“Rahmân çocuk edindi dediler. Hâşâ! o, bundan münezzehtir“

“Rahmân çocuk edindi’ dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Aksine onlar (melekler), ikrama mazhar olmuş kullardır.”

“Rahmân çocuk edindi’ dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Aksine onlar (melekler), ikrama mazhar olmuş kullardır.” (Enbiya: 26)

Yüce Allah’ın oğul edindiğine ilişkin iddia değişik cahiliye toplumlarında değişik şekillerde ortaya çıkmıştır. Arap müşriklerinin, meleklerin Allah’ın çocukları olduklarına inandıkları bilinmektedir. Yahudi müşrikler de Üzeyir’in Allah’ın oğlu olduğunu söylemekteydiler. Bu inanç hristiyanlar arasında da İsa peygamberin Allah’ın oğlu olduğu iddiası şeklinde ortaya çıkmıştır. Hepsi de değişik çağlarda, değişik şekillerde ortaya çıkmış cahiliye sapıklıklarıdır.

Burada kastedilenin, Arap müşriklerinin meleklerin Allah’ın çocukları olduklarına ilişkin iddiaları olduğu anlaşılmaktadır. Bu iddiaya, meleklerin özellikleri açıklanarak cevap veriliyor. Buna göre müşriklerin iddia ettikleri gibi, melekler Allah’ın kızları değildirler. “Tersine melekler Allah katında onurlu kullardırlar.” O’na karşı takındıkları edep tavrı, O’na ibadet etmeleri, O’nun heybetinden korkmaları gereği O’na herhangi bir şey önermezler. Allah’ın buyruklarını anında yerine getirirler ve tartışma çıkarmazlar.

FİZİLALİL KUR’AN

Zemahşerî’nin bu ayete dair öne çıkan tefsir yaklaşımları ve analizleri şunlardır:

1. "Çocuk Edindi" İddiasına Reddiye ve "Sübhânehu" (Hâşâ) İfadesi

Zemahşerî, ayetteki "Dediler ki..." kısmının başta Mekkeli müşrikler (meleklerin Allah'ın kızları olduğunu iddia edenler) olmak üzere, Hristiyanlar (Hz. İsa için) ve Yahudiler (Hz. Üzeyir için) gibi batıl inanç sahiplerine işaret ettiğini belirtir.

Tenzih: Ayette geçen "Sübhânehu" (O, münezzehtir) kelimesi üzerinde durarak, Allah’ın bir çocuk edinmesinin hem aklen hem de naklen imkânsız olduğunu vurgular.

İmtiyaz ve Cevaz: Zemahşerî’nin doğurma ve doğma eylemlerinin ancak cismanî, fani ve bir cinse ait varlıklar için geçerli olabileceğini, Allah’ın ise her türlü cismanî sıfattan uzak (muhalefetün lil-havâdis) olduğunu ifade eder.

2. Zemahşerî, ayetin "Bel ibâdun mukramûn" (Aksine onlar ikram edilmiş kullardır) kısmındaki edebi ve dilsel incelikleri şöyle açıklar:

"Bel" (Aksine) Edatı: Bu edatın (idrab), kendisinden önceki "çocuk edinme" iddiasını tamamen iptal ettiğini ve tamamen tersi bir gerçeği sabitlediğini söyler. yani melekler Allah’ın çocukları değil, sadece O'nun yarattığı birer mahluktur.

"İbâd" (Kullar) Vurgusu: Meleklerin "çocuk" kategorisinden çıkarılıp "kul" (ibâd) olarak tanımlanması, uluhiyet ile ubudiyet (kulluk) arasındaki kesin sınırı çizer. En yüce melekler bile Allah’ın emri altındaki köleler/kullar hükmündedir.

"Mukramûn" (İkram Olunmuşlar): Zemahşerî, meleklerin sıradan kullar olmadığını, Allah katında şerefli, değerli ve lütfa uğratılmış (mükerrem) varlıklar olduğunu belirtir. Onların bu üstünlüğü soydan veya nesepten değil, Allah’a olan mutlak itaatlerinden ve kendilerine verilen kutsal vazifelerden kaynaklanır.

Özetle Keşşâf'taki Ana Fikir

Zemahşerî’ye göre bu ayet, melekleri ilahlaştıran veya onlara tanrılık vasfı (Allah'ın nesli olmak gibi) atfeden her türlü şirki kökünden kazır. Meleklerin makamının büyüklüğü (mukramûn), onların Allah'a ortak olmasını değil, aksine O'na en mükemmel şekilde kulluk eden (ibâd) itaatkar varlıklar olduğunu kanıtlar.

 EL KEŞŞAF TEFSİRİ

Kur'an Haberleri

"Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde ancak bana ibadet edin”
Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: 'haydi getirin delilinizi!’
“O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler”
“Eğer gökte ve yerde Allah'ın dışında ilahlar olsaydı, hiç tartışmasız, ikisi de bozulup gitmişti”
Yoksa onlar, yerden birtakım ilahlar edindiler de, onlar mı (ölüleri) diriltecekler?