35’inci madde değişmeli mi kaldırılmalı mı?

29.07.2010 00:37

Reşat Petek

12 Eylül’de yapılacak halkoylaması için, ‘evet’ kampanyasını Bingöl\'den başlatan Başbakan Erdoğan\'ın Anayasa değişikliğine evet demenin 12 Eylül ile hesaplaşmak anlamına geldiğini söylemesi üzerine CHP Genel Başkanı Kılıçdaroglu, “Eğer Başbakan 12 Eylül ile hesaplaşmak istiyorsa Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12 Eylül’e gerekçe yapılan 35’inci maddesinin değiştirilmesine neden yanaşmıyor” diyerek 35\'nci maddenin değiştirilmesini gündeme getirdi. Bunun için anayasayı değiştirmek gerekmediğini, yasa değişikliği için AK Parti’nin tek başına gücünün yettiğini ama istiyorlarsa Meclis\'te destek vereceklerini ifade etti. Hükümetin teklif versinler gereğini yapalım cevabı CHP\'yi madde değişikliği hazırlamaya zorladı. Dün ortaya çıkan teklif taslağında maddenin kaldırılması değil değiştirilmesi öngörülüyor. CHP teklifinde, “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.” cümlesini aynen muhafaza ederken, “parlamenter demokratik sistemin işlerliği çerçevesinde ve Anayasa’ya bağlı olarak”  cümlesini ilave ediyor. Teklif edilen madde şöyle: “Silahlı Kuvvetler’in vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni parlamenter demokratik sistemin işlerliği çerçevesinde ve Anayasa’ya bağlı olarak korumaktır.”

Önce darbeye zemin sonra 35. madde

Önce şunu ifade edelim; mevcut 35. maddenin değiştirilmesi zaruridir ancak darbeleri önlemek için bu değişiklik yeterli değildir. TSK İç Hizmet Kanunu 35. maddesi, ‘Umumi Vazifeler’ başlığı altında Silahlı Kuvvetlerin vazifelerini düzenleyen maddelerin ilkidir. Bu madde Silahlı Kuvvetlere T.C. hükümetini cebir ve şiddetle devirme yetkisi vermekte midir? Veriyorsa TCK’nın en ağır suç olarak tanımladığı darbeye teşebbüs suçu yasada niçin vardır? 35. madde darbe teşebbüsünü suç olmaktan çıkarmakta mıdır? Maddenin hukuk sistematiği içinde, konusu suç teşkil eden bir eyleme meşruiyet sağlaması mümkün müdür? Anayasaya göre, Türkiye Cumhuriyeti ‘demokratik hukuk devleti’ ise, hükümetlerin göreve gelme ve görevden uzaklaştırılması ancak demokratik yoldan yani seçimle tezahür eden halkın iradesine bağlı değil midir?

Hukuk çerçevesinde baktığımızda 35. maddenin darbeleri meşrulaştıracak hukuki bir dayanak olmadığı açıktır. Ancak vesayet altında demokrasi oyununun aktörü olmayı kabul etmediği için silah zoruyla devrilmeyi hak eden (!) siyasi iktidarlar darbecilerin gözünde suyu bulandıran kuzudur. Darbe yapmaya karar verilmiş ise önce darbeye zemin oluşturacak anarşi ve kaos ortamı hazırlanmakta, ortam ‘olgunlaştığında’ düğmeye basılmaktadır. Darbe bildirilerinde ise gerekçe hazırdır. Cumhuriyeti kollama ve koruma görevi. Yani 35.Madde. Unutulmaması gereken darbecilerin temel özelliğinin hukuk tanımamalarıdır. Bu nedenle 35. maddeyi gören gözler, Anayasanın ‘demokratik hukuk devleti’ ilkesini; TCK’nın darbe teşebbüsünü en ağır suç sayan düzenlemesini görmezler. Eylemlerinin teşebbüs aşamasında kalmayacağını, darbe başarıya ulaşınca da kendi hukuklarını yaratacakları için sorumlu tutulamayacaklarını düşünürler. 1982 Anayasasının geçici 15. maddesi 30 yıldır bunun için vardır.

İç Hizmet Kanunu işletilmiyor

Şimdi cevap aranması gereken soru şudur: 27 Mayıs kanlı darbesinden 27 Nisan e-bildirisine kadar demokrasiyi sekteye uğratan ve Türkiye’yi geri götüren darbelerin tek sebebi 35. madde midir? Sorunun cevabı evet ise, askeri vesayetten kurtulmak için ilk yapılması gereken bu maddenin kaldırılmasıdır. Ancak 35. maddeyi darbelerin tek gerekçesi görmek hata olacaktır. Yasalar uygulanınca bir anlamı vardır. Darbe teşebbüsünü suç sayan yasalar 1960 öncesinde de vardı ama darbeciler hakkında uygulanmadı. İç Hizmet Kanunu 35. maddenin hemen ardında ahlak ve maneviyatın yükseltilmesi için itina gösterilmesi görevini veren 39. madde var ama ahlak ve maneviyata önem veren dindar subayların ordudan atılmasına engel olamadı. Silahlı Kuvvetler mensuplarına siyasi beyanat veremeyeceklerini düzenleyen 43. Madde var. Siyasi nitelikteki eylem ve söylemleri cezalandıran Askeri Ceza Kanunu var ama Cumhurbaşkanı seçiminden anayasa değişikliklerine kadar müdahil olan üst düzey asker açıklamaları devam ediyor. Haklarında 5 yıl ve daha yukarı hapis istemiyle dava açılan asker kişilerin görevlerinden açığa alınmalarını öngören 65. madde var ama ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle darbe girişimi suçundan tutuklu veya tutuksuz sanıklar görevlerine devam ediyor. Genelkurmay “görevlerinin başındalar” açıklamalarıyla sanıklara arka çıkıyor.

Dikkat çekmek istediğimiz Türkiye vesayet rejiminden kurtulamadığı için, yasaların her şeyi değiştiremediğidir. Çözüm başta Anayasa olmak üzere yasalardaki antidemokratik düzenlemeleri değiştirmekle birlikte uygulamayı sağlayacak ‘yürütme’nin etkin kullanılmasıdır. CHP\'nin 35. madde teklifi bu haliyle politik bir manevra olmaktan öte hukuki bir değişiklik öngörmemektedir. Ancak CHP\'nin gündeme getirmesiyle siyasi partilerin bir masa etrafında toplanarak konuyu müzakere etme ve karara bağlama süreci başlatılabilir. Yapılacak düzenleme, Silahlı Kuvvetlerin sivil otoritenin emrinde olduğu, durumdan vazife çıkarmak değil verilen vazifeleri ifa etmekle sorumlu ve denetlenebilir olduğunu kapsamalıdır. Bu anlamda olursa 35. Madde değişikliği bir anlam ifade edecektir.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim