1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Siyaset adına oluşturduğumuz ezberleri gözden geçirmeliyiz
Siyaset adına oluşturduğumuz ezberleri gözden geçirmeliyiz

Siyaset adına oluşturduğumuz ezberleri gözden geçirmeliyiz

Yasin Aktay, 31 Mart seçim sonuçlarına dair analizlerini sunuyor.

01 Nisan 2024 Pazartesi 10:00A+A-

Yasin Aktay / Yeni Şafak

Bir Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinden sadece 10 ay sonra girdiğimiz mahalli seçimlerin sonuçlarının yavaş yavaş belirmeye başladığı saatlerde yazıyorum. Hatırlayabildiğim kadarıyla seçimler tarihinde ilk defa bir Ramazan ayında gerçekleşiyor seçimler. Belki bunun etkisiyle oy sandıklarının başında öğlen saatlerinde katılımın çok düşük kalacağı izlenimi veren bir tenhalık hakimdi. Ancak öğleden sonra oy sandıklarının başında uzun kuyruklar oluşmaya başladı.

Şu saatlerde ülke genelinde sonuçların yüzde 25 kadarı ortaya çıkmış durumda. Bu oranlar geriye kalan oylar için yeterince fikir verecek verileri ortaya koyuyor. Genel seçimlerden sadece 10 ay sonra girilen mahalli seçimlere nazaran çok bariz farklar bu seçimlerin 22 yıllık siyasi süreçte ülkenin önemli bir kavşak noktasına gelmiş olduğuna işaret ediyor, diyebilir miyiz?

Hiç kuşkusuz enine boyuna değerlendirilmesi gereken ve siyaset adına uzun süredir oluşturduğumuz ezberleri gözden geçirmemizi gerektirecek bir tablo ile karşı karşıyayız. Nihayetinde yerel seçimler ile genel seçimler arasında da bir fark var. 10 ay önce aynı ittifak düzenine karşı Recep Tayyip Erdoğan ile yola devam kararı veren halk 10 ay sonra mahalli seçimlerde muhalefeti iktidara getirmeyi tercih ediyor.

Ülkenin yönetiminde bu kadar kısa süre önce Cumhur İttifakını iktidarda tutan halk, yerel yönetimlerde bu görevi İYİ Parti istisnasıyla Millet İttifakı’na vermiş oluyor. Gerçi yerel seçimlerde ittifaklarda çok daha farklı kompozisyonların oluşmuş olduğu da bir vaka. Önceden Cumhur İttifakı’nda yer alan Yeniden Refah Partisi bu seçimde hükümete yönelik muhalefetin önemli bir kısmını kendi uhdesinde toplayarak ayrı bir kutup oluşturmuş görünüyor.

Aslında 2019 yerel seçimlerinde de benzer bir durum oluşmuştu. Bir anlamda bu görev dağılımını halkımızın bir kez tekrarladığını söyleyebiliriz. 2019 yılından beri bilhassa Ankara, İstanbul ve İzmir’de ve birçok önemli şehirde Millet İttifakı yerelde iktidar konumundaydı. 2019 seçimlerinin sonucu karşısında, bunda zannedildiğinin aksine büyük hayırlar olabileceğini yazmıştım.

En büyük hayırlardan biri ülkede hiç kimsenin siyasal katılımdan uzak kalmaması, toplumun her kesiminin bir şekilde iktidara ortak olarak siyasal bedende iktidar-muhalefet bütünlüğünün oluşması. Tabii ki bu iktidar-muhalefet bütünlüğü kendi içindeki yer yer kıran kırana siyasal tartışmadan, çatışmadan muaf olacak değildir. Nitekim gördüğümüz şey budur. İkincisi ise yerel yönetimlerde 25 yıldır, hükümette de 17 yıldır tek başına iktidarda bulunan AK Parti’ye, iktidar olmanın kaybettirebileceği bazı sensörleri tekrar açmaya vesile olabileceği, yorulduğu hususlarda dinlenme, yanlış yaptıkları hususlarda kendine çeki düzen verme, özeleştirisini yapma fırsatı verebileceğiydi.

Bu, hayra yol açabilirdi ama tabii bu fırsatı değerlendirecek bir duyarlılığın canlı kılınması şartıyla. Bunun ne kadar sağlanıp sağlanamadığına dair şimdi yeni ve daha çarpıcı bir tecrübe var önümüzde. Aynı faydalar nasıl sonuçlanmış olursa olsun bu seçimler için de söz konusudur.

Yerel seçimlerin genel seçimlerden elbette farklı dinamiklerle ve gündemlerle gerçekleşmesi beklenir ancak bu seçimlerin genele de söyleyeceği şeyler vardır. Ortaya çıkan bu sonuçların ülkenin genel yönetimiyle ilgisiz olduğunu kimse söyleyemez. Açıkçası, tek tek her ilin adaylarıyla, yerel gündemin tartışmalarıyla bağlantılı olarak düşünüldüğünde böyle bir sonucun çıkması mümkün olamazdı.

Sonucun ulusal düzeyde ekonominin durumuyla çok yakından ilişkili olduğu çok açık. Banka faizlerinin yüzde 50 olmasına ve adeta 90’lı yılların enflasyonist ekonomisinin yaşanmasına insanların bir tepki vermemeleri düşünülemez.

Kuruluş yıllarında sosyolojiyi en iyi okuyan, en fazla dikkate alan AK Parti’nin giderek bu alanı fazlasıyla ihmal ettiğine dair ciddi alametler var. Özellikle aday tercihlerinde kendi iç demokratik süreçleri hiç işletmemiş olduğuna dair şikayetler ciddi boyutlara varmıştı. Bunun teşkilatlarda çalışma heyecanını ve idealist enerjiyi büyük ölçüde tüketmiş olduğunu herkes görüyordu.

Bununla birlikte sorun tamamen buna da indirgenemez. AK Parti’yi iktidara getiren süreç 90’lı yıllardaki enflasyonist politikalar, 28 Şubat ve yolsuzlukların ortaya çıkardığı krizden çıkış yolundaki toplumsal arayışlardı. Uzun süre onu iktidarda tutan, halen de onu genel yönetimde iktidarda tutan da bu konularda ortaya koyduğu başarılı politikalardı.

Son zamanlarda yaşanan ekonomik sıkıntıların uzun süre devam etmesi, gelir dağılımında göze çarpan adaletsizlikler, toplumda bir arayışı AK Parti iktidarı döneminde ilk defa bu kadar bariz biçimde harekete geçirmiş oluyor.

Sürekli yolsuzluklarla, skandallarla, beceriksiz ve tutarsız söylemleriyle gündeme gelen CHP yönetiminin bu arayışa cevap verip vermemesi önemli değil. Siyasal arayış burada kendi seçeneklerini üretebilecek mekanizmalardan yoksunsa önüne konulmuş seçenekler arasından yaptığı tercihle kendi duygu ve düşüncelerini ifade etme yolu bulmuş olur.

Seçim sonuçları memleketimiz için hayırlı olsun. Sonuçlar ne olursa olsun, Türkiye için bir kazançtır. Ülke yönetiminden sorumlu olan AK Parti’nin ve hükümetin bu sonuçları iyi çalışarak kendine çeki düzen vermesi için de bir vesile olur.

Hep şikâyet edilen ve rehavete sokan muhalefet yokluğu artık sığınılabilecek bir mazeret olmaktan çıkmıştır. Gerçekten de karşımızda kaliteli bir muhalefet yoksa bile halk belli ki o muhalefeti aramaktadır. Burada çıkarılması gereken ders halkın o arayışa girmiş olmasının ardındaki sebeplerinin iyi çalışılması, anlaşılmasıdır.

HABERE YORUM KAT

4 Yorum