1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. ÜRDÜN

  4. Ürdün sessizce işgal mi edildi?
Ürdün sessizce işgal mi edildi?

Ürdün sessizce işgal mi edildi?

Mehmet Beyhan, MİLAT gazetesinden yayımlanan yazısında İsrail'le normalleşme politikalarının göz ardı edilen yansımalarını Ürdün örneği üzerinden inceliyor.

03 Nisan 2021 Cumartesi 14:21A+A-

Mehmet Beyhan / MİLAT

Ürdün sessizce işgal mi edildi?

Günümüzün en sıcak çatışmaların yaşandığı yerlerden biri Filistin’dir. Bu çatışmanın bir tarafında modern silahlarla donatılmış İsrail ve ona destek veren ABD bulunurken, diğer tarafında ise, el yordamıyla topraklarını korumaya çalışan mazlum Filistin halkı bulunmaktadır. 

Ancak son zamanlarda bu çatışmayı çok tehlikeli boyutlara ulaştıracak adımlar atılmaktadır. ‘’İsrail’le normalleşme’’ adı altında bazı Arap rejimleri tamamen İsrail’in kontrolüne girerek Filistin davasına büyük zarar verdiler. Ne yazık ki bunun en son örneğini Ürdün’de gördük.

Peki, Ürdün’de ne oldu?

Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, 21 Mart’ta ABD ile ‘’savunma anlaşması’’ yaptığını duyurdu. Ancak Ürdün milletvekili Salih el-Armuti parlamentonun onayı olmadan böyle bir metne imza atılmasının: ‘’Ürdün Anayasasına ve egemenliğine aykırı’’ olduğunu belirtti. Ürdün bu anlaşmadan önce de edilgen bir ülke olsa da yapılan ‘’anlaşma’’ Ürdün’ü resmen teslim etmektedir.

Ürdünlülerin ‘’anlaşma’’ hakkındaki düşüncelerini anlamak için birçok Ürdünlüyle görüştüm. Söylenenler özetle şöyle: ‘’Ürdün halkından bu anlaşmanın gizlendiğini ve yöneticilerinden bu kadarını da beklemediklerini’’ diyerek sitem ettiler. Geçmişte diplomat olduğunu söyleyen bir Ürdünlü ise: ‘’Bu anlaşma derhal iptal edilmeli. Aksi takdirde ABD fiili olarak Ürdün’ü işgal etmiş olacaktır’’ dedi.

Peki, yapılan anlaşmanın içeriği nedir?

Bilindiği gibi Amerika Birleşik Devletleri’nin ‘’Orta Doğu’daki’’ stratejik ortağı İsrail’dir. Ürdün’ü de Filistin meselesinde etkileşim sağlayan bir platform olarak kullanıyordu.

Ancak imzalanan ‘’anlaşma’’ ABD’nin Ürdün’ü fiili olarak işgal etme yetkisini vererek Filistin davası üzerinde yıkıcı etkisi olacaktır. Örneğin ABD uçak ve gemilerinin Ürdün topraklarında serbestçe giriş yapmasından tutun, istediği kadar silah yığınağı ve personel bulundurma imkânı tanıyor. Dahası Ürdün topraklarında ABD askerlerinin silah taşımasına izin veriyor.

Modern devletlerin en önemli özelliği sınırları belirlenmiş bir ülke toprağına sahip olmasıdır. Bunun anlamı sınırlarını saldırılara karşı koruyan, giriş ve geçişlere kolayca izin vermeyen bir niteliğe sahip olmasıdır.

Devletlerin bu özelliği onları siyasal anlamda bağımsız, hukuksal anlamda egemen devlet yapar. Ürdün’ün topraklarını yabancı bir ülkenin askerlerine sınırsız kullanma imkânı vermesi, egemen ve bağımsız olma özelliğini yok etmektedir. Ancak Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, söz konusu anlaşmayla ilgili verdiği demeçte: ‘’uzun müzakerelerin meyvesi’’ olduğunu söyledi (!)

Peki, neden şimdi?

Yapılan ‘’anlaşma’’ ne kadar sinsiyse, zamanlaması da bir o kadar sinsi ve dikkat çekicidir. Papa’nın üç günlük sembolik Irak ziyaretinin hemen ardından böyle bir ‘’anlaşmanın’’ açıklanması sonuçları hesaplanmış bir stratejinin olduğunu göstermektedir. Zira Ocak’ta imzalanan ‘’anlaşma’’ bekletilip Mart’ta açıklamaları bu görüşümüzü teyit etmektedir. Hatırlanacağı gibi Papa 8 Mart’ta Irak’tan ayrılmıştı anlaşma 21 Mart’ta açıklandı. Bir kısım Arap medyası Papa’nın Irak’ta verdiği barış mesajlarını bölgede pozitif bir hava estirmişlerdi. Bunun temel nedeni, işgale karşı oluşacak tepkinin dozunu düşürmekti. Nitekim aynı medya organları Ürdün’ün ABD’ye teslim edilmesine karşı kör, sağır ve dilsiz kesilmiştir.

Sonuç

Ürdün’ün ABD ile yapmış olduğu ‘’anlaşma’’ fiili olarak Ürdün’ün sessizce işgal edilmesi demektir. Bu ‘’anlaşma’’ ile hem Ürdün egemenliğini kaybedecek hem de sonuçları Ürdün’le sınırlı kalmayıp Filistin başta olmak üzere tüm bölgede yaşanan kaosu derinleştirecektir.

Türk Dışişleri bölge ülkeleriyle bu konuyu müzakere ederek, Ürdün’ü bu tarihi hatadan vazgeçirmeye çalışmalıdır. Eğer bunu sağlamak mümkün olmazsa, o zaman bu anlaşmanın yol açacağı yıkıcı sonuçlarına karşı şimdiden alternatif stratejiler geliştirmek gerekir.

Her zaman vurguladığım gibi mesele ciddi ve derindir.

Not: Eleştiri, yorum öneri ile katkı yapmak isteyen dostlarımız: [email protected] adresi ile bana ulaşabilirler.

Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT