Avrupa Birliği'nde milliyetçi içe kapanış

24.02.2009 14:21

Andreu Misse

Kriz ağırlaştıkça Avrupa kendini, eski Avrupa Birliği ile 5 yıl önce üye olan Doğu Avrupa ülkeleri arasında yeni gerilimlere neden olan korunmacı eğilimlere daha fazla teslim ediyor.

Zaten daha önce de, Irak Savaşı etrafındaki sürtüşmeler, çoğunlukla bu savaşa muhalif olan Batı Avrupa ülkeleri ile George Bush'un tezlerine taraftar olan Doğru Avrupa ülkelerini bölmüştü. Tam da bu siyasi çatışma sayfası kapanmışken bu kez de ekonomik milliyetçilik sorunu ortaya çıktı.

Büyük Britanya'da yabancı işçilere karşı yakınlarda düzenlenen grev, Avrupa Birliği'nin temelini oluşturan siyasi projeyi torpilledi. Bazı üye ülkeler kendi bankalarını ve sanayilerini, özellikle de otomotiv sektörünü korumak için aldıkları tedbirleri arttırdılar. Şu anda AB içindeki tartışma şiddetlendi, farklı üye ülkeler birbirlerini ulusal çıkarlarını Avrupa'nın çıkarlarının önüne koymakla suçlamaktadır. Bu konuyu ele almak için AB dönem başkanlığını yürüten Çek Cumhuriyeti, Brüksel'de 1 Mart tarihinde acil bir zirve çağrısında bulundu. Bu gizli bir oturum olacak. Serbest ticaretin yılmaz savunucusu olan Çekler, 27 üye ülkeden hangilerinin korumacı ekonomiye iyi gözle baktığını, hangilerinin buna karşı olduğunu bilmek istiyorlar.

Silahlar ilk olarak Çek Başbakanı Mirek Topolanek ile Avrupa iç pazarı kurallarını ihlal etmekle suçlanan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy arasında çekildi. Çek hükümetinin başkanı Topolanek, 11 Şubat'ta "Her üye ülkenin sorunu [krizin düzenlenmesi] farklı bir şekilde ele aldığı açık olarak görülmektedir. Bazıları daha fazla korumacılık talep etmektedir, diğerleri ise [AB koyduğu] kuralların tam olarak uygulanmasını. Ben bu ikinci gruba dâhilim." beyanında bulundu. Çek Başbakanı Topolanek bunu, Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Durao Barroso'nun da hazır bulunduğu bir basın konferansı esnasında söyledi. Barroso ise ortamı sakinleştirmek için, Avrupa devletlerinin yöneticilerinin, "AB ve dünyanın geri kalan bölgelerindeki kişilerin ve şirketlerin kötü bir dönem geçirmesinden dolayı", "ağır baskılar" altında olduğunu hatırlatmıştı.

Herkes Mirek Topolanek'in tepkisinin, Fransa Cumhurbaşkanı'nın Fransız otomobil üreticilerinin, Fransa'daki istihdamlarını muhafaza etmeleri ve hiçbir şart altında üretimlerini PSA ve Renault'nun montaj fabrikalarının olduğu Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Romanya'ya kaydırmamaları şartıyla, 6 milyar Euro borç vereceği beyanına olduğunu anladı. Fransa'nın bu tedbiri, kendi ülkelerine yerleşen birimlerin krizden en fazla hasar göreceğinden kaygılanan Doğu Avrupa hükümetlerini rahatsız etmektedir. İsveç de benzer tedbirleri, özellikle de sadece ülke içinde yatırıma dönüştürmeleri şartıyla kendi inşaat şirketlerine yardım üzerine çalışmaktadır. Otomotiv şirketlerinden Fiat'ın Polonya'ya yerleştiği İtalya otomobil sektörüne teşvik verdi, ama yine yerel üretimin muhafazası şartıyla.

Üretiminin bir bölümünü Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya'ya kaydırmış olan Almanya'ya gelince, teşviklerini markaların ulusallığına bağlamaksızın, İtalya'nınkine benzer bir atılım planını yürürlüğe koydu. Fransa hükümeti Çeklerin eleştirisine blok halinde tepki gösterdi. Sarkozy hükümetinin birçok bakanı otomotiv sektörüne yapılan yardımları savunmak için harekete geçti. Avrupa ilişkilerinden sorumlu Devlet Bakanı Bruno Le Maire "Bu korumacılık değildir. Söz konusu olan, sanayimizi ve istihdamımızı korumaktır. Sanıyorum kriz karşısında hükümetten beklenecek olanın en azı budur." açıklamasını yaptı. Fransa'nın aldığı tedbirler konusunda Çek Başbakanı "yabancı düşmanı reaksiyonlarından" ve "gizlenen bazı sorunların bugün açığa çıktığı" değerlendirmesinden söz etmekten kaçınmadı. Barroso milliyetçi ekonominin tehlikeleri konusunda Çek Başbakan'ın bakış açısıyla birleşmektedir, [bu nedenle] Paris hükümetinin aldığı tedbirleri yakından izlemeye girişti. Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso "Fransız planını inceleyeceğiz ve Avrupa Birliği iç pazarı kurallarına uygun olup olmadığına bakacağız. Eğer uygun değilse bunun, kaçınmamız gereken, diğer üye ülkeler üzerinde olumsuz etkisi olacaktır. Milliyetçi içe kapanışa kendimizi esir etmeyelim, kişilerin serbest dolaşımına saygı gösterelim." sözleriyle bu yaklaşımını belirtmektedir.

1 Mart tarihinde yapılacak olan toplantıdan sonra Mirek Topolanek ile José Manuel Durao Barroso, mayıs ayı içinde bu kez Prag'da toplanacak ikinci bir olağanüstü zirve çağrısı yapacaklar. Bu ikinci toplantı esnasında, işsizliğin yükselmesine karşı durmak için toplumsal tedbirler önerilecektir. 2008 sonunda AB'de işsiz sayısı 2007'dekine göre 1,6 milyon artarak 17,9 milyona ulaştı. 2008'de toplam aktif nüfusun % 7'sini oluşturan işsizler Avrupa Komisyonu'nun öngörülerine göre 2010'da % 9,5'ine ulaşacak. El Pais, 19 Şubat 2009

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim