“Andımız" hangi mantıkla hala ders kitaplarında tutuluyor?

“Andımız" hangi mantıkla hala ders kitaplarında tutuluyor?

2013 yılında demokratikleşme siyasal ve toplumsal normalleşme adımlarının bir parçası olarak 70 yıl boyunca okul bahçelerindeki büstün önünde ve askeri nizam içerisinde öğrencilere her sabah okutturulan “Andımız” isimli ırkçı metin tören kaldırıldığı halde ders kitaplarındaki yerini ise halen korumaya devam ediyor maalesef.

HAKSÖZ HABER

Tören Irkçı, Metin Irkçı Ama Toplum Irkçı ve İnkârcı Değil

2013 yılında Başbakan olduğu dönemde Recep Tayyip Erdoğan; "Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde çocukların askeri bir düzen gibi içtimaya dizilmesi yoktur. Aynı zamanda her sabah çocuklara ideolojik sloganlar attırılmasının çağdaş eğitim anlayışıyla uyuşmamaktadır” diyerek İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Andımız” ile ilgili maddesini yürürlükten kaldırmıştı.

Yürürlükten kaldırıldıktan sonra yaşanan tartışmalarda CHP ve MHP’nin itirazlarını sert bir dille eleştiren Başbakan Erdoğan, metnin yazarı olan Dr. Reşit Galip’in ırkçı-faşist zihniyetini de eleştirerek, mezkûr şahsın Türkçe ezan zulmünde de pay sahibi olduğunu vurgulamıştı. Günler süren tartışmaların hepsi ırkçılığın ne menem bir şey olduğunu ve cumhuriyet tarihinin bu ırkçı zulümlerle dolu olduğunun altı defalarca çizilmişti.

Yönetmelikte her madde değişiyor ama andımız maddesi sabit

Evet, gerçekten de söylenenlerin hepsi doğruydu ve hatta ırkçılık ile, eğitim öğretimi militaristleştirmek ile ilgili söylenenlerin ötesinde de uygulamalar yaşanmıştı. Bu akıl dışı, inkar ve asimilasyonu hedefleyen uygulamaların türlü zararları sebebiyle Türkiye toplumsal, siyasal ve kültürel açıdan en az bir yüzyıl kaybetti. Bugün geldiğimiz noktada 2013 demokratikleşme adımlarının fersah fersah ötesine geçilmiş olduğunu herkes yakinen görmektedir. Ve andımız denen ırkçı-Kemalist metnin her sabah seküler bir sadakat bildirimi şeklinde körpecik dimağlara dayatılmasının iptali üzerinden 13 yıl geçmiş durumda. Bu olumlu gelişmelere rağmen bir gece resmî gazetede yönetmeliğin ilgili maddesi 3-5 satırlık bir ibare ile 13 yıl önce kaldırılan irade, 13 yıldır başka bir yönetmelik olan Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliğindeki benzer ifadeyi kaldırmamaktadır.

Adı geçen yönetmelikte aslında 14.10.2021 tarihinde komple değiştirildi. Buna rağmen önceki köhne yönetmelikteki madde “İkinci yaprak ve devamında, ilkokul 1, 2 ve 3’üncü sınıflarına ait kitaplarda, yaprağın ön yüzünde Türk Bayrağı ile birlikte (Değişik ibare: RG-15/10/2024-32693) İstiklâl Marşı’nın ilk iki kıtası; yaprağın arka yüzünde Öğrenci Andı; üçüncü yaprağın ön yüzünde Atatürk resmi ve resmin alt kısmında Mustafa Kemal Atatürk yazısı bulunur. İçindekiler bölümü, ilgili sınıf için öngörülen puntoda olup beş sayfayı geçmez.” ibaresi yine de eklendi. Bu da yetmezmiş gibi 2024 yılında yönetmelikte 57 değişiklik yapıldı ve andımız maddesinde de yukarıda görüleceği gibi değişiklik yapıldı ama dayatma içeren bu ibare yine kaldırılmadı ne yazık ki. 2025 yılına geldiğimizde ise yönetmelikte 6 değişiklik daha yapıldı ama andımız maddesi yerini korumaya devam etti.

Eğitim ırkçı ideolojiden arındırılmalı

Sonuç itibariyle kamuoyu 2013 yılında tarihin çöplüğüne karıştırılan bu ırkçı törene rağmen aynı törenin dayanağı olan ırkçı ve inkârcı metnin ders kitaplarında olduğu gibi çakılı kaldığı görülmektedir. Peki, onca değişiklik yapılmasına rağmen 13 yılın sonunda Andımız isimli çirkin dayatmanın adeta seküler bir besmele gibi, ulusalcı bir muska gibi neden ders kitaplarının girişinde çocukların gözüne sokulduğunu kim, nasıl izah edecek acaba? Hiç şüphesiz ders kitaplarındaki ideolojik dayatma ve saptırmalar Andımız metninden ibaret değil. Resmi ideoloji ve Kemalizmin ders kitaplarından başlayıp eğitim öğretime dair tüm araç ve gereçleri, sınıflardan okul bahçelerine hatta spor salonları ve laboratuvarlara değin her yerde baş köşeye demirbaş gibi sabitlendiği görülmektedir. Bütün iyileştirme çabalarına rağmen eğitim öğretim değer ve sembolleriyle hala Kemalizmin ağır ipoteği altındadır.

Eğitimde Asıl Sorun Ayrıntılar Değil Kemalist Dayatmalar

Kemalizmin eğitim-öğretim üzerindeki ağır ipoteğini kırmak, kaldırmak, uzaklaştırmak için kimi sembolik adımlarla yetinmek makul ve faydalı bir yol olarak gözükmüyor. Kemalist-ulusalcı örgütlerin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik sistematik taarruzları, türlü vesilelerle giriştikleri provokasyonları bütün kamuoyu görüyor elbette. Lakin MEB Yusuf Tekin’in temsil ettiği toplumsal kesimlerden gerekli desteği gördüğünü söylemek pek mümkün değil. Fakat buna rağmen siyasetin daha büyük bir cesaret, feraset ve basiretle hareket ederek nesilleri ifsad eden resmi ideoloji ipoteğine karşı daha kapsamlı ve sonuç alıcı adımlar atması zarurettir. Çeyrek asırlık AK Parti iktidarında eğitim-öğretimde nitelikli adımlar atılmış, törenler başta olmak üzere müfredatta ciddi değişimlerin önü açılmıştır. Fakat gelin görün ki okullar el’an resmi ideolojiye eleman yetiştiren, Kemalizme militan temin eden fidelikler gibi işlev görmektedir.

Özetle, MEB Yusuf Tekin’in “Haçlı seferleri değil Haçlı saldırıları”, “Kurtuluş Savaşı değil Milli Mücadele” önermeleri gibi paradigma değiştiren daha köklü gündemleri ve adımları daha fazla gecikmeksizin pratiğe dökmesi gerekmektedir. Andımız metinlerinin ders kitaplarından çıkarılması, eğitim öğretimin bütün safhalarının resmi ideolojiye ait slogan ve sembollerden arındırılması okul bahçelerinin büstlerden arındırılması gibi işlerin daha fazla ertelenemeyeceğini bir kez daha hatırlatmak isteriz. Çocuklarımıza “kamu malı” muamelesi yapılması, çocuklara resmi ideolojinin kaçınılmaz kurbanları gözüyle bakılması derin bir yanılgı, yıkıcı bir pasifivizm ve edilgenliktir. Türkiye bu prangaları bir an önce kırıp atmalıdır.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir