Tevhid yalnızca dilde değil, hayatın her alanında yaşanmalı

Tevhid yalnızca dilde değil, hayatın her alanında yaşanmalı

Esma Akbalık, Kelime-i Tevhid'in dildeki ikrarla sınırlı kalmaması, güzel ahlâk ve salih amellerle hayatın bütününe yön veren bir iman düsturuna dönüşmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Kelime-i Tayyibe: Dilde Bir İkrar, Hayatta Bir İstikamet!,

Esma Akbalık / Doğru Haber

Bir söz düşünün; insanın kalbine iman, hayatına istikamet, karanlıklarına aydınlık olsun…

“Görmedin mi Allah güzel sözü nasıl misal getirdi? Güzel söz, kökü sağlam, dalları göğe doğru uzanan güzel bir ağaç gibidir.” (İbrahim Suresi: 24)

Rabbimizin kelamında ne muhteşem bir benzetme! Kökü sağlam, dalları göğe uzanan bir ağaç… İşte Kelime-i Tayyibe! Müminin yüreğine ekilen, imanla kök salan, salih amellerle dallanıp budaklanan bir hakikat…

Kelime-i Tayyibe, güzel ve temiz söz demektir. Kur'an'ın bu ayette işaret ettiği güzel sözün en önemli tefsirlerinden biri Kelime-i Tevhid'dir: “Lâ ilâhe illallah…”

Bu söz, sadece dudaklardan dökülen bir cümle değildir. Bir teslimiyet, bir ahit, bir hayat nizamıdır. Allah'tan başka ilah tanımamayı, O'ndan başkasına kulluk etmemeyi ve hayatın her alanında O'nun rızasını gözetmeyi ilan etmektir.

Peki, biz bu büyük hakikati yalnızca dillerimizde mi taşıyoruz, yoksa hayatımıza da nakşedebiliyor muyuz?

“Lâ ilâhe illallah” diyen bir dil yalanla, gıybetle, iftirayla nasıl kirlenebilir? Allah'a iman ettiğini söyleyen bir yürek nasıl kul hakkına girebilir? Rabbine secde eden bir insan, O'nun yarattığı bir gönlü incitmekten nasıl çekinmez?

Resulullah Efendimiz (s.a.v.), “Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların emin olduğu kimsedir.” buyuruyor. (Buhârî, Îmân, 4; Müslim, Îmân, 64)

Demek ki iman, yalnızca inandığını söylemek değil; inancının ahlâkını yaşamaktır.

Kelime-i Tayyibe'nin temsil ettiği güzel söz, yalnızca Allah'ı zikreden dilde değil; mazluma sahip çıkan elde, yetimi koruyan yürekte, adaletten ayrılmayan vicdanda, emanete ihanet etmeyen karakterde de hayat bulmalıdır.

Çünkü iman ağacının kökü tevhid, gövdesi teslimiyet, dalları güzel ahlâk, meyvesi ise salih ameldir.

Bugün sözün çoğaldığı, fakat sözün değerinin azaldığı bir çağda yaşıyoruz. İnsanlar birbirine güzel cümleler kuruyor ama gönüller kırılıyor; diller Allah'ı anıyor ama davranışlar O'nun emirlerinden uzaklaşabiliyor.

Oysa Rabbimiz İbrahim Suresi'nin 27. ayetinde, iman edenleri dünya ve ahirette sağlam söz üzere sabit kılacağını müjdeliyor.

Öyleyse geliniz, Kelime-i Tevhid'i sadece zor zamanlarda sığındığımız bir zikir değil, hayatımızın her anına yön veren bir iman düsturu hâline getirelim. Evimizde, işimizde, ticaretimizde, aile ilişkilerimizde, insanlarla münasebetlerimizde Allah'ın rızasını gözetelim.

Unutmayalım; güzel sözün kökü imanla beslenir, meyvesi güzel amelle olgunlaşır. Ve insanın Allah'a olan bağlılığı, en güzel şekilde ahlâkında görünür.

Rabbimiz bizleri diliyle tevhidi ikrar eden, kalbiyle tasdik eden, hayatıyla bu hakikate şahitlik eden kullarından eylesin. İmanımızı kökü sağlam bir ağaç gibi gönlümüzde yaşatsın; dallarımızı salih amellerle göğe yükseltsin. Âmin.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir