Fas’ta 2026 Seçimleri: Yeni Hükûmet Arayışı, Değişen Dengeler
Burak Yetimoğlu / ORSAM
Fas, 23 Eylül 2026 tarihinde Temsilciler Meclisinin 395 üyesini belirlemek üzere düzenlenen genel seçimlerde sandık başına gitti. Seçimlerin sonunda Asalet ve Çağdaşlık Partisi (Parti de l’Authenticité et de la Modernité – PAM) 97 sandalye kazanarak tarihinde ilk kez genel seçimleri birinci sırada tamamladı. Onu Ulusal Bağımsızlar Birliği (Rassemblement National des Indépendants – RNI) 66, İstiklal Partisi (Parti de l’Istiqlal – PI) 65 ve Adalet ve Kalkınma Partisi (Parti de la Justice et du Développement – PJD) 54 sandalye ile takip etti. Rakamlar ilk bakışta PAM’ın açık bir seçim başarısına işaret etse de 2021 sonuçlarıyla karşılaştırıldığında daha farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. PAM, beş yıl önceki 87 sandalyesini 97’ye çıkarmıştır. Bu da yalnızca 10 sandalyelik bir artış anlamına gelmektedir. Buna karşılık 2021 seçimlerinin galibi olan ve son beş yıldır hükûmet başkanlığını elinde tutan RNI, 102 sandalyeden 66’ya gerilemiştir. İstiklal de 81 sandalyeden 65’e düşmüştür. En dikkat çekici değişimlerden biri ise 2021’de yalnızca 13 milletvekili çıkarabilen PJD’nin yeniden 54 sandalyeye ulaşmasıdır. Başka bir ifadeyle, 2026’da ortaya çıkan tablo PAM’ın büyük bir sıçramasından çok, iktidar koalisyonu içindeki sandalye kaybının PAM lehine asimetrik dağılmasının sonucudur.
Düşük katılım ve gençlerin temsil sorunu
Sandığa katılım da seçim sonuçları kadar dikkat çekicidir. Yaklaşık 15,8 milyon kayıtlı seçmenin yalnızca yüzde 38,02’si oy kullanmıştır. Bu oran 2021’de yüzde 50’nin üzerinde gerçekleşmişti. Ancak o yıl parlamento seçimleriyle yerel ve bölgesel seçimlerin aynı gün yapılmış olması doğrudan karşılaştırma yapmayı zorlaştırmaktadır. Yine de yüzde 38’lik katılım, 2011 sonrasındaki en düşük yasama seçimi katılımı olarak tarihe geçmiştir. Seçmen kütüğünün yüzde 29’dan fazlasını 60 yaş üzerindekilerin oluşturması, 18-24 yaş grubunun ise yalnızca yüzde 4’te kalması, özellikle gençlerin parti siyasetiyle kurduğu ilişki açısından önemli bir soru işareti ortaya çıkarmaktadır. Geçtiğimiz yıl sağlık, eğitim, işsizlik ve kamu harcamalarıyla ilgili tartışmalar etrafında ortaya çıkan GenZ 212 protestoları da düşünüldüğünde, gençlerin siyasete ilgisizliğinden çok mevcut temsil kanallarına ne ölçüde güvendikleri tartışması daha anlamlı hâle gelmektedir.
Aynı hükûmet, farklı seçim maliyetleri
2026 seçimlerinin ortaya çıkardığı en ilginç sonuçlardan biri, beş yıl boyunca aynı hükûmette bulunan partilerin seçmen tarafından aynı biçimde değerlendirilmemiş olmasıdır. RNI, PAM ve İstiklal, 2021’den bu yana ülkeyi birlikte yönetiyordu. Beş yılın sonunda RNI 36, İstiklal 16 sandalye kaybederken PAM sandalye sayısını artırarak birinci parti hâline gelmiştir. Dolayısıyla burada basit bir “iktidar partileri yıprandı” açıklaması yeterli değildir. PAM, aynı hükûmetin parçası olmasına rağmen iktidarın yıpranma maliyetini diğer iki ortak kadar taşımamıştır.
Bu farklılaşmada seçim sisteminin ve yerel adayların rolünü de hesaba katmak gerekmektedir. Fas’ta sandalye dağılımı ülke genelindeki toplam oy üzerinden yapılmadığı için bir partinin hangi çevrelerde güçlü olduğu önem taşımaktadır. Kayıtlı seçmen sayısı üzerinden hesaplanan seçim kotası da büyük partilerin aynı çevrede birden fazla sandalye kazanmasını zorlaştırmaktadır. Böylece yerel ilişkileri güçlü adaylar ve oyların coğrafi dağılımı, ulusal kampanyalar kadar belirleyici olabilmektedir.
Koalisyon arayışı
PAM’ın bugünkü konumunu anlamak için tarihsel arka planını da mercek altına almak gerekmektedir. 2008’de kurulan parti, 2016’da 102 sandalye ile PJD’nin ardından ikinci sıraya yerleşmişti. 2021’de 87 sandalyeye gerilese de hükûmete katılarak yürütmedeki ağırlığını korumuştur. Dolayısıyla 2026’da PAM’ın elde ettiği birincilik, yeni ortaya çıkan bir siyasi hareketin başarısından ziyade, yıllardır yerel yönetimlerde ve merkezî siyasette güç biriktiren bir partinin hükûmet liderliğine ulaşmasıdır. Bu süreç, partinin seçim başarısıyla koalisyon pazarlığındaki ağırlığı arasındaki ilişkiyi anlamak açısından da önemlidir.
PAM’ın birinci parti olması hükûmet meselesini kendiliğinden çözmemektedir. Temsilciler Meclisinde çoğunluk için 198 milletvekili gerekmektedir ve PAM’ın 97 sandalyesi bunun oldukça uzağındadır. Seçimden sonra mesele doğal olarak yeni hükûmetin oluşması için hangi koalisyonun kurulacağına yönelmiştir. Matematiksel olarak en kolay seçenek, önceki RNI-PAM-İstiklal koalisyonunun bu kez PAM liderliğinde devam etmesidir. Üç partinin toplam sandalye sayısı 228’dir. Böyle bir formül hükûmette önemli ölçüde süreklilik yaratırken koalisyon içindeki güç dengesini tersine çevirecektir. Beş yıl önce hükûmetin merkezinde RNI bulunurken bu kez aynı rol PAM’a geçecektir. Bunun yanında daha geniş bir koalisyon ihtimali de bulunmaktadır. Seçim sonrasında RNI’nin ağır sandalye kaybı nedeniyle muhalefete çekilebileceği ihtimali gündeme gelmiş olsa da El Mansouri’nin 30 Eylül’de başlattığı hükûmet kurma istişarelerinde önce RNI, ardından İstiklal ile görüşmesi, önceki koalisyonun PAM liderliğinde yeniden kurulması seçeneğinin hâlen masada olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte bu ilk temaslar henüz bir koalisyon anlaşması anlamına gelmemektedir. RNI ve İstiklal, görüşmelerin ardından hükûmete katılım konusunda henüz nihai bir karar vermediklerini ve konuyu kendi parti organlarında değerlendireceklerini açıklamışlardır. Bu nedenle Halk Hareketi (Mouvement Populaire – MP) veya Sosyalist Halk Güçleri Birliği (Union Socialiste des Forces Populaires – USFP) gibi partilerin hükûmete dâhil edilmesi, çoğunluğu yalnızca sayısal olarak büyütmekten öte, yeni hükûmete daha geniş bir siyasi hareket alanı sağlayabilir.
Koalisyon matematiği ile koalisyonun siyasi mantığını birbirinden ayırmak gerekir. Önceki üçlü koalisyon 228 sandalye ile en kolay parlamenter formülü oluştursa da kurulacak hükûmetin bileşimi yalnızca çoğunluğu sağlamak açısından önem taşımayacaktır. Koalisyonun yapısı, seçim sonuçlarının RNI liderliğindeki önceki hükûmete yönelik mesajının yeni döneme ne ölçüde yansıyacağını da gösterecektir.
PJD’nin yeniden 54 sandalyeye ulaşması da seçimlerin dikkat çekici sonuçlarından biridir. Parti hâlâ 2011 ve 2016’daki parlamenter gücünün gerisinde olmakla birlikte, 2021’deki 13 sandalyeden 54’e yükselmesi, o dönemde yaşadığı ağır gerilemenin kalıcı bir siyasi marjinalleşmeye dönüşmediğini göstermektedir. PJD’nin yeni hükûmete katılmayarak muhalefette kalma kararı da bu sonucu daha önemli hâle getirmektedir. Zira 54 milletvekiliyle yeniden güçlü bir parlamento grubuna sahip olan PJD, özellikle hayat pahalılığı, sağlık, eğitim ve kamu harcamaları gibi toplumsal hassasiyetlerin yüksek olduğu başlıklarda yeni hükûmet karşısındaki muhalefetin önemli aktörlerinden biri olabilir.
Diğer taraftan, koalisyon formülünden bağımsız olarak yeni hükûmetin ülkenin temel stratejik yönelimlerinde köklü bir değişiklik yaratması beklenmemektedir. PAM ile RNI, ekonomik modernizasyon, yatırım, altyapı ve kalkınma başlıklarında birbirinden tamamen farklı iki siyasi proje temsil etmemektedir. Üstelik Fas siyasal sisteminde dış politika, Batı Sahra, güvenlik, dinî alan ve büyük stratejik projeler gibi başlıklarda monarşinin belirleyici konumu devam etmektedir. Bu nedenle seçimler, ülkenin genel yöneliminden çok bu yönelimi uygulayacak siyasi aktörlerin sırasını değiştirmiştir. Yeni hükûmet de bu çerçevede, değişim kadar süreklilik üzerinden değerlendirilmelidir.
Fas’ın ilk kadın hükûmet başkanı
Seçimden sonraki en önemli gelişme ise 29 Eylül’de yaşandı. Kral VI. Muhammed, PAM’ın kolektif liderliğinin koordinatörü Fatima Ezzahra El Mansouri’yi Rabat Kraliyet Sarayı’nda kabul ederek Anayasa’nın 47. maddesi uyarınca hükûmet başkanı olarak atadı ve yeni hükûmeti kurmakla görevlendirdi. Böylece seçim gecesinden itibaren El Mansouri ile Fouzi Lekjaa etrafında yürüyen hükûmet başkanlığı tartışması da sona ermiş oldu.
El Mansouri, Fas siyaseti için yeni bir figür değil, siyasi yükselişinde aile çevresinin de dikkate değer bir yeri vardır. Babası Abderrahmane El Mansouri, Marakeş’te paşalık yapmış ve daha sonra Fas’ın Birleşik Arap Emirlikleri Büyükelçisi olarak görev almış önemli bir devlet görevlisiydi. Ailenin Rhamna kökeni de ayrıca dikkat çekicidir. Rhamna, 2007’de bölgeden milletvekili seçilen ve daha sonra PAM’ın kuruluşunda belirleyici rol oynayan Fouad Ali El Himma’nın siyasi kariyerinde önemli bir yere sahiptir. Nitekim Fas basınında El Mansouri’nin PAM’a katılımında babasının Rhamna kökeninin etkili olduğuna ilişkin değerlendirmelere rastlanmaktadır. Kariyerine avukatlık yaparak başlayan El Mansouri, daha sonra yerel siyasete girmiş ve 2009’da Marakeş Belediye Başkanı seçilmiştir. Ardından milletvekilliği ve PAM Ulusal Konseyi Başkanlığı gibi görevler üstlenmiş, 2021’de Aziz Akhannouch hükûmetinde Ulusal Arazi Düzenlemesi, Şehircilik, Konut ve Şehir Politikası Bakanı olmuş, 2024’ten itibaren ise PAM’ın kolektif liderliğinin ulusal koordinatörlüğünü yürütmüştür. Bu nedenle hükûmet başkanlığına gelmesi, ani bir yükselişten çok, uzun süredir devam eden siyasi kariyerinin yeni aşaması olarak değerlendirilebilir.
Değişim mi, süreklilik mi?
El Mansouri’nin atanması aynı zamanda Fas siyaseti açısından tarihî bir gelişmedir. El Mansouri, ülke tarihinde hükûmetin başına gelen ilk kadın olmuştur. Bununla birlikte yeni hükûmetin önünde 2030 Dünya Kupası hazırlıkları, büyük ulaştırma ve altyapı yatırımları, sağlık ve eğitim hizmetleri, istihdam, hayat pahalılığı ve gençlerin siyasal sisteme mesafesi gibi geniş bir gündem bulunmaktadır.
Asıl soru da burada ortaya çıkmaktadır: PAM’ın RNI’den devraldığı hükûmet liderliği yalnızca koalisyon içindeki isimlerin ve makamların değişmesine mi yol açacak, yoksa özellikle sosyal politikalar ve kamu hizmetlerinde daha görünür bir farklılık ortaya çıkarabilecek mi? El Mansouri’nin hükûmet başkanlığı Fas açısından tarihî bir başlangıçtır. Ancak bu dönemin nasıl hatırlanacağını, atamanın sembolik gücünden çok kurulacak hükûmetin önündeki ekonomik ve sosyal sorunlara vereceği cevaplar belirleyecektir.

