Ulaşılamaz ama asla unutulamaz

Evimin ve okulumun ne hale geldiğini görmek için geri dönmeme bile izin verilmiyor.

Ohood Nassar’ın We Are Not Numbers’da yayınlanan yazısını Barış HoyrazHaksöz Haber için tercüme etti.


Çocukluğumdan beri öğretmen olmak hayalimdi; öğrencilerine sadece dersleri değil, hayalleri, hayatı ve yaşadığım yer nedeniyle sabrı da öğreten bir öğretmen.

2023 ortasında, Gazze'de savaş patlak vermeden önce, üniversitemdeki mezuniyet şartı olan öğretmenlik stajını tamamlamam gerekiyordu. Stajımı nerede yapacağıma dair bir an bile tereddüt etmedim. UNRWA'ya bağlı Halab Okulu'nu seçtim, dördüncü ve beşinci sınıfta okuduğum, evimden sadece birkaç yüz metre uzaklıktaki okul.

Okuldaki ilk günüm tamamen farklıydı. İlk kez öğrenci olarak değil, öğretmen olarak orada duruyordum. Anılar kalbimi doldurdu — okul günlerim, çocukluğum ve öğretmenlerimin bana verdiği sevgi.

Eğitimimi denetleyecek olan öğretmene selam verdim. Bana baktı ve “Sen olağanüstü bir öğretmen olacaksın. Gözlerinde tutku ve arzuyu görebiliyorum” dedi.

Gülümsedim, ona teşekkür ettim ve stajyer öğretmen olarak ilk günüme başladım.

Tüm öğrencilerimi derinden sevmeye başladım. Onları görmek ve kucaklamak için her eğitim gününü sabırsızlıkla bekliyordum. Sabahleyin toplanma anında beni gördüklerinde koşarak bana sarılırlar ve bensiz geçirdikleri okul günlerinin güzel olmadığını, beni çok sevdiklerini söylerlerdi. Onları sevgiyle dinlerdim ve kendimi onlarda görürdüm, en sevdiğim öğretmenlerime de aynı sözleri söylediğimi hatırlardım.

Günler geçti, stajyer öğretmenlik dönemim güzel ve neşeli anılarla doluydu. Ancak Gazze'de, kaygısız mutluluk anlarının asla uzun sürmediğini öğrendik.

7 Ekim'de, üniversite öğrencisi ve stajyer öğretmen olarak en sevdiğim rutinimi takip ederek her zamanki gibi günümü geçirmek için evdeydim, ama füze sesleri her şeyi durdurdu. Olduğum yerde donakaldım. O sesi zaten tanıyordum. Çocukluğumdan beri yaşadığım savaşlar gibi, her şeyi alıp götürecek yeni bir savaş başlamak üzereydi.

Korkudan boğulmuş bir halde evde kaldım ve kendime sonsuz sorular sordum: Bundan sonra ne olacak? Daha önce olduğu gibi hayatta kalabilecek miyiz? Hayalim gerçekleşecek mi, yoksa savaş onu sona erdirdi mi? Cevap yoktu.

5 Ekim 2023, Halab Okulu'nda öğretmen olarak durduğum son gündü.

Evim ve okulum Gazze'nin kuzeyinde, savaş sırasında kırmızı bölge olarak sınıflandırılan Cebaliya'da bulunuyor. Kırmızı bölge, herkesin öldürülebileceği bir yer anlamına geliyor.

Savaş sırasında, ailem, ben ve tüm Gazze halkının katlandığı dayanılmaz anlarda, savaş öncesindeki güzel günlerin anılarına sarılarak gerçeklikten kaçtım. Öğrenci ve öğretmen olarak kendimi, geride bırakmak zorunda kaldığım sıcak ve sevgi dolu evimi hatırladım. Bu anılar günlük acımı hafifletiyordu; beni hayatta tutan oksijen gibiydi.

2025 yılının Ocak ayı başında geçici ateşkes ilan edildikten sonra, kısmen yıkılmış evime ve okula dönebildim. İlk gün, enkaz ve kırık camlarla çevrili, hasar görmüş evimi gördüm ve barut kokusunu aldım. Mahalledeki tüm evler yıkılmıştı. Enkaz ve kırık camlar nedeniyle sokaklarda yürümek neredeyse imkânsızdı.

Evden geriye kalanları temizledik ve onardık. İki hafta sonra, evleri yıkılmış ve okulun kalabilecekleri tek yer haline geldiği için orada barınan akrabalarımı kontrol etmek için Halab Okulu'nu ziyaret etmeye karar verdim.

Okulu gördüğümde şok oldum ve kalbim parçalandı. Okul kısmen yanmıştı ve binlerce yerinden edilmiş aile, kalan kısımda ve avluda barınıyordu. Anneler, eskiden sabah toplanmaları için ayrılmış alanda yemek pişirmek için ateş yakıyordu. Çocuklar derslerini öğrenmek yerine oyun oynuyor ya da annelerine yemek pişirmede yardım ediyordu.

Yanmış okulumun barınağa dönüştüğünü görmek en zor an olacağını düşünmüştüm.

Mart 2025'te savaş yeniden başladı. Evimin ve okulumun yakınında her gün bombardımanlar oluyordu ve güneye kaçmamız için baskı artıyordu. Eğer gidersek geri dönmenin imkânsız bir hayal olacağına emindik.

Mayıs ortasında işgal güçleri, hasar görmüş evimizin birkaç dakika içinde bombalanacağı konusunda bizi uyardı. Bu evimi son kez göreceğimi kesin olarak bilerek, hızlıca veda ettim. Ve gerçekten de, birkaç dakika sonra evim bombalandı ve enkaza dönüştü.

O ay, çevredeki tüm sakinler zorla yerlerinden edildi. Bölge bir kez daha son derece tehlikeli ilan edildi. Barınaklara dönüştürülmüş okullar tahliye edildi ve yerinden edilenler güneye kaçmak zorunda kaldı.

Sonunda, Ekim 2025'te ateşkes ilan edildi. Büyük bir sevinç duydum ve sonunda en azından evimin ve okulumun enkazını bir kez daha görebileceğime inandım. Ancak işgal güçleri evimin kalıntıları yakınında konuşlanmış durumda. Okulum ise işgal askerlerinin toplandığı bir askeri üsse dönüştürülmüş.

Bir zamanlar evimin kısmen yıkılmış ve okulumun kısmen yanmış halini görmek, başıma gelebilecek en zor şey olduğunu düşünüyordum. Yanılmışım.

Şimdi, oraya geri bile dönemiyorum.

İşgal her zaman böyledir. Normal bir hayat sürmemizi engeller, evlerimizin enkazına ve yanmış okullarımıza geri dönmeyi ulaşılamaz bir hayal haline getirir.

*Ohood Nassar, Gazze'nin kuzeyinden bir çevirmen ve içerik yazarıdır. İslam Üniversitesi'nde temel eğitim öğrencisi olan Nassar, sınıfının en başarılı öğrencileri arasındaydı ve derslerinde sürekli olarak üstün başarı göstermekteydi.

Doğa, deniz ve huzuru seven Nassar, doğa ve gün batımlarının fotoğraflarını çekmeye tutkuyla bağlıdır. Çiçekleri ve ağaçları çok seviyor.

Çocukların toplumun temeli, toplumun kurucuları ve geleceği daha iyi hale getirecek kişiler olduğuna inandığı için çocuklara eğitim verme alanını seçmiştir.

Ohood, şehitler ve Gazze'yi vuran yıkım hakkında hikâyeler yazıyor. Filistin şehitlerinin sadece sayılar olmadığını, her birinin bir hikâyesi, bitmeyen bir hayali ve onlara sıcaklık ve sevgiyle bağlı bir ailesi olduğunu kanıtlamak için sesini tüm dünyaya duyurmak istiyor.

Çeviri Haberleri

Yeni İtiraf, Gazze Ajanını İsrail istihbarat operasyonlarıyla ilişkilendiriyor
ABD'nin İsrail'e askeri yardımı sona mı eriyor?
Amerika'nın tehlikeli unutma alışkanlığı:  ‘İsrail için yapılan savaşlar’
Trump sayesinde Avrupalı liderler uluslararası hukuku yeniden keşfediyorlar
Sizin sınırınız neresi? (İpucu: Sessizlik de bir cevaptır)