Ya %30 Alsaydınız!

Ya %30 Alsaydınız!

Doğan Medya Grubunun Amiral (askeri) gemisi Hürriyet sonunda “Keşke yüzde 47 almasaydık” deyip pişmanlık duyan bir AK Partili vekil buldu. Vahit Erdem gibiler bol miktarda mevcut. Bu tiplerin tek derdi “Yeter ki bize karışmasınlar da gemimizi yüzdürelim!”

Sayın Vahit Erdem ve onun gibi düşünen taife şunu anlamak istemiyor herhalde aldıklarına pişman oldukları yüzde 47 oy yerine, yüzde 30 almış olsalardı AK Partililerin başına neler gelirdi. Halkın %47 desteğini arkasına almasına rağmen dik durmakta imtina edenler, yüzde 30 oy alsalardı nasıl davranırlardı. Sayın Erdem acaba bunu düşündü mü?

Galiba AK Parti Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem, dün Haksöz-Haber'de yayınladığımız AKP içindeki Ergenekoncular kaç kişi? başlıklı Şamil Tayyar röportajını komplo olmaktan çıkarıyor.

"Millet"vekili Vahit Erdem'in dün Hürriyet'e nasıl için dökmüştü:

"KEŞKE 285 OLSAYDIK Yüzde 47 ile AKP iktidara geldi. Aslında AKP'nin normal oy oranının ben o kadar olduğu kanaatinde değilim. Eğer normal süreç devam etseydi, Cumhurbaşkanlığı süreci olmasaydı sonuç farklı olurdu. Benim kanaatime göre 40'ın altında olurdu. Keşke daha dengeli bir Meclis yapısı olsaydı. AKP 280-285 olsaydı, diğer iki parti de onu dengeleyecek şekilde olsaydı. Belki Cumhurbaşkanı mutabakatla seçilmiş olurdu ve bugünkü yaşadığımız sıkıntılarda olmazdı.

İRTİCA ENDİŞESİ VAR Yüzde 47 oy aldık ama yüzde 53 de alamadığımız oy var. Bu alamadığımız oylar içinde partimize yönelik çok büyük endişe var. Bu partinin bir dini parti olduğunu, bir irticai getireceği yönünde bir endişe var. Ekonomi politikasını beğenmezsin, dış politikasını beğenmezsin o ayrı konu. Ama bu partinin bir dini parti olduğunu, bir irticai getireceği yönünde bir endişe var. Endişe nereden kaynaklanıyor, bakmak gerekir.

TÜRBAN PAKETİ YANLIŞ Başörtüsü ile ilişkisi olduğu söylenen Anayasa değişikliği Türkiye'nin maalesef iç gerilimleri son safhaya getirdi. Başbakanımızın İspanya'daki beyanı üzerine MHP fırsatı kaçırmadı. "İşte var mısın, varım" gibi bir şey oldu. MHP tuzak kurmak için yapmamıştır ama Türkiye açısından iyi olmadı. Türban konusunda yapılan Anayasa değişikliği yanlış olmuştur. Çünkü her karşılaştığınız sorunu Anayasa ile çözemezsiniz.

BAŞÖRTÜ ÖNCELİĞİ Başörtüsü Türkiye için ne siyasi öncelik ne de dini bir öncelik. Dinin amacı şekil şemadan ziyade daha çok ahlak ve insani değerlerin yükseltilmesidir. Kılık kıyafetin dinin önceliği olduğu kanaatinde değilim. Buna rağmen hakikaten inancı gereği başını örtüyorsa, peruk gibi komedilerden kurtulmamız gerek. Sadece üniversiteler olmak kaydıyla bunu üniversitelerin kendi uygulamalarına bırakmak gerek.

DEVLETİN ENŞİDESİ AKP kamuoyunda merkez sağ parti imajı yaratamadı. Alınacak tedbirleri almamız ve bu imajı değiştirmemiz lazım. Yani devletin Türkiye'ye irtica geleceği gibi birtakım endişeleri var. Bu iktidarın bazı çevrelere göre gizli gündemi var. Adım adım Türkiye'yi fırsat buldukça irticaya götürecek gibi bir düşünce var. Bunu idare etmemiz lazım. Açık söyleyeyim AKP'ye karşı bir korku var. Bu korkuyu idare etmemiz gerekir, ama edemedik. Bu korku Türkiye'yi biraz fazla ulusalcılığa itti. Eski komünistler, herşeye karşı olan sosyalistler şimdi ulusalcı oldular. Ben aynı zamanda milliyetçi bir kişiyim. Aşırı milliyetçilik ülkelerin hep başına bela olmuştur.

DİNİ REFERANS OLMAZ Türkiye bir şeriat devleti olur mu? Hayır. Osmanlı dahi bir şeriat rejimi değildi. O zamanın tarihi şartlarına göre dini referansları da vardı, ama belirli sınıra kadar. Olmaz ama endişeler olur ve Türkiye'yi iç kavgaya götürür, sıkıntılara sürükler.

MADALYONUN TERSİ Ben AKP'nin yanmaması ve dikkat etmesi gereken noktaları söylüyorum. Ama madalyanın diğer tarafını da söyleyeyim. Türkiye'de laiklik adına bu hassasiyeti taşıyanların da çok fazla katı bir tutum içerisinde olduğu kanaatindeyim. Ne dinden bu ülkeyi ayırabiliriz ne de Türkiye'yi dini referanslarla yönetebiliriz.

YARA BEKLİYORDUM Kapatma davası hepimize sürpriz oldu. AKP'nin birtakım uygulamalarda hata yaptığını inkar etmiyorum. Birtakım endişeler taşıyordum, Anayasa değişikliği vesaire dolayısıyla bir taraftan yara alacağımızı düşünüyordum, ama kapatma davasının açılmasını biraz abartılı buldum.

"Benim söylediklerimde Başbakan'ı ve partiyi rahatsız edecek hiçbir şey yok. Kişisel beklentim olmadığını herkes bilir. Ülkemin yararına olacağını düşündüğüm için bu açıklamayı yapıyorum. Türkiye sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Bazı yanlışlar yapılıyor. Tek parti dönemi gibi hep aynı kabine üyeleriyle gitmek doğru mudur? Sözlerimin disiplinlik bir durum oluşturduğunu düşünmüyorum."

Vahit Erdem kimdir?

1944 yılında Ankara Keskin'de doğdu. 1967 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Aynı yıl DPT'de araştırmacı olarak göreve başladı. 1980 yılına kadar bu kurumda araştırmacı ve uzman olarak çalıştı. İngiltere'de Southhampton Üniversitesi'nde BM bursuyla ekonomi masteri, Fransa'da Proje Planlama Lisansı yaptı.

1984 yılında ANAP iktidarı döneminde Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Kurucusu ve Başkanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı Kurucusu ve Müsteşarlığı yaptı. Başbakanlık Baş Danışmanı olarak görev yaptı. Büyükelçi unvanı da olan Erdem, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcılığı, Avrupa Konseyi Sosyal Kalkınma Fonu Yönetim Kurulu Üyesi, THY, Vakıfbank Yön.Kur.Üyesi, KÖYTEKS, STM Yön.Kur.Bşk., TBMM Genel Sekreteri.

2002 seçimlerinde AK Parti'den Kırıkkale'den Milletvekili seçildi.

NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı

Haksöz-Haber

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir