredir". Genel geçer kurallardan uzaklaşmamakta fayda vardır.

Rahmetli babam, otelci bir arkadaşına atıfta bulunarak derdi ki, "Ben otelde görüyorum, kadınlara pek bir şey olmuyor ama boşanan erkeklerin çoğu üşütüyor!" Söylediğinde gerçek payı vardı ama, yaşlanınca ayrılmak iki tarafa da hayır getirmez.

Hayat çok uzun değil. On yıllar yirmi yıllar akıp gidiyor. Doğduğu zamanki heyecanımı ve sevincimi yüreğimde bütün canlılığı ile taşıdığım minik yavrum, bugün iki çocuğu olan kırk yaşını geçmiş bir anne. Zaman çok sırlı bir kavram. İleriye bakınca kendini aldatabiliyorsun da, geriye bakınca rüzgâr gibi geçip gittiğini görüyorsun. Yirmi otuz yıl sonra bugünkülerden ne kadarı kalacak geriye?

Zaman bu kadar hızla akıp giderken, bizim "sür'at-i intikal"imiz bu kadar geride kalmamalı. Hâlâ anlayamayıp anlaşamadınız ise "geçmiş olsun" deyip devam edin! Çocuklarınız, yakınlarınız sizinle mi uğraşacak? Bu hayat sabırsız ve tevekkülsüz yaşanır mı? Bu hayatın başka mânâları yok mu?

... Anormallikleri azaltmanın yolu, normallikleri bozmamak ve korumaktır. Küçük ama derin mutluluklar da çok önemlidir; normal çerçeveyi korursanız onlar birleşirler, ciddi birikimler oluştururlar. Her konuda anlaşmak da gerekmiyor. Önce kendimizi ve hayatı anlayalım; anlaşabilme imkânları, buradaki seviyelerimize göre belirlenir. Kendini ve hayatı anlayamayan başkalarını anlayamaz, yerine göre çıkar uzlaşmaları yapar sadece. Öyle birini sever gibi olmuşsanız, anlayış gösteren ama, anlaşılmayı beklemeyen bir denge kuracaksınız. Ne kavganın anlamı var ne de bir noktadan sonra boşanmanın! Hayat karı-koca ilişkisinden ibaret değil; öyle zannederseniz zaten o ilişkinin sağlıklı olmasına imkân yok. Her soyutlanmış ilişki güdük kalır, yozlaşır. Yaşlılıklardaki geçimsizliklerin temel örtülü arızalarından biri de bu. Eski sınırlanmış anlamı kaybolduğu için bir yaştan sonraki beraberliğe anlam bulunamıyor. Ruhi değer karşılıkları oluşmamış çünkü...

Mutluluğu bilmeden aramakla bildiği mutluluğu tam bulamamak aynı şey değildir ki, ikisi de mutsuzluk kelimesiyle ifade edilebilsin. Mutluluğu bütün değer boyutlarıyla bilen, bazı şeylerin eksikliğini hissetse de mutsuzum demez: Onları çok yönlü bir sevgi bütünlüğünün gücünden yararlanarak sabır ve tevekkülle telafiye çalışır.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim