1. YAZARLAR

  2. Ümit Kardaş

  3. Anayasa çalışma grubu raporunun analizi (2)
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Anayasa çalışma grubu raporunun analizi (2)

A+A-

Dünkü yazıda Yeni Anayasa Platformu'nun (YAP) çalışmaları neticesinde Anayasa Çalışma Grubu'nun (AÇG) hazırladığı raporun analizinin 4 ana maddesini paylaşmıştım.

Bugün, devam ediyorum. Kamuoyuna açıklanan bu metin, bir ara rapor. YAP, toplantı sayısını 100'e çıkarmayı hedefliyor. Bu rapora hâlâ katkısını sunuyor ve sürece müdahil oluyor. Bu, küçük, özgün bir örnek. Güney Afrika'da, Mandela'nın seçimle aldığı anayasa yapma yetkisini toplumsal barış projesine çevirmesi örneğinde olduğu gibi, Türkiye'de de seçimle halktan güç almış iktidarın toplumun sürece katılması konusunda genel bir seferberlik ilan etmesi, bu işe bir bütçe ayırarak katılımı teşvik etmesi, siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin bu katılımın aktörleri olarak anayasa inşa sürecini bir toplumsal barış sürecine çevirmeleri bu halka olan borçlarıdır.

5 Halkın denetim hakkı ve yetkisi (Denetim Normları)

Bu konuda halktan gelen 11 talebin değerlendirilmesinde toplumun yargısal denetime ve parlamenter sisteme içkin siyasal denetim mekanizmalarına ilaveten, birincil denetim yöntemi olarak Meclis'in diğer devlet kurumlarını denetlemesini öne çıkardığı, ancak vesayeti engellemek ve tasfiye etmek için Meclis'e sistemde merkezi bir rol verirken, diğer yandan Meclis'in yavaşladığı, yeterli duyarlılıktan uzak davrandığı, halkın hareket ve manevra kabiliyetini azaltmanın bir aracına dönüştüğü durumlarda, onu da denetlemeyi gerekli gördüğü, bu bağlamda anayasa değişikliklerinin yanında kimi yasaların da referanduma sunulmasını talep ettiği, belirli bir imza sayısıyla yasaların olumlu yönde değiştirilmesi hususunda daha doğrudan katılım ve inisiyatif alma yolunun açık tutulmasını istediği, referandumun sadece Parlamento'nun tekelinde olmaması, halkın imzalarıyla da değişikliklerin referandum yoluyla kabulünün istendiği belirtiliyor. Diğer yandan, parti içi demokrasinin işletildiği ve temsilde adaletin sağlandığı Meclis'in, yalnızca soyut ulusal temsil esasına göre çalışmasıyla yetinilmeyerek, milletvekillerinin bölge seçmenlerinin rızalarıyla ilişkisinin güçlendirilmek istendiği ve belirli bir imza sayısıyla gerektiğinde milletvekillerinin seçmenlerce geri çağrılması esasının benimsenmesinin arzulandığı ifade ediliyor. Toplumun bu konudaki talepleri AÇG tarafından aşağıdaki önerilere dönüştürülmüş.

i) Toplumun tüm devlet sistemini denetleyebilmesi için, öncelikle Meclis'in devlet aygıtı üzerinde ayrımsız kontrol ve denetim araçlarıyla donatılması gerekir.

ii) Meclis, temsilde adaletin sağlandığı bir yapıya kavuşturulmalı, parti içi demokrasi çalıştırılarak, halk ile arasındaki yabancılaşmaya son verilmelidir.

iii) Yasama girişimleri yoluyla belirli bazı konularda Meclis'in yasa çalışmasına zorlanması esası benimsenmelidir.

iv) Gerek Meclis üzerinden dolaylı olarak, gerekse doğrudan demokratik katılım araçlarıyla sağlanacak denetimlerle, devlet kurumlarının vesayet organlarına dönüşümü mutlak surette engellenmelidir.

6 Özgürlükler ve haklar (Özgürlük Normları)

Halktan gelen toplam 63 talep hakkında yapılan değerlendirmede, özgürlük sorunu yaşayan toplumsal kesitlerin, kendi özgürlüklerine yönelik taleplerini dile getirirken, aynı talebi ötekiler için de dile getirmeyi ihmal etmedikleri, Alevi'nin talebine başörtüsü serbestliği, Kürt'ün anadil talebine Alevi'nin inanç ve cemevi talebi ve başörtüsü serbestliği, dindarların özgürlük talebine Alevilerin, Kürtlerin ve gayrimüslimlerin özgürlük talebinin eşlik ettiği ifade ediliyor. Diğer önemli nokta, taleplerin çoğu zaman iddia edildiği gibi, yalnızca belirli popüler sorun öbeklerinde yoğunlaşmadığının, toplumun anayasaya yönelik özgürlük talebini yaşamın tüm alanlarından hareketle dile getirdiğinin belirtilmesi. "Bireysel özgürlük alanları" başlığı altında en çok öne çıkan taleplerin; kılık kıyafet, din ve inanç, düşünce, basın, bilim ve kişisel tercih özgürlükleri olduğu, devletin yalnızca bu özgürlükleri korumakla kendini meşrulaştırabileceği anlayışının öne çıktığı görülüyor. Toplumun taleplerinin yoğunlaştığı alanlardan bir diğerinin kültürel kimliklerin tanınması, bu alandaki farklılıkların olağan ve kurucu kabul edilmesi, nihayetinde bu alana dönük devlet uygulamalarının sona ermesi biçiminde ortaya çıktığı anlaşılıyor. "Örgütlenme özgürlüğü" konusunda toplum dernek, sendika, toplantı ve benzeri toplu ve örgütlü özgürlükler konusunda, mevcut yasakları ve düzenlemeleri ortadan kaldırma talebini dile getirirken, bu özgürlüğü siyasal ve sosyal mücadelenin önemli bir bileşeni olarak gördüğü belirtiliyor. Toplumun, özgürlük temelindeki söyleminden hareketle, ayrımsız bir şekilde siyasal hakların kullanımını talep ettiği, örgütlü özgürlüklerin kullanımı talebinin yanında, sosyal ve ekonomik taleplerde de bulunduğu açıklanıyor. Ayrıca eğitim hakkının sosyal bir talep olarak ortaya çıkarken, diğer yandan bu hakkın bireysel özgürlük ve eşitlik talebiyle bağlantısının somut olarak vurgulandığı değerlendirmesi yapılıyor. Özgürlük talepleri birçok boyutta ortaya konulurken, toplumun bu özgürlüklerin ancak sağlıklı ve dengeli bir doğada mümkün olabileceğine de işaret ettiği anlaşılıyor. Bu değerlendirmeler AÇG tarafından aşağıda belirtilen önerilere dönüştürülmüş.

i) Bireysel veya örgütlü özgürlükler devletin tasarruf alanı dışındadır. Bu alanlarda devletin tanıma, tanımlama, sınırlandırma yetkisi yoktur.

ii) Herkes doğuştan sahip olduğu ve sonradan edindiği tercihleri itibarıyla özgürdür. Bu özgürlüklerini eksiksiz kullanırken, ödün vermeksizin kamu memuriyeti üstlenebilme, siyaset yapabilme, devleti ve ulusu temsil etme haklarına sahiptir.

iii) Anayasayla tüm farklılıkları siyasal yapının kurucu unsuru olarak kabul etmek, bu unsurları farklılıklarını, inançlarını, tercihlerini yaşama, geliştirme ve kültürel miraslarını eğitim yoluyla sonraki kuşaklara aktarma imkânlarına sahip kılmak esastır.

iv) Ekonomik özgürlüklerin korunması, sosyal devlet anlayışına uygun politikaların geliştirilmesi ve buna ilişkin süreçlerin şeffaf ve hesap verilebilir tarzda yönetilmesi, anayasal bir hedef olarak saptanmalıdır.

v) Eğitim yalnızca bir sosyal hak olarak tasnif edilemez. Bu hakkın sağlanması, devlete, çocukları ve gençleri belirli ideolojiler, inançlar ve yaşam tarzları doğrultusunda biçimlendirme yetkisi sunmaz. Devlet eğitim olanağı yaratırken, hiçbir koşulda ayrımcı, dışlayıcı, sorgulama imkânı bulunmayan doktrinleri dayatıcı bir politika takip edemez.

7 Maddî eşitlik talepleri (Güvence Normları)

Raporun bu bölümünde, halk toplantılarında ortaya konulan 36 maddi eşitlik talebinde, en genel biçimiyle idari ve hukuki yapının din, dil, ırk, bölge, yaş, cinsiyet gibi herhangi bir farklılık gözetmeksizin her türden ayrımcılığa karşı mücadele etmesini ve bireylerin sosyal, kültürel ve ekonomik haklarını kamusal alanda özgürce kullanmalarını sağlayacak bir anayasa arzusunun somutlaştığı anlatılıyor. Bu başlık altında özellikle, mevcut siyasal sistemde "dışlanmış" yahut "ötekileştirilmiş" toplumsal kesimlerin; çocukların, kadınların, gençlerin veya farklı kimliğe ya da tercihe sahip bireylerin ve engellilerin hakları ile ilgili eşitlik taleplerinin öne çıktığı, bu bağlamda "temel hak ve özgürlükler", "eşitlik", "fırsat eşitliği", "koruma" ve "pozitif ayrımcılık" ekseninde anayasal tedbirlerin alınmasının istendiği değerlendirilmesi yapılıyor. Toplumun ortaya koyduğu taleplerden hareketle yapılan değerlendirmelerin neticesinde AÇG şu önerilerde bulunuyor:

i) Anayasa; eşitliğin siyasal katılım, ekonomik, toplumsal, dinsel, cinsel, etnik ve kültürel boyutlarının farkında olmalı ve kamusal alandaki hizmetlerden herkesin eşit ve adil bir biçimde yararlanmasını esas almalıdır.

ii) Siyasetçiler, askerler, bürokratlar, akademisyenler ve diğer ayrıcalıklı statü sahiplerinin bunlardan arındırılması, herkesin aynı hukuksal ve yargısal uygulamalara tabi olmaları esastır.

iii) Yeni anayasa, kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip kılınmasını temel almalıdır. Kadınların siyasi, iktisadi ve kamusal alanda korunmasına yönelik "pozitif ayrımcılığın" gerekli kurumsallaşma ve uygulamalarının sağlanması zorunludur.

iv) Yeni anayasanın temel önceliklerinden biri devleti, çocuk haklarını korumak, çocuk emeğinin istismarını engellemek ve özellikle kız çocukların eğitim olanaklarının artırılmasını sağlamakla mükellef kılması olacaktır.

v) Yeni anayasa, zihinsel ve bedensel engellilerin eğitim, çalışma ve sözleşme haklarını önceleyen bir yapılanmaya gitmeli, devleti toplumsal ve fiziksel çevreyi zihinsel ve bedensel engellilerin yaşam koşullarını kolaylaştırma doğrultusunda tanzim etmelidir.

vi) Devletin eğitimde fırsat eşitliğini sağlaması gerekir. Dini, askerî, ekonomik ya da kültürel nitelikli bütün eğitimler eşit yönetim ilkesiyle kamusal hizmet sunmalıdır. Demokratik ve çoğulcu anlayışla tüm eğitim sistemi yeniden yapılandırılmalı, buna aykırı yasal düzenlemeler kaldırılmalıdır.

vii) Dini, etnik ve kültürel kimlikleriyle beraber barış içinde yaşamak, bütün yurttaşların "farklılık içinde eşitlik" haklarındandır. Devlet, yurttaşlarını farklılıklarıyla beraber eşit algılayarak eşit hizmet sunar. Dini anlayışların ifade ve yaşama tarzlarının farklı temsilleri, farklı uygulamalara geçerlilik kazandıramaz.

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT