Sizin ilahınız ancak, kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah´tır. Onun ilmi herşeyi çepeçevre kuşatmıştır. Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten, sana katımızdan bir zikir verdik. Kim bundan yüz çevirirse, hiç şüphesiz kıyamet günü o, bir günah-yükü yüklenecektir. Onun azabında ebediyyen kalacaktır. Kıyamet günü bu yük onlar için ne kötü bir yüktür. Taha/98-99-100-101
Muhakkak ki sizin İlâhınız kendisinden başka İlâh olmayan Allah’tır ve O Allah ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Kendisinden başka sözü dinlenecek, yasaları uygulanacak, kulluk edilecek İlâh yoktur.
Geçmişlerin haberlerini işte böylece sana kıssa ederiz, okuruz. Muhakkak ki Biz sana katımızdan bir zikir, bir nasihat, bir gündem ve bir şeref vermiş oluyoruz.
Gelin Allah’ın haberlerinden, Resûlünün haberlerinden haberdar olmanın yollarını arayalım. Kesinlikle bilelim ki izzet ve şeref bu haberlerle ilgilenen, hayatını bu haberler doğrultusunda yaşayanların olacaktır. Ama:
Her kim ki Allah’ın bu haberlerinden yüz çevirir, bu haberlerle ilgilenmez, kim bu zikri, bu Kuranı kapatarak bir hayat yaşamaya kalkarsa, kim peygamberden yüz çevirirse kıyâmet günü günâhını yüklenerek gelecektir. Evet bu âyetlerden, bu gündemlerden yüz çevirerek bir hayat yaşayan kimse kıyâmet günü günâh yükleriyle gelecektir.
Orada ebedîyen bu yüklerin altında kalacak ve doğrusu kıyâmet günü o yük ne kötü bir yüktür. Her toplum, her ülke ve her çağ insanını ilgilendiren bir uyarıdır bu. Bu yükün cezası da ebedî olacaktır. Bir insan için kendisini cehenneme, ateşe götürecek olan bir yükten daha büyük, daha kötü bir yük düşünülebilir mi?
BASAİRUL KUR’AN
Zemahşerî’nin bu ayetlere dair tefsirindeki temel yaklaşımlar şöyledir:
1. İlahın Tekliği (98. Ayet)
Zemahşerî, ayetteki "İnnemâ" edatına dikkat çeker. Bu, "ilahlık" sıfatının Sâmirî’nin buzağısından ve tüm sahte tanrılardan tamamen soyutlanıp, yalnızca Allah’a tahsis edildiğini gösterir.
İlmin Kuşatıcılığı: Allah’ın ilminin her şeyi kuşatması (vâsia), O’nun hakiki ilah olduğunun en büyük delilidir. Zemahşerî’ye göre, bir varlığın ilah olabilmesi için her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilmesi şarttır; buzağı gibi hiçbir şeyden haberi olmayan bir varlığın ilahlık iddiası ise gülünçtür.
2. Kıssaların Hikmeti (99. Ayet)
Teselli ve İbret: Zemahşerî, bu ayetin Hz. Peygamber’e bir teselli olduğunu vurgular. "İşte böylece" ifadesi, geçmiş kavimlerin başına gelenlerin anlatılmasının, Peygamber’in kalbini sağlamlaştırmak ve ümmetine ibret vermek amacı taşıdığını belirtir.
Zikir Kavramı: Ayette geçen "Zikir" ifadesini Kur’an olarak tefsir eder. Kur’an’ın bir "zikir" olması, hem öğüt vermesi hem de hakikati hatırlatması yönündendir.
3. Kur’an’dan Yüz Çevirmenin Cezası (100. Ayet)
Zemahşerî burada müthiş bir belâgat analizi yapar. "Vizr" kelimesi aslında ağır yük demektir ancak burada günah anlamında kullanılmıştır.
Maddi Temsil: Zemahşerî'ye göre, kıyamet gününde bu günahlar o kişinin sırtında maddi bir ağırlık gibi hissedilecektir. Bu, manevi bir cezanın duyularla algılanabilecek şekilde somutlaştırılmasıdır (teşhis/istiare). Yüz çevirmekten kasıt ise Kur’an’ın hükümlerini terk etmek ve ondaki gerçeklere inanmamaktır.
4. Ebedi Azap (101. Ayet)
Hâlidîn (Ebediyet): Zemahşerî, büyük günah işleyip tövbe etmeden ölenlerin veya kafirlerin cehennemde ebedi kalacağı konusundaki dilsel kanıtları vurgular.
Haml (Taşıma) Tasviri: Ayetin sonundaki "Sâe lehum yevmel kıyâmeti hımlâ" (Kıyamet günü onlar için o yük ne kötüdür!) ifadesindeki "Hıml" kelimesini, insanın taşıdığı en ağır ve en çirkin yük olarak niteler. Kişi, kendi inkârını ve suçunu bir hamal gibi ebediyen taşımak zorunda bırakılarak rezil edilecektir.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ