1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Sorulacak bir hesabın olduğunu unuttuğun gün gerçekten kaybetmişsin demektir!
Sorulacak bir hesabın olduğunu unuttuğun gün gerçekten kaybetmişsin demektir!

Sorulacak bir hesabın olduğunu unuttuğun gün gerçekten kaybetmişsin demektir!

Yasin Aktay, Gazze'deki vahşete karşı Müslümanların yapabileceklerinin farkında olması gerektiğini vurgularken esas meselesinin ise unutmamak olduğunu ifade ediyor.

29 Mayıs 2024 Çarşamba 12:00A+A-

Yasin Aktay / Yeni Şafak

Gazze yanarken 2 milyarlık İslâm dünyasını arayanlara

Soykırımcı katil İsrail dünyanın gözü önünde ve ABD’nin sınırsız desteğiyle giriştiği azgınlıkta her geçen gün yeni rekorlar deniyor.

Dünyanın gözü önünde diyorsak, aslında dünya halklarının bütün protestolarına, isyanlarına ve lanetlemelerine rağmen diyelim de gerçekten insanlığın hakkını yemeyelim. Aslında bu vahşete insanlığın sessiz kaldığını kimse söyleyemez artık. Dünyanın her tarafında, üniversitelerde, caddelerde, sokaklarda, konser alanlarında, şimdiye kadar görülmemiş protestolar bu vahşetin şahitliğini de yapıyor. Bu anlamda dünya halklarının vicdanından yana bir umutsuzluk için şikâyet edilecek bir durum yok. Hatta bu katliamlar bütün korkunçluğu, vahşeti ve alçaklığıyla birlikte bütün insanlık hakkında umutları daha da canlandırıyor, daha da çok besliyor.

Yine de bütün bu protestolar, isyanlar ve lanetlemeler bu azgın gücü durdurmaya yetmiyor. Ona neyin yettiğini aslında herkes biliyor artık. Protestoları temsil eden halklar ile devletlerin yönetimi arasında çok büyük bir mesafe var. Aslında dünyada sözümona demokrasinin nasıl bir illüzyon olduğunu da gösteriyor bu durum. Halklar tarafından işbaşına getirilmiş olan farklı birçok hükümet son kertede İsrail’in bunca savaş suçuna karşı sesini çıkarmamalarını temin etmiş bir ipotek altındalar.

Herkes biliyor ki, İsrail’i durduracak tek şey güçtür. Ama dünyanın süper gücü ABD’nin sınırsız desteği arkasında olduğu sürece bu etkililikte bir gücün harekete geçmesi mümkün görünmüyor. Olup bitenleri artık her gün her saat kafayı yiyerek izleyen ve protesto ve isyan feryatları ayyuka çıkan Gazze dostları İsrail’in bu küstah ve azgın saldırganlığı devam ettikçe sığınacak bir melce arıyorlar.

İsrail azgınlığı Refah’ta birkaç kez yer değiştirmenin sonucunda oluşmuş mülteci kamplarındaki çadırları da hedef aldı. Orada canlı yayında insanların, çocukların ve kadınların yanışını bütün dünya izledi. Paramparça olmuş çocuk bedenleri bir de yanmış olarak vahşette yeni bir manzara ortaya koydu.

Bunu hangi normal ülke yapsa bütün dünyayı ayağa kaldıracak alçaklıkta ve korkunçlukta bir insanlık suçu olarak değerlendirilir ve her türlü yaptırımın hedefi haline gelir. Ama İsrail bu suçları, bu alçaklığı, bu mücrimliği kendinde bir hak olarak gören yaklaşımı hala sorgulamış bile değil. Çünkü ne ABD ne Avrupa ülkeleri bunca alçaklığı yaptırımı harekete geçirecek bir sorun olarak görmüyor.

İsrail azgınlığına karşı Gazze dostlarının isyanı baştan beri bu insanlık dışı soykırım makinasına isyan ederken ona sınırsız destek veren ABD’yi de hedef alıyor. Ancak baştan beri söylediğimiz şey, İsrail azgınlığına destek sadece ABD’den gelmiyor, aynı zamanda Arap-İslam dünyasının liderlerinin sınırsız suskunluğundan da geliyor. Sükût ikrardan geliyor derler. Şu ana kadar bilhassa Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün’den İsrail’e karşı güçlü hiçbir ses çıkmadı.

Oysa Gazze’ye düşen her bomba bütün Arap dünyasının, İslam dünyasının şerefine, haysiyetine düşüyor. Güçleri olmadığı için boşuna gürültü yapmıyor değiller. Biraz gürültü yapsalar her şey çok daha farklı olabilir. Hele bir araya gelseler, sesi belki gür çıkan tek ülke olarak Türkiye’yle birlikte hareket etseler ne ABD İsrail’e bu kadar sınırsız desteği göze alabilir ne de İsrail ABD’nin sınırsız desteği olmadığında bu kadar pervasız ve şımarıkça hareket edebilir.

İslam dünyasından sağlam bir ses çıkmayınca ister istemez herkesin aklına “Gerçekten bir İslam Dünyası var mıdır?” sorusuna sarılmak geliyor. Kesinlikle bir İslam dünyası vardır, halkların temsil ettiği. Ama bu dünyanın bir başı yok işte. Değerli dostumuz Vahdettin İnce bir isyan modunda ve aslında cevabını pekâlâ bildiği soruyu soruyor: “Arapların hamasetine, Müslümanların adaletine, insanların vicdanına ne oldu?”

Baş olmayınca Müslümanların sayısı 2 milyar olsa ne olur, 10 milyar olsa ne olur? Başlarındaki yöneticiler kendilerini temsil etmek yerine halklarını kontrol etmek ve bir açık hava hapishanesinde tutmak özere görevli gardiyanlardan ibaret. Onlar Gazze’nin yardımına koşmak bir yana, İsrail terör devletinin bir an önce Hamas’ı yok etmesini dört gözle bekliyorlar. İsrail Hamas’tan kurtulduğunda asıl bunlar da Hamas’tan ve İslami hareket tehdidinden kurtulmuş olacaklar.

Yoksa bugün Arapların hamasetini de Müslümanların adaletini de insanların vicdanını da temsil eden bir Gazze var, bir Hamas var. Dönüp İslam dünyasına kahretmenin bir âlemi yok. Müslümanları bir şekilde bir siyasi birlik olmaya ve 2 milyarlık gücü gerçek bir güç haline gelecek şekilde organize etmeye bakmak gerekiyor.

İslam dünyasını bu acizliği dolayısıyla gündeme getirenler İslam dünyası fikrinden yana umudu öldürmeye çalışarak başka bir katliam denemesi yapmış oluyorlar. Oysa İslam dünyasını başsız bırakmış olan siyasi süreç, girişim ve ittifakların İsrail’i kurmuş olan girişim ve ittifakların aynısı olduğunu hiç aklımızdan çıkarmadan hareket etmek zorundayız.

Ve eninde sonunda bu İslam dünyası tam da bu saldırganlıklar karşısında ve belki de onlar yüzünden uyanarak onu katlederek diri diri gömmüş olanlardan hesabını soracaktır.

HABERE YORUM KAT