Arakan’a sahip çık!

07.08.2012 02:15

Ayhan Demir

BM raporlarına göre, hiçbir ülkenin vatandaşı olmadığı için, temel insan haklarından mahrum bırakılan on iki milyon insan var. Bugünkü adı Myanmar olan topraklarda yaşayan Arakanlı Rohingya Müslümanları, bu listenin ilk sırasında yer alıyor.

Myanmar yönetimi, Arakanlı Müslümanların, 1948'den sonra yerleşmiş Bangladeşli sürgünler olduğunu iddia ediyor ve etnik azınlık olarak kabul etmiyor.

Buna karşılık, yüz binlerce Arakanlı Müslümanın sığındığı Bangladeş yönetimi, bu insanların tarihsel olarak şuan yaşadıkları bölgenin halkı olduğunu iddia ediyor. 

Arakanlı Müslümanlarla ilgili kesin olan tek şey ise, tarih içerisinde Myanmar ve Bangladeş arasında hareketli bir topluluk olmalarına rağmen, her iki ülke de bu insanları sahiplenmiyor.

Bangladeş yönetiminin kendisine sığınan Arakanlı Müslümanlara yaklaşımı oldukça düşündürücü. İçecek su, gıda ve eğitim imkânları oldukça sınırlı. İnsanlar, su ihtiyaçlarını kampların yakınında bulunan bataklıklardan temin etmeye çalışıyorlar. Tek odalı baraklarda yedi sekiz kişi birlikte kalıyorlar.

Bir iki tabak dışında hiçbir şeyi bulunmayan mülteciler, toprak üzerinde yatıp kalkıyorlar. Birkaç günde sadece bir öğün yemek imkânı bulabiliyorlar. Bu sebeple, kamptan çıkış yasağına rağmen, kaçak işçi statüsünde günübirlik işler için kampı terk etmek zorunda kalıyorlar.

Aslına bakılırsa, Bangladeş de fakir bir ülke. Ülkenin iş imkânlarının kısıtlı oluşu, yerel halk ile Arakanlı Müslümanlar arasında gerginliğe sebep oluyor. Örneğin, Kutupalong mülteci kampı yakınlarındaki Ukhia kentinde, “işlerini ellerinden almakla” itham ettikleri Arakanlı Müslümanların sınır dışı edilmesini talep eden heyetler oluşturulmuş.

Bangladeş yönetimi, Rohingya Müslümanlarına resmi mülteci statüsü tanınmasının daha çok mülteci çekerek, sorunu ağırlaşacağı kanaatine sahip. Bangladeş Dışişleri Bakanı Dipu Moni’nin, “Tekrar çok sayıda göçmenin Bangladeş'e girmesini istemiyoruz” yönündeki sözleri de bunu doğruluyor.

Bangladeş’de istenmeyen yalnızca mülteciler değil. Mültecilere yönelik baskıları gündeme getiren ve yardım eden, insani yardım kuruluşları ve diğer sivil toplum örgütleri de çalışma izinlerinin iptali ve sınır dışı edilme tehlikesi yaşıyorlar. Uluslararası toplumun tepkisinden çekinen Bangladeş, tepkileri “radikal İslamcılara yönelik operasyon” bahanesiyle, savuşturmaya çalışıyor.

Bangladeş’deki zorlu şartlar, mültecilerden bir kısmının, Tayland’a yönelmesine sebep oluyor. Ne var ki, küçük botlarla Tayland kıyılarına ulaşabilenler, bu ülkede kabul görmüyorlar.

Tayland sahil güvenliği, Arakanlı Müslümanları zorla yeniden açık denize yönlendiriyor. Motoru çalışmayan teknelerle ve yiyeceksiz bir şekilde açık denize gönderilen bu insanların birçoğu boğularak yaşamını yitiriyor. Bir şekilde Tayland kıyılarına ulaşabilenler de, aynı şekilde geri gönderiliyor.

Arakanlı Müslümanların, kaçtıkları bir diğer ülke de, Hint Okyanusu’nun diğer yakasında bulunan Malezya.  Çok daha zor ve tehlikeli bir yolculuk gerektiren Malezya’da şartlar nispeten daha yaşanılabilir düzeyde.

Nüfusun yarıdan fazlası öz vatanlarının dışında yaşayan Arakanlı Müslümanların mülteci durumunda olduğu diğer ülkeler, Hindistan, Pakistan ve Suudi Arabistan. Pakistan’da 300 bin ve Suudi Arabistan’da 120 binden fazla Arakanlı Müslüman bulunuyor.

Arakanlı mültecilerin kamplarda yaşadığı gıda ve eğitim sorunun en önemli sebebi, Dakka yönetiminin yaptığı gibi, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin göçmen akınını kayıt altına almasına müsaade edilmemesi. Resmi anlamda ‘yasadışı göçmen’ olarak kabul edilmeyen yüz binlerce Arakanlı, Dünya Gıda Programı’nın yardımlarından ve benzer kuruluşların eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor.

Yaşanan tüm bu sıkıntıların ceremesini çekmek ise yine en masumlara; çocuklara düşüyor. Myanmar’dan kaçış esnasında hayatta kalabilseler bile, kamplarındaki zor yaşam koşullarına ayak uyduramıyorlar. Kampların etrafındaki çocuk mezarları, çocuk ölüm oranın oldukça çok yüksek olduğunu işaret ediyor.

Mevcut tablo karşısında çağrımızı tekrarlamaktan başka çare yok: Bölgesel ve tarihi temellere sahip olan Arakan meselesinin çözüme kavuşturulması adına Malezya, Endonezya ve Bengaldeş, aktif ve yapıcı bir şekilde hareket etmeliler. Bu ülkeleri harekete geçirebilecek tek ülke Türkiye’dir.       
Arakan, Bengaldeş, Arakan-Bengaldeş sınırı, Tayland ve Malezya'daki Rohingya Müslümanlarının, gıda, sağlık ve eğitim ihtiyaçlarının giderilmesi, can ve namus emniyetlerinin sağlanması adına, Türk Dışişleri ve Türk halkı, Arakan’a sahip çıkmalı.

Aksi halde, bir yanı okyanus, diğer yanı Budist cunta rejimi ve işbirlikçikleri tarafından çevrilmiş Arakan Müslümanlarının, mevcudiyetini muhafaza etme şansı bulunmuyor. 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim